
28 Aralık 2007 Cuma
yılbaşı

24 Aralık 2007 Pazartesi
Bayram ve pratik rulo börek....
Güzel bir bayramı geride bıraktım.Ailenin sürekli bir arada olabildiği nadir zamanlar oluyor bayramlar.Bize de bunun keyfini çıkarmak kalıyor.Özellikle baba kız normal zamanlarda birlikte çok fazla vakit geçiremediği için ikisi için bayramlar ayrı bir önem kazanıyor.İstanbul'a yılbaşında gideceğim için bu sene evimizde kalmayı tercih ettik.Bir gün Melis'i babaannesine bırakarak güzel bir Kapadokya gezisi yaptık.Havanın buz gibi ve karlı olması dışında keyfimizi bozacak hiçbir şey olmadı.
3. ve 4. günü ise yoğun bir bayram trafiği yaşadık...Geldi geçti bile işte...
Bu aralar hamaratlığım üstümde....Netten sürekli kolay ve pratik ama bir o kadar da lezzetli olabilecek tarifler bulup deniyorum.Her seferinde başarılı olmuyor tabii ki...Lakin bu tarif çok başarılı ve lezzetli olduğu için sizinle paylaşmak istedim...
19 Aralık 2007 Çarşamba
18 Aralık 2007 Salı
faydalı bir link...topkapı sarayını gezin dolaşın...

17 Aralık 2007 Pazartesi
melis dağda....ve Boş Oda(vacancy)
Kayseri de kayak mevsimi başladı.Kızımı daha kayağa başlatmadığım için kızak keyfiyle yetinmek zorunda kalıyor.Çocuğunuza kızak kaydırmanın o kadar kolay olduğunu sanmayın.Tepeye kadar bilmem kaç kere çıkacaksınız.Anne yukarıdan bırakacak baba aşağıdan tutacak derken çocuk ne kadar keyif alıyorsa da defalarca yinelenen inme çıkma olayı anne ve babayı yıpratıyor.Bu sebeple en kısa zamanda kızıma kayak öğretmeye başlayacağım.Dağın benim için en güzel tarafı o temiz havayı içime çektikten sonra sucuk ekmek yemek ve üstüne dağ manzarasına karşı güzel bir kahve içmek...Yanında da iyi bir sohbet arkadaşı varsa değmeyin keyfime....
Kızım mutlu ben mutlu derken hava biren tipiye dönmeye başladı ve evimize dönüp geçen gün aldığım filmlerden birini seyretmeye karar verdik.Gerilim filmlerini nedense seviyorum bu aralar.Çayımızı demledik.Güzel bir böreği attım fırına,kızım arkadaşıyla biricik dizisi 'heps1'i seyrederken bizde film keyfi yaptık....Güzel bir pazar geçirdiğimi söyleyebilirim...Çocuklu ailelerin en büyük keyfi de bu olsa gerek...

filmin konusu ise şöyle;
Araları açık bir karı kocanın arabasının gecenin geç bir saatinde gözlerden uzak bir taşra yolunda bozulması akla hayale gelmeyecek bir kabusa yol açar. Çift şeritli ıssız ve karanlık bir otoyolda arabasız kalan David Fox (Luke Wilson) ve yakında boşanacağı eşi Amy (Kate Beckinsale) geceyi tuhaf ama zararsız görünümlü bir adam (Frank Whaley) tarafından işletilen döküntü bir motelde geçirmeye mecbur kalırlar. Son derece kirli ve her yeri dökülen odalarında sürekli didişen çift, gizli bir bölmede, rahatsız edici derecede gerçekçi görünen, ev yapımı işkence filmleri bulurlar. Kanlı mı kanlı bu video filmlerinin o an içinde bulundukları odada çekildiğini anlayınca, David ve Amy aralarındaki sorunları bir kenara bırakıp oradan kaçmak için el ele vermedikleri takdirde sadist film yapımcısının bir sonraki kurbanları olacaklarını anlarlar....
13 Aralık 2007 Perşembe
melis in dişleri.....


Kalıcı dişler 6-7 yaş dolaylarında çıkmaya başlar.18-20 yaş
dolaylarında 4 adet akıl dişlerin çıkmasıyla 32 ye tamamlanır.
1 Orta kesiciler------7 yaş
2 Yan kesiciler-------8 yaş
3 Kaninler-----------10 yaş
4 1. Küçük azılar-----9 yaş
5 2. Küçük azılar----11 yaş
6 1. Büyük azılar----6 yaş
7 2. Büyük azılar---12 yaş
8 3. Büyük azılar---18 yaşından sonra
kaynak.www.hekimim.com
12 Aralık 2007 Çarşamba
kitap yazısı...

Kızım okuma yazmayı öğrendiğinden bu yana dünyası değişti.Her haftasonu kitapçı ziyaretlerimizde daha bilinçli.Kendine uygun kitapları seçerkenki ciddiyetini görmenizi isterdim.Kitapları tek tek inceliyor başlıkları okuyor ve zevk alıp almayacağını düşünüyor.Bizim kitap okuma zamanlarımızda kendi kitabını alarak büyümüş havalarında yanımıza geliyor.Kızım için istediğim en önemli şeylerden biri isteyerek kitap okumasıydı ki bunu aşıladık galiba...
Paul Auster' in yeni romanını çıkar çıkmaz aldım.Hayal gücüne ve romanlardaki kurgusuna hayran kaldığım yazarlardan biri.Bana tavsiye etmek size de okumak düşüyor....
Eski hayat sigortacısı Nathan Glass, yakalandığı hastalıktan ötürü ölüme gün saymaktadır. Karısından boşanmış, emekli olmuş, tek kızından kopmuştur. Bir başına kalmak için, kimsenin kendisini tanımadığı Brooklyn'e gelir. Bir süre sonra nicedir kayıp olan yeğeni Tom Wood'la karşılaşır. Tom'un çalıştığı kitabevinin sahibi Harry Brightman da, kaderin Brooklyn'e sürüklediklerindendir. Tom ve Harry aracılığıyla dünyası genişleyen Nathan yepyeni dostlar edinir. Giderek başkalarının acıları ve yaşam savaşları kendi umarsızlığına ağır basacaktır... Günümüz Amerikan edebiyatının en seçkin yazarlarından Paul Auster'ın yeni romanı Brooklyn Çılgınlıkları, hiç kuşkusuz, en içten, en coşkulu kitabı. Üç kişinin Brooklyn'de kesişen yaşam çizgilerini ustalıkla ören roman, sıradan insan yaşamının görkem ve gizemlerine unutulmaz bir övgü. (Tanıtım Yazısından)
11 Aralık 2007 Salı
Karayip Korsanları 3 ve pratik etimek tatlısı

1 tatlı kaşığı limon suyu
10 Aralık 2007 Pazartesi
çocuklarda öksürük

Çocuklarda Öksürük
Çocuk öksürüğü aileleri en çok rahatsız eden hastalık belirtilerinden biridir. Çocuğu yorar, aileyi üzer ve uykuları böler.Ancak çocukta öksürüğe sebep olan birçok hastalık çok ciddi değil, sadece can sıkıcıdır.Öksürük sadece ciğerleri bakteriler, virüsler ve birtakım yabancı cisimlerin zararlı etkilerinden koruyan bir savunma mekanizmasıdır.
Öksürüğün sebebi nedir?
Çocuğunuz 3 aylıktan küçük 38 derece üzeri ateşli ve öksürüğü varsa
Çocuğunuzun öksürük nöbetleri ile birlikteaşağıdakilerden biri de varsa:
Nefes almakta güçlük,
Nefes alıp verirken hırıldama
Dudaklarında veya tırnaklarında morarma
Ağlarken veya konuşurken nefes kesilmesi
Nefes alıp verirken göğüsünde gözle görülebilen çökmeler
Katılmalar, öksürük esnasında 15 sn den fazla süren nefessiz kalmalar.
Nefes alma esnasında ses gelmesi
Bebeğiniz öksürük nedeniyle ememiyor veya biberonla beslenemiyorsa.(öncelikle burnunun tıkalı olup olmadığını kontrol edin)
Bebeğiniz öksürük aralarında rahatlıkla emebiliyor veya biberonla beslenebiliyorsa
Çocuğunuzda öksürükle birlikte hızlı soluk alıp verme varsa:
2 aydan küçük bebeklerde dakikada 60 solunumdan fazla ise
2-12 aylık arası dakikada 50 solunumdan fazla ise
1-5 yaş arası dakikada 40 solunumdan fazla ise
Öksüren çocuğunuzda dehidratasyon (vücutta aşırı su kaybı) belirtileri varsa
Öksüren çocuğunuzun yüzü korkulu ve endişeli bir hal aldı ise
Öksüren çocuğunuz öksürük aralarında da göğüs ağrısı çekiyorsa
Öksürük solunum yoluna yabancı cisim kaçması ile oluştu ise
Öksüren çocukta verilen ilaçlara rağmen ateş düşmüyorsa
Öksürükle kan tükürüyorsa
Çocuğunuz çok hasta görünüyor ve siz onun bu durumundan aşırı endişeleniyorsanız.
7 Aralık 2007 Cuma
www.cocuklacocuk.com

cuma....
Bu üşengeçliğime bir son vereyim derken gene hastalandım ve gribin o ezici yorgun bitap halleriyle başbaşa kaldım.İki gündür Ankara'da olan eşimde evde olmayınca gerçekten bu şehirden sıkıldığımı hissettim.Gündüzleri hasta hasta bunalmamak için kendimi dışarlara atsam da kış geceleri yalnız oturmaktan hiç zevk almadığımı anladım.Kumandayı ele geçiren eşime kızıp durduğum televizyonu bile seyretmedim.Onla didişerek bişeyleri yapmak daha keyifliymiş:)))
Neyse o bugün dönüyor.Haftasonu başlıyor.Hepsi mutluluk verici benim için...
Bugün gene eskilerden kalma bir tarif yayınlayacağım.Çok pratik ama bununla beraber inanılmaz lezzetli bir tarif.
Ben 3 kişi olduğumuz için miktarları az tuttum.Siz ev hanesine göre çoğaltabilirsiniz.Fırın makarnada un tadını sevmediğim için deneme yanılma yöntemiyle bulduğum tariflerden bir tanesi.Ben fırın yemeklerimin hepsinde yağlı kağıt kullanıyorum .Hem temizlik hem de yapışmaması açısından kullanışlı oluyor....
Fırında kolay makarna...
Malzemeler;
Yarım paket spagetti makara
Yarım paket Labne peynir
2 yumurta
2 tatlı kaşığı zeytinyağ
tereyağ
yarım bardak yoğurt
isteğe bağlı baharatlar
Hazırlanışı;
Makarnalar haşlanır ve süzülür.Diğer tarafta tereyağ harici bütün malzemeler karıştırılır.Süzülüp soğuyan makarna ile karıştırılır.Bir borcama bu karışım dökülür. Tereyağlar azar azar üzerine küçük parçalar halinde konulur.Bu sizin ne kadar kalori veya lezzet istediğinize bağlı olarak değişir.170 derece fırında üzeri kızarana kadar pişirilir.Sonra afiyetle yenir.
5 Aralık 2007 Çarşamba
cheesecake...
Arkadaşım aynısını yapacağını söyleyince birden yayınlamadığım aklıma geldi.Daha once yayınladığım kolay cheesecake tarifimi de deneyebilirsiniz.
Bu da dolaplardan kendi kendine bulup taktığı tülbentle kendini çok güzel hissettiği anlardan birinin fotğrafı....
3 Aralık 2007 Pazartesi
mandalina,portakal......
30 Kasım 2007 Cuma
Soğuk bir güne uyandım.....
Hayat her daim devam ediyor.Fotoğrafladığım bu çalışma yazdan beri yayınlanmayı bekliyor aslında.Fotoğraflarını güzel çekemediğim için yayınlamakta kararsızdım lakin uzaktaki arkadaşlarımla paylaşmak adına bugün resimleri bloğa yükledim.Benim sabır taşlarım onlar.Bütün yaz , kısa bir sürede bitebilecekken elimde süründü.İç sıkıntımın bir sembolü oldu benim için.Sabretmeyi hatırlatacak bana her zaman...
Kızım şimdi sağlıklı....Mutluluğum hayatın günlük sıkıntılarına yenik düşmüyor,her daim gülümsüyorum.Mutluyum çünki insan bu tip sıkıntılardan geçerken çevresindeki insanları daha iyi tanıyabiliyor.Şimdiye kadar kurduğum arkadaşlıkların ne kadar doğru olduğunu,ailenin ne kadar önemli olduğunu,ciddi bir sağlık problemi olmadığı sürece küçük mutsuzlukların ne kadar önemsiz olduğunu anladım.Daha da büyüdüm,daha da sarıldım arkadaşlarıma ve aileme....Şimdi sadece bu taşlarda kaldı geçirdiğim o günler.O da beni oluşturduğu için her gün bakabileceğim bir yerde asılı kalıp hatırlatacak bana mutlu olmam gerektiğini....
Bloğumla ilgilenemediğimin farkındayım.Bana yorum gönderen arkadaşlara bile cevap yazamadım.Yoğun geçiyor günler.Bir bilgisayarım ,bir modemim bozuldu derken benim de blog modum düştü.Bundan sonra inşallah bir sorun çıkmaz ve günlük yazılarıma devam edebilirim...
21 Kasım 2007 Çarşamba
YAŞ 35
Dante gibi ortasındayız ömrün.
Delikanlı çağımızdaki cevher,
Yalvarmak, yakarmak nafile bugün,
Gözünün yaşına bakmadan gider.
Şakaklarıma kar mı yağdı ne var?
Benim mi Allahım bu çizgili yüz?
Ya gözler altındaki mor halkalar?
Neden böyle düşman görünürsünüz,
Yıllar yılı dost bildiğim aynalar?
Zamanla nasıl değişiyor insan!
Hangi resmime baksam ben değilim.
Nerde o günler, o şevk, o heyecan?
Bu güler yüzlü adam ben değilim;
Yalandır kaygısız olduğum yalan.
Hayal meyal şeylerden ilk aşkımız;
Hatırası bile yabancı gelir.
Hayata beraber başladığımız,
Dostlarla da yollar ayrıldı bir bir; ,
Gittikçe artıyor yalnızlığımız.
Gökyüzünün başka rengi de varmış!
Geç farkettim taşın sert olduğunu. ,
Su insanı boğar, ateş yakarmış!
Her doğan günün bir dert olduğunu,
İnsan bu yaşa gelince anlarmış.
Ayva sarı nar kırmızı sonbahar!
Her yıl biraz daha benimsediğim.
Ne dönüp duruyor havada kuşlar?
Nerden çıktı bu cenaze? ölen kim?
Bu kaçıncı bahçe gördüm tarumar?
Neylersin ölüm herkesin başında.
Uyudun uyanamadın olacak.
Kimbilir nerde, nasıl, kaç yaşında?
Bir namazlık saltanatın olacak,
Taht misali o musalla taşında.
Cahit Sıtkı Tarancı
13 Kasım 2007 Salı
sakin bir gün ve ayva marmeladı....
8 Kasım 2007 Perşembe
.jpg)
6 Kasım 2007 Salı
...........
Geçtiğimiz 2 ay benim için çok hızlıydı.Kaldıramayacağı yükler gibi geldi omzuma.Kafamı toparlama fırsatını daha yeni buluyorum.Sanki bütün yük benim üzerimdeymiş gibi geliyor.Eve döndükten sonra okul koşuşturmaları,biraz olsun unutturmuş bana yaşadıklarımı...Şimdi şimdi bazen sahneler aklıma geliyor ve gözlerimin dolmasına engel olamıyorum.Bugün kızımın doğum günü....
Allah onu bana bir hediye olarak gönderdi ve her gün bu hediye için ona şükrediyorum.Bir çocuğun kaldıramayacağını düşündüğüm şeyleri kolaylıkla atlatmayı başardı.Onun o güçlü hali beni daha da şevklendiriyor.Ona sarıldığım her dakikanın kıymetini biliyorum artık....
Biricik kızım sana mutlu yıllar diliyorum...
25 Ekim 2007 Perşembe
Yükseklik Korkusu (Vertigo)

24 Ekim 2007 Çarşamba
çilekli rulo pasta...10 dak. da hazır...
23 Ekim 2007 Salı
ilk sınav ve istek üzerine formalı bir fotoğraf:)))

16 Ekim 2007 Salı

Yapılışı
Pudra şekerini kalın tabanlı bir tencerede, kısık ateşte, hiç karıştırmadan eritin.Karamel rengi alınca fırına dayanıklı 6 küçük kabın içine bölüştürün. Karamelin kabın dibine rahatça yayılması için mümkünse kapları fırında boş olarak biraz ısıtın.Sütü ılıtın. Ilık sütü vanilya, yumurta yumurta sarıları, şeker ve bir tutam tuz ile şeker tamamen eriyene kadar karıştırın.Sütlü karışımı karameli koyduğunuz kaplara bölüştürün.(Karışımın çok sıvı olması biraz tedirgin ediyor ama pişince katılaşıyor, merak etmeyin) Kapları fırın tepsisinin içine koyun ve tepsiyi alttan ikinci rafa yerleştirin. Tepsiyi tamamen sıcak su ile doldurun. 175° ısıtılmış fırında 50 dakika pişirin.Buzdolabında en az 7-8 saat dinlendirdikten sonra kalıbın kenarlarını bıçak yardımıyla gevşetip, tabağa ters olarak çıkarın ve servis yapın.
Krem karamel i oldum olası çok severim. Pastalara oranla daha az kalorili olduğu için rejim gunlerim için bu tarifi seçtim. Artık her şey kolay krem karamelin de hazır olanları çıktı. Ben denedim tarif kadar olmasa da lezzetli....
11 Ekim 2007 Perşembe
8 Ekim 2007 Pazartesi
önüm arkam sağım solum sobe.....
Uzun zamandır sobelere yanıt vemiyordum.Dostum ilerigeri beni sobelemiş.Onu kırmak olmaz dedim başladım yazmaya....

Fazla TV seyreden biri değilim.Belirli takıntılı dizilerim vardır ama.Gününü ve saatini bilir televiyonun karşısına geçer keyfini çıkartırım.
Fanatik bir Nip-Tuck izleyicisiyim.Yeni sezonunu dört gözle bekliyorum.Pazar gecelerimin değişmezleri arasındadır.Her bölümün sonunda, çikolata yemişim de ağzımda harika bir tad kalmış hissiyle uyumaya giderim.
Cnbc-e dizilerinden '24' de sevdiklerim arasında...
Türk dizilerden ise Bıçak Sırtı'na yeni başladım.Konusu ve oyuncular beni içine çekti.Sevdiğim fakat cuma akşamı olamasından dolayı düzenli takip edemediğim 'Hatırla Sevgili 'yi de unutmamam gerekiyor.Vakit buldukça kaçırdığım bölümleri You tube dan seyrediyorum.Şİmdiden 2 bölüm birikti....

Kitap 177 sayfa olduğu için size 87.sayfadan alıntı yapacağım.....
-Bal gibi de biliyorum.
-Matmazel,insan annesi ile babası arasındaki münasebetin esas mahiyetini hiçbir zaman bilemez.Hadiseleri ancak şahit olduğumuz kadarıyla takdir ederiz.Halbuki bütün arıza daha biz doğmadan yaşanmış tecrübeden kaynaklanıyor olabilir.
Bu kitabı elime aldıktan sonra babannelerin,büyük teyzelerin ağzından yaşanmışlıkları okumaktan sıkıldığımı fark ettim.Öylesine okunacak bir kitap...
Ben de çocuklacocuk arkadaşlarımı 'dizi sobesiyle' sobeliyorum....
6 Ekim 2007 Cumartesi
gizem
İnsanoğlu her ne kadar uzaya çıksa da bundan binlerce yıl öncesine ait bazı nesnelerin üzerindeki esrar perdesi hala aralanamıyor. İngiliz bilim ve teknoloji dergisi Focus ,son sayısında bugünün teknolojisiyle bile üretilmesi zor olan gizemli nesnelerden bazılarını tanıttı... Çok ilgimi çeken bu konuyu sizlerle paylaşmak istedim.
Geleceği gören harita
Coğrafya ve harita uzmanı ünlü Türk denizci Piri Reis'in 1513'te çizdiği Afrika, Amerika ve Güney Kutbu'nu gösteren harita, ortaya çıkarıldığı 1929 yılında ortalığı karıştırdı. Çünkü Güney Kutbu'nun keşfi, haritanın çizilmesinden çok sonra, yani 1818'de gerçekleşmişti. Dahası, Piri Reis'in haritası, kıtanın buz altında kalmış sahil kesimlerini de gösteriyordu. Ancak kıta üzerindeki buzlar, haritanın çizilmesinden tam 6 bin yıl önce erimişti.

Alman arkeolog Wilhelm Konig tarafından 1938'de Irak'ın başkenti Bağdat'ın yakınlarında bulunan 2 bin yıllık pil, bilim adamlarını şaşkına düşürdü. Konig, 13 santimetre boyundaki toprak bir kabın içine monte edilmiş bir bakır silindir, onun etrafındaki demir çubuk ve testinin ağzını kapatan asfalttan oluşan bu nesneyi 'dünyanın en eski pili' olarak tanımladı. Pilin 2 volt enerji ürettiği saptanırken, 1800'lü yularda modern pili icat eden Alessandro Volta adlı İtalyan kontunun da şöhretine gölge düştü.
4 Ekim 2007 Perşembe
ilk ödev
Bunun yanı sıra o küçük ellere kalemi verip masaya oturtup çalışma düzenine sokmak da ayrı bir mesele.Zaten okuldan 4 de geliyor.Biraz dinlenip verilen ödevleri yapması 2 saatini alıyor.Yanlış anlamayın çok ödevi olduğundan değil.Şu yukarıda gördüğünüz kağıdı yapması 1.5 saatimizi alıyor.Hep 1.sınıf zor diyorlardı.Şimdi sebebini anladım:)))
2 Ekim 2007 Salı
birtanem gülüyor ve mücver böreği........
30 Eylül 2007 Pazar
pazar sohbeti

Sonunda bir hafta daha bitti.İyileşen kızımı evde tutmayı başaramıyorum artık.Sürekli sıkıldım deyip sızlanıyor.
Bu hafta bütün annelerin eylül başı yaptığı alışverişleri yapmaya çalıştım .Okulda forma ve eşofman bedenleri kalmadığı için zorlandım biraz.Büyük beden bir eteği terzide kızıma yeniden yaptırdım.Okul eşofmanına benzeyen eşofmanlar aradım.Bu arada öğretmenimizden sürekli neler yaptıklarını takip edip evde kızıma uygulatmaya çalıştım.Küçücük ellerin kaleme alışması ne kadar da zormuş. Böylece anneliğimin yanı sıra kızımın' ilk öğretmeni' de oldum.
Sonunda yarın okula başlıyoruz.İlk hafta sadece öğlen tatiline kadar gideceğiz.Enfeksiyon tehlikemiz biraz olsun azaldı.Bu hafta okuma yazmanın ilk adımlarına geçecekleri için okula gitmesi önemli..Cuma günü çekilen rontgeninde düzelme olduğu içi doktoruyla beraber bu kararı aldık.Öğretmenlik işi beni bu kısımda zorlayacaktı çünki.
Ameliyat sonrası bende de arızalar çıktı haliyle.Sol omzum kas spazmı geçirdi ve kitlendi.Doktor 5 günlük iğne ve 2 haftalık fizik tedavi önerdi.Fizik tedaviyi bayram sonrasına erteleme kararı aldım.İğneler biraz olsun rahatlattı beni....
Yapacağım her şeyi bayram sonrasına atıyorum.İnşallah her geçen gün benim için daha iyi olacak ve bu günlerimi unutturacak....
Hepinize iyi pazarlar....
22 Eylül 2007 Cumartesi
eve mutlu döndük....

Dikişlerimiz sorunsuz bir şekilde kaynadı.Bir tek gribal enfeksiyona karşı dikkatli olmamız söyleniyor.1 saatlik kısa geziler,parkta yürüyüşler şeklinde dışarı çıkıyoruz.Okula daha başlayamadık.Ne yalan söyleyeyim,ne kızım ne de ben daha okul moduna geçemedik.Şimdilik onun iyi olmasının keyfini sürüyoruz.Pazartesinden itibaren bu gevşekliğimizi bir kenara bırakıp,okul konusuna el atmayı düşünüyorum:))))
Şimdilik bizden haberler bu kadar.Evimi özlemişim....
14 Eylül 2007 Cuma
yağmuru beklerken..........

Karanlık bir havaya uyandım bu sabah.Balkona çıktığımda erik ağacının sanki heyecanla yağmuru beklediğini hissettim.İki küçük serçe birbirine bitişmiş,karınlarını şişirmiş üşümemek için direnir gibi dalda duruyorlardı öylece...
Kafamda binbir sıkıntıyla geçen koskoca bir yazdan sonra bu sonbahar halleri beni mutlu etmeye yetti.Kalbimin oralarda bir yumruyla yaşadığım sıcak günleri bir daha hatırlamak istemiyorum.
Melis hızla iyileşiyor.İyileştikçe evde oturamıyor.Cevahir'e gideceğim,Metrocity'e gideceğim diye ağlayıp duruyor.6 yaşında bir çocuğu bu süreçte evde tutmak zor haliyle. Eve hijyen sebebiyle misafir de alamadığımız için sıkılmaları hiç bitmiyor.Gelecek hafta çarşamba gününe kadar dayanabilmesini bekliyoruz.Ondan sonra Kayseri'ye evimize döneceğiz.
Bu sene ilkokul 1. sınıfa başlayacak.Şimdiden 1 hafta geri kaldık.Hiç tanımadığı öğretmenini anlatıyorum ona şimdilik.Ben de görmediğim için nasıl anlattığımı siz düşünün.Biricik arkadaşım Fulya ile çocuklarımız gene aynı sınıfa düştüğü için ondan duyduklarımla yetiniyoruz.Her şeyin geçtiği gibi bu günlerde geçecek ve bıraktığımız yerden hayata devam edeceğiz.
Yağmuru beklerken,annemin demlediği çayın kokusu burnumda,yepyeni bir güne gülümseyerek başlıyorum.Mutluluk hep bizimle olsun.........
12 Eylül 2007 Çarşamba
zamanla..........

Biricik kızım Melis ağır bir ameliyat sonrası sağlığına kavuştu ve yüzüm gülmeye başladı.Bundan sonra benden hüzünlü yazılar beklemeyin........
Yaklaşık 1 hafta hastanede kaldıktan sonra dün evimize geldik.Kızım artık eskisinden daha da sağlıklı hayata devam edecek.Cadılıklarına başladı bile. 2-3 hafta süren bir ev hapsi durumumuz başladı şimdi de...Onu nasıl evde tutmayı başaracağımı bilmiyorum.
Ameliyat öncesi ve sonrası bana bir omuz kadar yakın, lakin uzakta olup arayan tüm dostlarıma teşekkür ederim.Böyle zamanlarda insan ne kadar sevildiğini anlayabiliyor.
Yüreğimin bir kısmını ameliyat günü hastanede bir yerlerde bıraktım.Bu kısım ;lüzumsuz laflara ,sözlere ,manasız şeylere üzülen kısmımydı kalbimin.Allahın da bir bildiği vardır ki beni bu yaşta çocuğumla ilgili bir konuda sınadı....
Düzelmem zaman alacak.........
Herşeyin geçtiği gibi bu da geçecek ve ben her gün biraz daha gülümseyerek hayata ve bloğa devam edeceğim...
30 Ağustos 2007 Perşembe
istanbul

Her günü bir teselli ister istanbul un.Karmaşasının arasındaki yaşamlar bugünün kurbanının kendisi olmamasını diler gibi koşturur oradan oraya.Ben koşmaktan yoruldum belki de.Durdum bekliyorum,kaderime razı oldum.
Evime dönene kadar da akıp gideceğim sokaklarında...Acıların ve kederin benden uzakta olmasını dileyerek......
29 Ağustos 2007 Çarşamba
aşka şeytan karışır,hande altaylı

Kolay okunan sizi sıkmayan bir kitap isterseniz okuyun derim...Benim kitap izlenimlerim böyle...
Hepinize iyi haftalar diliyorum...
26 Ağustos 2007 Pazar
pazar yazısı
_edit.jpg)
26/8/2007 - pazar yazısı
Kategori: gunun haberi
İki gündür yağan yağmur ve fırtına kışı hatırlattı bana.İstanbul'luların özlemle beklediği yağmur Kayseri'mize hoşgeldi.Hava temizlendi.O aşırı sıcak ve bıkkınlık hali gitti birden.Dün akşam üstü ana caddenin bir bölümü sel görüntüsüyle sular altında kaldı.Yağmur alan illerimizin belediyeleri bence sınıfta kaldı .Alt yapı çalışmalarının ne kadar yetersiz olduğunu görmüş olduk böylece.
Kızım 3-4 gündür bağ evimizde.Babaannesi ,dedesi ve halasına şımarmakla meşgul eve dönesi de yok gibi.Kendine bir sürü oyuncak aldırmış,prenses edasıyla geziniyor evin içinde.Şehre dönmeye de pek niyeti yok.
Bu arada ben de bloğa pek vakit ayıramıyorum.Yaz aylarındaki aktiflik bilgisayar başına oturma saatlerini kısıtlıyor.Gelecek hafta İstanbul seyahatim var.Okul öncesi kızıma ve kendime moral toplama gezisi olarak adlandırdım bu gidişi.Sonra okuldu bayramdı bir daha şubat tatilinekadar gidemem herhalde.İlkokulun getirdiği zorunluluklar olacak bunlar benim için.1. sınıfa alışmanın zorlğunu arkadaşlardan öğreniyorum.Aslında bu dönem 34 yaşıma kadar geçirdiğim en zor zamanlarım.2008 yılbaşısını dört gözle bekliyorum.Sanki herşey 2008 de güzel olacakmış gibi kendimi o güne şartladım.
Dün benim için yogun bir gündü önce blogcu akadaşım didem in davetine gittim.Onun o tatlı ve sevecen evsahipliği için teşekkür ederim.Daha sonra bir başka arkadaşıma,ordan eve,oradan da bir başka aile davetine katıldım.Gece eve geldiğimde yorgunluktan ölmüştüm.Bugün hiç kıpırdamadan dinlenmeyi hayal ediyorum.
Hepinize bol dinlenmeli bir pazar diliyorum....
20 Ağustos 2007 Pazartesi
Melis pazartesi gezmesinde...

Televizyon reklamlarına bazen kızıyorum.Sürekli reklamı dönen bu çizgi filme kızımı götürmek farz oldu haliyle...Yaklaşık bir haftadır erteledim ama haftasonu takıntı halinde söylemeye devam edince bugün sinemanın yolunu tuttuk.Bütün kış cumartesi aktivitemiz sinema olduğu için bütün çizgi filmlerden nefret eder haline gelmiştim.Neyseki bu filmi çok sevdim.Sinemaya gidene kadar heyecanlanan kızım yanımıza arkadaşını da alınca bir o kadar mutlu oldu.Mısırlar şekerler alındı bir güzel seyredildi film.Çıkışta hamburgeri nasıl yediler hala hayretler içindeyim.Neyse bu akşam ne yedireceğim derdi de son bulmuş oldu böylece.
Gelelim filmin konusuna........
Surf’s Up/Neşeli Dalgalar” rekabet dolu, yüksek oktanlı sörf dünyasının perde arkasını anlatan bir animasyon aksiyon-komedi. Filmin esas karakteri olan ergenlik çağındaki Rockhopper türü penguen Cody Maverick ilk profesyonel yarışmasına katılacak, yeni ve yükselmekte olan bir sörfçüdür. Bu deneyimini belgelemek için peşinden ayrılmayan bir kamera ekibiyle birlikte, ‘Büyük Z Surf Yarışması’na katılmak üzere, ailesinden ve Antarktika-Buztanbul şehrindeki evinden Pen Gu Adası’na doğru yola çıkar. Cody seyahati sırasında, sörf manyağı Tavuk Joe ünlü sörf organizatörü Reggie Belafonte , yetenek avcısı Mikey Abromowitz ve şevkli cankurtaran Lani Aliikai’yla tanışır. Hepsi de Cody’nin zaman zaman biraz yanlış yönlere sapan sörf tutkusunu fark ederler. Cody kazanmanın kendisine istediği hayranlık ve saygıyı getireceğini düşünse de, gözden düşmüş eski bir sörfçüyle beklenmedik bir şekilde yüz yüze gelince kendi yolunu bulmaya başlar ve kazanmanın her zaman yarışı birinci sırada bitirmek anlamına gelmediğini keşfeder.
......

Kızımın bu aralar ikinci bir takıntısı da Hepsi grubu....
Dizilerinin başlamasından sonra inanılmaz bir hayranlık beslemeye başladı.Bir de fark ettim ki çevremdeki bütün kız çocukları onlara hayran.6 yaşında ilk kez benden bir müzik cd si almamı istedi ve şarkıları defalarca dinleyip ezberlemeye çalışıyor.Ben de mi anneme böyle yapardım hatırlamıyorum.Sevdiğim şarkıyı bir kaç sefer dinlemeyi severdim aslında.6 yaşında biraz erken başladı bizim kız bu işlere....
Hepinize iyi haftalar diliyorum.........