14 Mayıs 2008 Çarşamba
gribimiz geçmiyor....
13 Mayıs 2008 Salı
sabah halleri.....
Sabah erken saatler okullu çocuğu olan her annenin koşuşuşturma zamanlarıdır.Melis uyumayı seven bir çocuk.Bu sebeple sabahları biraz zor uyanıyor.Sabah 7.00 da saatimin haince çalmasıyla uyanıyorum.Melis'i 7.20 de kaldıryorum.20 dkika içinde kendimi ayıltmam kavaltıyı hazırlamam ve Melis'in okula götüreceği su,meyva gibi şeyleri ayarlamam gerekiyor.Onu kaldırmak ise başlıbaşına bir iş insan kıyamıyor.Üstünü giyinmesi,kahvaltı masasına oturması ve birkaç parça birşey yemesini sağlamak servis saatine kadar beni zorlayan şeyler.Genellikle okulumuz yakın olduğu için 10 dakika uyku uğruna servisi kaçırmayı göze alıyorum.Ama bu da okula onu benim götürmem anlamına geldiği için benim de üstümü giyip hazırlanmamı gerektiriyor. Mesela bu sabah da servisin geleceğini bildiren telefon çaldırmasıyla uyandım.Telefonun 5 dakika erteleme tuşu yerine kapatma tuşuna basmışım.Melis her zamanki muzip gülüşüyle gene mi geç kaldık anneeee diye benimle dalga geçti.
Bugün hava çok güzel. Güneş beni her zaman gülümsetir.Dün gece Üniversitenin düzenlediği bahar şenliklerine gittik.Panayır yeri gibi bir düzeni var.Bir sürü açık hava cafeleri,çimlere uzanan insanlar hatta küçük bir lunapark bile kurulmuş.Melis çok eğlendi.Gördüğü herşeyi yemek istedi.Mısır,pamuk helva,dondurma ,ışıklı oyuncaklar,elma şekeri ne görürse saldırdı.Bir tek mısırla kurtulduk bu sefer.Lunapark jetonları tehtidim işe yaradı.Aslında biraz büyümüş olduğunu fark ettim.Küçüklüğünden beri lunaparktaki dönen araçlara çok meraklıydı.Bu sefer gördümki onlar için biraz büyümüş.Pek zevk almadı.Etraftaki insanlar ve hareketlilik daha çok hoşuna idiyor.Bengü'nün konseri vardı aynı akşam.Havanın soğuk olması ve lunapark ilgisinden dolayı konseri izleyemeden eve döndük.
Bu akşam da MFÖ konseri var.Bu sefer Melis'i babannesine bırakarak konseri izlemeye gitmeyi düşünüyorum.Tabii kızımı ikna edebilirsem......
12 Mayıs 2008 Pazartesi
Okuma Bayramı

10 Mayıs 2008 Cumartesi
anneler günü
06 Mayıs 2008 Salı
çimlere uzandım.....
Yeşili özlemişim.Senenin ilk pikniğini geçen hafta gerçekleştirdik.Mangal yaktık,top oynadık ve ip atladık.Bütün kışın miskinliğini attık neredeyse.Çimlere uzandım,yüzümde harika bir sırıtış ve bu anı fotoğrafladım.
Günler çabucak geçiyor.Neredeyse 2 hafta oldu bu fotoğrafı çekeli...Havalar bir süredir tekrar soğudu.Ben de bu çalkantılı hava durumundan şifayı kaptım.15 senedir ilk kez bademciklerim çıktı.Yutkunmakta ve konuşmakta zorluk çeker oldum.Annemin bana yaptığı gibi boğazıma vicks sürerek tülbentle sardım.2 gün evde oturduktan sonra bugün artık yatamayacağımı düşünerek kendimi dışarılara attım.Haliyle daha hasta bir şekilde eve döndüm.Hasta bile olsam evde oturmak beni çok sıkıyor.İlaçlardan medet umsamda gribal enfeksiyonlarda pek bir fayda göremiyor insan.Alınan ilaçlar insanı sersem ediyor sanki....
Pazar günü anneler günü annenize küçük de olsa bir hediye almayı unutmayın....Bunun için haftasonunu beklememenizi öneririm.Alışveriş merkezleri büyük ihtimalle çok dolu olacaktır.
Pratik bahar pastası
01 Mayıs 2008 Perşembe
hıdırellezi kaçırmayın...5-6 mayıs gecesi...
Hıdrellez günü, yapılan bütün yemeklerin şifalı olduğuna inanılır ve herkesin bu yemeklerden yemesine özen gösterilir. Ne kadar çok yiyecek hazırlanırsa o senenin bereket ve bolluk içinde geçeceğine olan inanç nedeniyle fazla miktarda yiyecek hazırlanır. “Ağız tadı bozulmasın” dileğiyle tatlı, “bütün yıl boyunca sevenlerin sarılması” dileğiyle sarma, “ambarların dolması” dileği ile de dolma yapılır. Bunlar Hıdrellezin başlıca yiyecekleridir. ”S” harfiyle başlayan yiyeceklerin bolluk ve bereket getireceğine inanılır. Ayrıca Hızır’ın “S” harfiyle başlayan yiyecekleri çok sevdiğine de inanılmaktadır. Hızır’ın kendilerine de uğramasını sağlamak amacıyla Hıdrellez sofrasından süt, soğan, sarımsak, salep, sarma, simit, sütlaç olmak üzere yedi çeşit yiyecek eksik edilmez. Yeşil sebzelerden de kırk çeşit toplanıp yendiğinde şifa getireceğine inanılır. Yeşil sebze ve bitkilerin yenilmesi tabiatın yeniden canlanmasıyla paralellik göstermektedir.
5 Mayısı 6 Mayısa bağlayan gece Hızır’ın iyilik, mutluluk dağıtacağı, sorunları olanlara yardım edeceği inancı birtakım uygulamaları da beraberinde getirir. Bazı sorunların çözümü için yardım istemek, dileklerde bulunmak en yaygın davranışlardır. Yine bu gecede geleceğe yönelik bilgiler elde edilebileceğine inanılmaktadır. Hıdrellez geleneklerinin temelini oluşturan şifa - sağlık, mal-mülk ve servet, bereket-bolluk, kısmet ve şans talebine yönelik uygulamalardan birkaç örnek verelim:
Bereket - Bolluk Talebine Yönelik Uygulamalar :
- Toplanan çiğlerin bir kısmıyla da mayasız hamur yoğrulur. Ertesi sabah hamur mayalanmışsa Hızır’ın gelişinin kanıtı olarak kabul edilir.
- Yiyecek kaplarının ağzı açık bırakılır.
-Cüzdan ve çantaların ağzı açık bırakılır.
-Dolap kapakları ve çekmeceler açık bırakılır.
- “Niyet Çömleği” hazırlanır. 5 Mayıs günü bir çömleğin içine bekar kızlardan toplanan yüzük, kolye, boncuklar vb. konur. Çömleğin içerisi su ile doldurulur. Çömleğin ağzına yeşillik konur, üzeri kırmızı yemeni ile örtülüp, bir kilit ile kilitlenir ve bir gül ağacının dibine saklanır. Ertesi sabah kızlar toplanırlar. Çömleğin başına genç bir kız oturtulur. Kısmetinin açılması dileği ile kilit kızın başında açıldiktan sonra sıra ile maniler söylenerek çömlekten eşyalar çıkarılır.
Ceviz içi mülayim Şaştım kime varayım Şu karşıki konağa Ben de gelin olayım Ince idim üzüldüm Al ipeğe dizildim Ister al ister alma Ben alnına yazıldım Yapılan bu törenin kızların kısmetlerini açmada etkili olduğu düşüncesi, bitki ruhunun, yaşam üzerinde de hızlandırıcı ve bereketlendirici bir etkiye sahip olduğu inancıyla açıklanabilir.
Mal - Mülk Talebine Yönelik Uygulamalar :
- Su kenarlarında genç erkekler, kızların kısmetlerini açmak için söğüt dalı ile sırtlarına vurur. - Gün doğmadan yazılan dilekler nehire veya suya atılırsa dileklerin kabul edileceğine inanılır. - Bugün iş yapılmaz.
24 Nisan 2008 Perşembe
Meyvelerin Yararları
Hangi meyvenin ne yararı var?
* Bi kere vücudumuzun başlıca düşmanı olan kolesterol hiçbir meyvede yoktur!* Meyveler doğal şeker içerir, ne kadar çok meyve tüketirsek beynimizdeki sinir hücreleri de o kadar gelişir, meyve yemek hafızamızı canlandırır!* Meyveler mükemmel lif kaynağıdır!* Meyveler vitamin ve mineral açısından çok zengindir!* Az kalorilidirler ve kilo aldırmazlar! (Ancak rejim sırasında kalorisi nispeten yüksek olan incir, muz ve üzümden uzak durun)* Bol miktarda antioksidan içerirler!* Meyveleri aç karnına yemek sindirimi kolaylaştırır!
* Böbreklerin çalışmasını uyarıp kalp atışını düzenler,* Karaciğeri temizler,* Siyah üzüm, kabukları ve çekirdekleriyle yenirse hücre yenileyicidir,* Sindirimi kolaylaştırır, kansızlığı giderir,* Bebeklerin gelişimi için çok faydalıdır* Ancak kalorisi yüksek olan üzümün bir günde 15-20 adetten fazla tüketilmemesi gerektiğini de unutmayın;(100 gr. üzüm=65 kalori) ŞEFTALİ
* Kalp rahatsızlıklarına ve kansere karşı korur,* Sindirim sistemini çalıştırır, hazmı kolaylaştırır,* Böbreklerin ve safra kesesinin düzenli çalışmasını sağlar,* İdrar sökücüdür;(1 adet orta şeftali=42 kalori)KAYISI
* Kan yapıcıdır, kansızlığa iyi gelir,* Güzel bir cilt ve saç için olumlu etkileri vardır,* Özellikle akciğer kanserinin önlenmesinde yardım eder,* Kalp hastalıklarının ve kataraktın önlenmesinde yardımcıdır,* Kemik erimesinin önlenmesine faydalıdır,* Sinirleri gevşetip uyku verir* Kabızlık çeken ve sindirim sisteminde sorun yaşayanlar için faydalıdır,* Sabahları aç karnına yenilen kuru kayısı sindirim açısından faydalı olmanın yanı sıra cilde de canlılık katar;(1 adet kayısı=15 kalori)
İNCİR
* Bağırsakları çalıştırır,* Enerji verir,* Cinsel güce yardımcıdır,* Yüksek kan basıncını düşürür,* Kemik yoğunluğunu arttırır;(1 adet orta incir=37 kalori)
ANANAS
* Bakteri ve parazitlerle savaşmaya yarar,* Sindirimi kolaylaştırır,* İltihaplanma riskini azaltmada ve yaraların hızla iyileşmesini sağlamada etkilidir;(1 kalın dilim ananas=43 kalori)
ELMA
* Kanı ve böbrekleri temizler,* Cilde parlaklık ve güzellik verir,* Soğuk algınlığı ve öksürüğe iyi gelir,* Kolesterolü düşürür,* Sindirim rahatsızlıklarının kontrol edilmesine yardım eder,* Baş ağrısına iyi gelir,* Yüksek tansiyonu düşürür,* Kan şekerini kontrol altında tutar,* Romatizma ve gut hastalığına iyi gelir,* Uykusuzluğa iyi gelir,* Bağırsaklardaki parazitlerin dökülmesini sağlar;(1 adet küçük elma=63 kalori)
KİVİ

* Strese iyi gelir, sakinleştirici etkisi vardır,* Sigara dumanının etkilerini azaltır. Sigara içilen bir odadayken gün boyunca ağza iki çilek atılması önerilir.* Çocuk felci ve ağız-deri yaralarına yol açan virüsleri öldürücü etkisi vardır,* Kansere yakalanma riskini azaltır,* Mide ve bağırsak zayıflıklarını giderir,* Safra kesesi hastalıklarına iyi gelir,* Yüksek ateşi düşürür,* Dişlere ve diş etlerine iyi gelir, diş taşlarının oluşmasını engeller,* Cilde canlılık kazandırır;(100 gr. çilek=30 kalori)
23 Nisan 2008 Çarşamba
17 Nisan 2008 Perşembe
ben her bahar....
16 Nisan 2008 Çarşamba
Göz sağlığı testi
göz sağlığınızın yerinde olup olmadığını anlamak için ufak bir test... Saniye tutarak deneyiniz.
C harfini bulabilecek misin ?
OOOOOOOOOOOOOOOOOOOO
OOOOOOOOOOOOOOOOOOOO
OOOOOOOOOOOOOOOOOOOO
OOOOOOOOOOOOOOOOOOOO
OOOOOOOOOOOOOOOOOOOO
OOOOOOOOOOOOOOOOOOOO
OOOOOOOOOOOOOOOOOOOO
OOOOOOOOOOOOOOOOOOOO
OOOOOOOOOOOOOOOOOOOO
OOOOOOOOOOOOOOOOOOOO
OOOOOOOOOOOOOOOOOOOO
OOOOOOOOOOOOOOOOOOOO
OOOOOOOOOOOOOOOOOOOO
OOOOOOOOOOOOOOOOOOOO
OOOOOOOOOOOOOOOOCOOO
OOOOOOOOOOOOOOOOOOOO
OOOOOOOOOOOOOOOOOOOO
OOOOOOOOOOOOOOOOOOOO
OOOOOOOOOOOOOOOOOOOO
OOOOOOOOOOOOOOOOOOOO
OOOOOOOOOOOOOOOOOOOO
OOOOOOOOOOOOOOOOOOOO
C'yi bulduysan, 6 nerede?
999999999999999999999999999
999999999999999999999999999
999999999999999999999999999
999999999999999999999999999
999999999999999999999999999
999999999999999999999999999
999999999999999999999999999
999999999999999999969999999
999999999999999999999999999
999999999999999999999999999
999999999999999999999999999
999999999999999999999999999
999999999999999999999999999
999999999999999999999999999
999999999999999999999999999
Bulabildin mi? Hadi bakalım.. Bu sefer de N.
MMMMMMMMMMMMMMMM
MMMMMMMMMMMMMMMM
MMMMMMMMMMMMMMNM
MMMMMMMMMMMMMMMM
MMMMMMMMMMMMMMMM
MMMMMMMMMMMMMMMM
MMMMMMMMMMMMMMMM
Q; son bi gayret. Bu sefer de Q. Bakalim o kadar iyi misin?
OOOOOOOOOOOOOOOOOOOO
OOOOOOOOOOOOOOOOOOOO
OOOOOOOOOOOOOOOOOOOO
OOOOOOOOOOOOOOOOOOOO
OOOOOOOOOOOOOOOOOOOO
OOOOOOOOOOOOOOOOOOQO
OOOOOOOOOOOOOOOOOOOO
OOOOOOOOOOOOOOOOOOOO
OOOOOOOOOOOOOOOOOOOO
OOOOOOOOOOOOOOOOOOOO
OOOOOOOOOOOOOOOOOOOO
OOOOOOOOOOOOOOOOOOOO
OOOOOOOOOOOOOOOOOOOO
10 saniyenin altinda misiniz?O zaman iyi. Hala gözleriniz ve akli melekeleriniz yerinde.Değilseniz..Dinlenme zamanınız gelmiş demektir.
03 Nisan 2008 Perşembe
yaşamın bir kıyısı var mı?
bir sürü şey gelip gidiyor kafamın içinde...Karamsar olmakla mutlu kalmak arasında çelişiyorum. İstediğimi salt bir şekilde ifade edebilsem ilerlemek mümkün olacak.Hayalimde önceleri bir kıyı şehri vardı sessiz,sakin .Birden kıyımdan uzaklaşıp büyük binaların içinde insanların arasına karıştırdı beni.Gerçek bir yaşam yaşarken ve mutluyken kaçış hayallerimin ne yeri ne de zamanı.
Bugün bana uzak ama hikayeleriyle bir o kadar yakın olan 2 ölüm haberi aldım.Birisi 15 yaşında bir delikanlı birisi kızını yeni kaybetmiş bir baba.Ortak ölüm sebepleri kalpleri....
Beni okuyan bütün annelerin çocuklarını en azından bir kere çocuk kardiyoloğuna götürüp kontrol ettirmelerini rica edeceğim.Çok sağlıklı görünmeleri bir şey ifade etmez.Televizyonda rastladığınız ya da bir gazetenin 3. sayfasında okuduğunuz bir çocuğun spor yaparken ölüm haberine daha anlamlı bakmalısınız.Dünyada her 8 çocuktan 2 si kalpteki üfürümle doğuyor.Çoğu ergenlik çağına kadar farkedilmiyor bile...Bir çoğu da çeşitli kalp-damar hastalıklarına sahip olabiliyor.Çocukları bırakın biz 30 lu yaşlardaki anneler.En son ne zaman bir kontrolden geçtik...
Bazen ertelememek gerek....
25 Mart 2008 Salı
hayatımızı kolaylaştıran yeni icatlar!
Teknoloji hızla ilerliyor.Benim de ilgimi çeken yeni icatları sizlerle paylaşmak istedim.Sanal klavye ve yaprak bilgisayar en çok ilgimi çekenler arasında....


(Güzel bayan nefes aldıkça, pervane dönüp elektrik üretiyor ve şiddetine göre de parlıyor.)
(Ev kadınlarının büyük yardımcısı olmaya aday bir icat.. Yemeklerin lezzeti artacak.. Kesme tahtası üzerinde doğradığınız malzemenin ağırlığını görebiliyorsunuz.) 
(Dünyada ve Türkiye'de bir ilk.. FOTOSELLİ TAHARET MUSLUĞU Elinizi her uzatışta 10 saniye süreyle su verir ve otomatik kapanır.Maksimum hijyen,su tasarrufu ve sağlamlık.4 adet AAA kalem pille 1 yıldan fazla çalışır. )





24 Mart 2008 Pazartesi
Dünyayı güzellik kurtaracak! Çocuk istismarını durdurun!

Sevgili Çocuklaçocuk ekibi beni mimlemişler...
Çocuk istismarı nedir?
- Çocuğu sözel olarak hırpalamak.
- Çocuğu gereksiz yere ağlatmak.
- Çocuğu pornografik malzemeye veya davranışlara maruz bırakmak.
- Çocuğun dokuulmasını istemediği yerlere dokunmak.
- Çocuğu kendine dokunmaya zorlamak.
- Çocuğun özgüvenini kırmak.
- Öfkeyi,gerginliği azaltmak için çocuğu örselemek,itip kalkmak.
- Çocuğu kendi çıkarları için kullanmak.
- Çocuğa yeterli bakım sağlamamak.Örn: kirli,çıplak,aç bırakmak.
- Çocuğu hizmetçi gibi kullanmak.
- Çocuğu dinlememek.
- Çocuğun duygusal gereksinmelerini göz ardı etmek.
- Başka işler yaptırarak çocuğun eğitim ve hobileri için kullanacağı zamanı harcamak.
- Okulda çocuğa vurmak ve aşağılamak.
- Çocuğun tıbbi gereksinmelerini göz ardı etmek.
- Çocuğun eğitim gereksinmelerini göz ardı etmek.
- Zarar verecek durumlarda çocuğu denetimsiz bırakmak.
Ailelerin eğitimli olmasının ne kadar önemli olduğunu düşünüyorum.Eğitimli anne ve babalar tüm bunların çocuk üstünde ne kadar büyük bir etki yaratacağının farkındalar.Bilinçli çocularda birgün anne baba olacak ve onlar da çocuklarında aynı etkiyi sürdürebilecekler.Bakamayacakları kadar çocuk sahibi olan ailelerde hayat kargaşası içinde çocuklarına gereken ilgiyi gösteremiyorlar.Tüm bunların olmadığı güzel bir dünya diliyorum.
İkinci mim konusu ise çocukluğumuza dair hatırladığımız bir şarkı ve şimdi onu dinlerken bize ne hissettirdiği...
Küçükken her bayram Barış Manço'nun 'Bugün Bayram' adlı şarkısı televizyonlarda çalınır ve bizde arkadaşlarla söylemeye çalışırdık.Şimdilerde de kızımla her bayram youtube dan şarkıyı bulup dinlemeye bayılıyoruz.Aslında sözleri biraz hüzünlü ama nakarat kısmı beni hep heyecanlandırmıştır.
Sen gittin gideli
içimde öyle bir sızı var ki
Yalnız sen anlarsın
Sen şimdi uzakta
cennette meleklerle
bizi düşler ağlarsın
Bugün bayram
erken kalkın çocuklar
Giyelim en güzel giysileri
Elimizde taze kır çiçekleri
üzmeyelim bugün annemizi
Sen yaz geceleri
yıldızlar içinde
Ara sıra bize göz kırparsın
Sen soğuk günlerde kalbimi ısıtan en sıcak anısın
Bu gün bayram çabuk olun çocuklar
Annemiz bugün bizi bekler
Bayramda hüzünlenir melekler
Gönül alır bu güzel çiçekler
Barış Manço
Ben de herşey güzel olacak ekibini mimliyorum.Sevgiler!
21 Mart 2008 Cuma
cuma...
Dün akşam nişanlanmak üzere olan bir çiftle karşılaştım.Mutluluğun tarifini sadece birbirlerini sevmek üzere yapan bir çift.Sevmenin coşkusunu sadece o yaşlarda mı yaşarız bilmiyorum ama benim artık bir tarifim bile yok.
Geneline bakarsak mutlu bir hayatımvar.Sevdiğim kişiyle evlendim,dünyalar tatlısı bir kızım var.Sağlık problemlerimizi hallettik vs. vs...
Hergün bunların farkındalığıyla uyansam keşke.Günlük hayata kendinimizi bırakınca,yaşamanın ne kadar mutluluk verici bir şey olduğunu unutuyoruz.Bugün kendimize bir iyilik yapıp bütün sorunları bir kenara itip sadece sağlıkla yaşadığımız için mutlu olalım.Havanın grisine aldanıp hüzünleri çağırmayalım.Hepinize iyi haftasonları diliyorum...
19 Mart 2008 Çarşamba
pink
13 Mart 2008 Perşembe

Günleri diğerinden,insanları diğer insanlardan ayırt edemediğiniz oluyor mu?
Bazen her gün aynı kısır döngü içinde yaşadığımı düşünüyorum.Her yer siyah ya da beyaz ...Yüzler aynı ve renklendirmek için enerjimi kaybetmişim.Eskiden beni mutlu eden şeyler de aynı ruhsuz iki renge bürünmüş.Bana hayattaki bütün renkleri hissettiren kızım da babannesine gidince bu siyah-beyaz hali daha da net hissetmeye başladım haftasonu....
Pazartesi bütün enerjisiyle beni karşılayınca biraz olsun düzeldim.Sebepsiz mutsuzlukları allahtan kısa süreli yaşıyorum.
Hepinize iyi haftalar!
12 Mart 2008 Çarşamba
deniz kokusu....
Havalar düzelmeye başlayınca ilk özlediğim deniz kokusu oluyor.Bir deniz kıysına gitsem, bir motora atlasam,saçlarıma birkaç damla deniz suyu serpilse....
Denizin kenarında ince belli bardakta bir bardak çay gibisi var mı?
Melis saattlerce deniz kenarında oyalanmaya bayılıyor.Annesine çekmiş herhalde!
Pazar günü hava güzel vaktimizde varken kızımla yürüyüş yapıp birkaç kitap almaya karar verdim.Hırkalarımızla dolaşmayı ikimizde özlemiştik.Bir kaç kitapçıya uğradık,kendime bir pembe bir de mor menekşe aldım.O iki çiçek beni mutlu etmeye yetmişti.Derken arkadaşlarım Kalamış dolaylarında bir tekneden beni aradılar.Ah keşke aramasalardı! Birden o mutlu sırıtışım sanki bu şehirden nefret edercesine gerildi....
Mutlu aile havamdan birden çıktım.Ruhum tekneye doğru yol aldı birden...Özellikle pazarları İstanbul'daki arkadaşlarımı ve ailemi aramamaya çalışırım..Sık sık gitsem de doyamadığım İstanbul'um bazen de beni mutsuz ediebiliyor böyle.Sevdiğim kişilerden uzakta kalmaya bir türlü alışamıyorum.Hep bir şeyler eksik kalıyor.Hafta içi pek hissetmesem de haftasonları bunu daha iyi anlyorum.
Aranızda deniz kıyısında oturanlar varsa şimdi benim için pencereyi açıp deniz kokusunu ciğelerine çeksinler...
11 Mart 2008 Salı
Bahar geldi...
Yeni bir mevsim,yeni mutluluklar belki de beni bekleyen yeni hüzünler barındıracak.Bildiğim tek bir şey var o da baharı sevdiğim.Güneş yüzünü gösterdikçe gülümseyerek uyanıyor ve günümü aynı gülümsemeyle devam ettiriyorum.Pazar günü 10 saatlik uyku uyumamla beraber haftaya enerji ile başladım.Kızımın dersleri geçen hafta ile ağırlaştı.Yaş problemleri ile tanıştık:)))
Bilmem kaç sene binbir çeşit yaş problemi çözecek olması ne kötü!
Dersler konusunda gitgide artan ciddileşme ona daha çok vakit ayırmamı gerektiriyor.Melis'in istekli olması beni sevindiriyor aslında....
Anlatacak çok şey birikmiş....
Şİmdilik hoşçakalın!
25 Şubat 2008 Pazartesi
Meraklılara otsal bir test.....
Hangi 'OT'sunuz?*

24 Şubat 2008 Pazar
pratik tatlı,pazar halleri ve kar

20 Şubat 2008 Çarşamba
Sadece bizim ülkemizde olur!
Sadece Bizim Ülkemizde Olur
Yeryüzünde insanlar ya sigara içerler ya da içmezler. İçenler, sigaralarını çakmak ya da kibritle yakarlar. Ve bunların bir kısmı da kanserden ölür. Ama, dünyada demir çelik haddehanesinde çalışan hiçbir işçinin, sigarasını yakmak amacıyla 600 tonluk pres makinesinin arasından emekleyerek geçip 2450 santigrat sıcaklığındaki fırına ulaşmaya çalışırken can verdiği görülmemiştir. Türkiye'de görülmüştür, Karabük'te...
*********************
Bütün dünyada haşerat, özellikle sivrisinek vardır, buralarda da sinek ilacı kullanılır. Ama, sivrisinek yutup da midesine kaçan sineği öldürmek üzere ağzına Shelltox sıkmak suretiyle zehirlenip ölen, Türkiye'dedir. İstanbul, Sultanbeyli'de...
*********************
Dünyanın her yerinde insanlar berbere gidip tıraş olurlar Ama hiçbir berber, rahatlatmak amacıyla müşterinin kafasını sağa sola kanırtırken adamın boynunu kırıp onu öldürmemiştir. Türkiye'de öldürmüştür, Erzurum'da...
*********************
Dünyanın hiçbir yerinde bankamatikten para çekmek için düğmeye bastığınızda elektrik çarpmaz ve ölmezsiniz Türkiye'de ölürsünüz, Bozcaada'da...
*********************
Dünyanın hiçbir yerinde, otoyolda giderken radyoda duyduğu göbek havası eşliğinde göbek atmak için arabayı 'sağ şeride çeken' ve az sonra da arkadan gelen arabanın çarpması sonucu ölen bilinmez. Türkiye'de bilinir, Adapazarı'nda...
********************* Nüfus sayım günü sokağa çıkma yasağı nedeniyle bomboş otoyolda (Dünyanın hiçbir yerinde böyle bir şey yoktur ve olamaz) sayım görevlisi 'bariyerlere' çarpıp ölmez. Burada ölür, Gebze'de...
*********************
Dünyanin hiçbir yerinde aynı işyerinde biri gece, biri de gündüz vardiyasında çalışmakta olan ve her ikisi de 'mobilet' kullanan bir baba-oğul, birisi işten çıkıp eve gider, öteki evden işe gelirken bir kavşakta karşılaşmazlar ve birbirlerine selam vermek için ellerini kaldırınca çarpışıp her ikisi de ölmezler. Burada olur, Konya'da...
*********************
Dünyanın hiçbir yerinde gemi mühendisi kazanı kontrol etmek için kazana girdiğinde biri gelip kazanın kapağını kapatmaz ve sonra da gemi yola çıkmaz. Bizde olur, Kocaeli, Dilovası'nda... *********************
Dünyanın hiçbir yerinde bir adam ayakkabısının içine kaçan taştan kurtulmak için elektrik direğine yaslanıp ayakkabısını çıkarıp silkelediğinde, yoldan geçen bir başkası onu elektrik çarptığını sanmaz ve elektrikle bağlantısını kesmek amacıyla kafasına kürekle vurarak onu öldürmez. Bizde öldürür, Rize'de
19 Şubat 2008 Salı
eve döndüm....
Pazar akşamı başlayan dönüş çabalarım,salı akşam uçağının sorunsuz kalkması sonucu nihayetlendi. Kızıma ve evime kavuştum. THY nın sorumsuz davranışlarını eleştirmeen geçemeyeceğim.Havaalanına o karda kışta gitmek zaten bir sorun.Telefonla bilgi almak mümkn değil aradığımızda uçak kalkacak deniyor.Alana vardığımızda ise ilk önce 30 dak daha sonra 1 saat rötar derken iptal ediyorlar uçağı...
İnsanlar perişan halde geri dönmeye çalışıyor.Herkesin evi olmadığı için kalacak yer bulma telaşı başlıyor ondan sonra....
Dün akşam rötarsız sorunsuz indik şehrimize.Arabayı havaalanında bırakmıştık.Araba kara gömülmüş haldeydi.Yarım saatten fazla arabayı kurtarmaya çalıştık.Temizlemek bir yana etrafı da karla kaplandığı için yerinden oynatmak için arabayı itmek zorunda kaldım.Otopark için bir sürü para almayı bilen yetkililerden birtek kişi yoktu etrafta....
Bir şekilde kurtulduktan sonra ellerim ayaklarım buza dönmüş halde kızıma kavuştum.Bir daha karda kışta yola çıkmama kararı aldım.Çıkarsam da kızımı almadan bir yere gitmem....
Nasıl özlemiş anlatamam...
Beni ve babasını defalarca öptü.Sarıldı.Bizi görünce yaşadığı sevinç görülmeye değerdi.Allah kimseyi anne ve babasız bırakmasın.Kaç gündür ona özveriyle bakan babanne,hala ve dedemize de teşekkür ettikten sonra sıcak evimize döndük.....
18 Şubat 2008 Pazartesi
karlar düşerr,düşer düşer ağlarım....
Bloğumu takip eden veya beni tanıyan arkadaşlar bilirler,Kayseri-İstanbul hattının sürekli yolcusuyum.Bu kez sadece haftasonu için kızımı bırakıp eşimle geldim İstanbul'a.....
Geçen haftalarda bir kez babasıyla bırakıp annemin ameliyatı için gelmiştim .O zaman babası yanında olduğu için gönlüm çok rahattı.Bu sefer okulunu ve aldığı kursları göz önünde bulundurararak onu babaannesinin yanında bıraktık.Dün akşam bastıran kar yüzünden uçağımız iptal oldu.Bugün de muhtemelen gidemeyeceğiz.Aklım kızımda...O yanımda olsa hiç problem değil....1 hafta daha kalabilirim.Sanki orada öksüz ve yalnız kalmış gibi hissediyorum.Onun çok iyi bakıldığını bilsem de uzakta olmak zor geldi.İlk kez havaalanından eve kös kös geri döndüm.Onca senedir gidip gelirim,1 kez ,3 saat sis sebebiyle beklemek dışında,geri döndüğüm olmamıştı.Bir de ne zaman kalkacağını bilmediğim için ayrı bir endişe var içimde....
Bu bana ders oldu.Bir daha onu bırakıp hiçbir yere gitmek yok!
Dün akşam havaalanını görmenizi isterdim.İnsanlar üstüste kimse doğru dürüst açıklama yapmıyor...En az 2-3 saatlik rötarlar...Sürekli gelen dolu havaalanına fakat giden olmadığı için kapasitesini aşmış vaziyetteydi...
Herkesin sinirleri gerilmişti anlayacağınız.Bu karda kışta benim gibi yollarda kalan insanlara allah sabır versin diyorum!
Beni de en kısa zamanda kızıma kavuştursun tabii....
Eveet şimdi eşim bugünki uçağın da iptal edildiğini söyledi.Karayolları da kapalı olduğu için yarını bekleyeceğiz....








