24 Nisan 2008 Perşembe

Meyvelerin Yararları
Hangi meyvenin ne yararı var?
* Bi kere vücudumuzun başlıca düşmanı olan kolesterol hiçbir meyvede yoktur!* Meyveler doğal şeker içerir, ne kadar çok meyve tüketirsek beynimizdeki sinir hücreleri de o kadar gelişir, meyve yemek hafızamızı canlandırır!* Meyveler mükemmel lif kaynağıdır!* Meyveler vitamin ve mineral açısından çok zengindir!* Az kalorilidirler ve kilo aldırmazlar! (Ancak rejim sırasında kalorisi nispeten yüksek olan incir, muz ve üzümden uzak durun)* Bol miktarda antioksidan içerirler!* Meyveleri aç karnına yemek sindirimi kolaylaştırır!

KİRAZ
*Güçlü bir ağrı kesicidir, 20 kirazda 12-25 miligram arası antosiyanin maddesi bulunduğu ve bu maddenin ağrı kesici etkisinin Aspirinden on kat daha fazla olduğu tespit edilmiştir,* Kolesterolü ve kan şekerini düşürür,* Kirazlarda bulunan flavanoidler vücuttaki zehri temizler,antioksidan etki yapar,* Kabızlık gidericidir,* Nikotinin vücuttan atılmasına yardımcı olur,* Böbreklerin taş ve kum yapmasını önler ve varsa zamanla döker,* Safra kesesi taşının dökülmesine de yardımcı olur,* Yüzde oluşan sivilcelerin giderilmesini sağlamaktadır;(100 gr. kiraz=70 kalori)
ÜZÜM
* Böbreklerin çalışmasını uyarıp kalp atışını düzenler,* Karaciğeri temizler,* Siyah üzüm, kabukları ve çekirdekleriyle yenirse hücre yenileyicidir,* Sindirimi kolaylaştırır, kansızlığı giderir,* Bebeklerin gelişimi için çok faydalıdır* Ancak kalorisi yüksek olan üzümün bir günde 15-20 adetten fazla tüketilmemesi gerektiğini de unutmayın;(100 gr. üzüm=65 kalori)

ŞEFTALİ

* Kalp rahatsızlıklarına ve kansere karşı korur,* Sindirim sistemini çalıştırır, hazmı kolaylaştırır,* Böbreklerin ve safra kesesinin düzenli çalışmasını sağlar,* İdrar sökücüdür;(1 adet orta şeftali=42 kalori)

KAYISI

* Kan yapıcıdır, kansızlığa iyi gelir,* Güzel bir cilt ve saç için olumlu etkileri vardır,* Özellikle akciğer kanserinin önlenmesinde yardım eder,* Kalp hastalıklarının ve kataraktın önlenmesinde yardımcıdır,* Kemik erimesinin önlenmesine faydalıdır,* Sinirleri gevşetip uyku verir* Kabızlık çeken ve sindirim sisteminde sorun yaşayanlar için faydalıdır,* Sabahları aç karnına yenilen kuru kayısı sindirim açısından faydalı olmanın yanı sıra cilde de canlılık katar;
(1 adet kayısı=15 kalori)

İNCİR * Bağırsakları çalıştırır,* Enerji verir,* Cinsel güce yardımcıdır,* Yüksek kan basıncını düşürür,* Kemik yoğunluğunu arttırır;(1 adet orta incir=37 kalori)

ANANAS* Bakteri ve parazitlerle savaşmaya yarar,* Sindirimi kolaylaştırır,* İltihaplanma riskini azaltmada ve yaraların hızla iyileşmesini sağlamada etkilidir;(1 kalın dilim ananas=43 kalori)

ELMA
* Kanı ve böbrekleri temizler,* Cilde parlaklık ve güzellik verir,* Soğuk algınlığı ve öksürüğe iyi gelir,* Kolesterolü düşürür,* Sindirim rahatsızlıklarının kontrol edilmesine yardım eder,* Baş ağrısına iyi gelir,* Yüksek tansiyonu düşürür,* Kan şekerini kontrol altında tutar,* Romatizma ve gut hastalığına iyi gelir,* Uykusuzluğa iyi gelir,* Bağırsaklardaki parazitlerin dökülmesini sağlar;(1 adet küçük elma=63 kalori)

MUZ
* Kalbe ve kas sistemine yararlıdır,* Yorgunluğa ve ishale birebirdir,* Yüksek tansiyonu önleyici özelliğe sahiptir,* Uykuyu düzene sokar,* Ülseri önler ve ülser yaralarının tedavisine yardımcı olur,* Kolesterolü düşürücüdür ve migren ağrısına faydalıdır,* Böbrek ve eklemlerdeki iltihaplanmalarda tedavi edici özelliğe sahiptir;(1 adet muz=105 kalori)

KİVİ


* Başlı başına bir C vitamini deposudur, bir adet kivide günlük alınması gereken C vitamini ihtiyacından fazlası vardır,* Kivinin bitkisel besinleri DNA'yı korur,* Antioksidan özelliği vardır,* Kan şekeri kontrolü için yararlıdır,* Kolon kanserini engellenmesine yardımcı olmaktadır.* Astıma karşı koruma sağlar,* Kan inceltici özelliğiyle kan pıhtılaşması riskini önemli bir şekilde düşürmekte ve kanınızdaki yağ miktarını azaltmaktadır;(1 adet kivi=46 kalori)
PORTAKAL
* Soğuk algınlığı ve gripten korunmaya yardım eder,* İçerdiği C vitamini ve folik asit sayesinde öksürüğü azaltır,* Kalp hastalığı ve felçten korur,* Ezik ve çürüklerin daha çabuk iyileşmesini sağlar,* Mide ve pankreas kanserini önleyici etkisi vardır,* Tansiyonun dengelenmesine yardımcı olur* İçindeki potasyum cildin kuruyup kırışıklıkların oluşması önler,* Bağırsak gazlarını söker,bağırsak parazitlerinin dökülmesini sağlar,* Karaciğerin düzenli çalışmasını sağlar,* Safra salgısını arttırır;(1 adet portakal=60 kalori)

ÇİLEK

* Strese iyi gelir, sakinleştirici etkisi vardır,* Sigara dumanının etkilerini azaltır. Sigara içilen bir odadayken gün boyunca ağza iki çilek atılması önerilir.* Çocuk felci ve ağız-deri yaralarına yol açan virüsleri öldürücü etkisi vardır,* Kansere yakalanma riskini azaltır,* Mide ve bağırsak zayıflıklarını giderir,* Safra kesesi hastalıklarına iyi gelir,* Yüksek ateşi düşürür,* Dişlere ve diş etlerine iyi gelir, diş taşlarının oluşmasını engeller,* Cilde canlılık kazandırır;(100 gr. çilek=30 kalori)
ARMUT
* Kalp-damar sağlığı, alçak kan basıncı ve fiziksel performansa iyi gelen vitaminleri barındırır* Yüksek tansiyonu olanlar ve böbreklerinde sorun yaşayanlar için faydalıdır,*Kansızlığa ve kabızlığa iyi gelir;(1 adet küçük armut=82 kalori)

23 Nisan 2008 Çarşamba

23 nisan



23 nisan bütün çocuklara kutlu olsun!

17 Nisan 2008 Perşembe

ben her bahar....


Baharla ilgili ne kadar çok şarkı,şiir yazılmış değil mi?Hak ediyor ama...İçinde hep aşk,sevgi ve mutluluk dolu sözler var.Kışın kasvetinden kurtulduk artık.İnsanın içini kıpırdatan bir ay bu.Herşeye dair sevinç duyabilir insan.Etraftaki binbir çeşit lalenin gülümsetemeyeceği bir tek insan yoktur herhalde.
Ben her bahar ilk pikniğin hayalini kurarım,kısa kollu t-shirtle dolaşmayı hayal eder,ilk güneşte kot ceketimle hasret gideririm.Her bahar yaza yaklaşmanın sevinciyle bir sürü tatil programı tasarlarım.Her bahar saçlarımın rengini değiştirmeyi düşünür vazgeçerim.Her bahar yaşadığım şehirde deniz olmadığına söylenirim.(Kışın da söyleniyorum galiba:)))),Her bahar yeni bir jean alırım.Her bahar rejime girerim.Açılan ilk dondurmacıya gidende ben olurum.Her bahar çağla ve erik ilk çıktığında alır, kirazı özlediğimi fark ederim.Baharları ailemi daha çok özler çocuğuma daha çok sarılırım.Kızımı her parka götürdüğümde yüzümde bir sırıtış yeşilin beni rahatlattığını düşünürüm.
Ben her bahar aşık olurum.Rüzgar olur,yağmur olurum.......
Hepinize mutlu bir bahar diliyorum.....

16 Nisan 2008 Çarşamba

Göz sağlığı testi

göz sağlığınızın yerinde olup olmadığını anlamak için ufak bir test... Saniye tutarak deneyiniz.
C harfini bulabilecek misin ?

OOOOOOOOOOOOOOOOOOOO
OOOOOOOOOOOOOOOOOOOO
OOOOOOOOOOOOOOOOOOOO
OOOOOOOOOOOOOOOOOOOO
OOOOOOOOOOOOOOOOOOOO
OOOOOOOOOOOOOOOOOOOO
OOOOOOOOOOOOOOOOOOOO
OOOOOOOOOOOOOOOOOOOO
OOOOOOOOOOOOOOOOOOOO
OOOOOOOOOOOOOOOOOOOO
OOOOOOOOOOOOOOOOOOOO
OOOOOOOOOOOOOOOOOOOO
OOOOOOOOOOOOOOOOOOOO
OOOOOOOOOOOOOOOOOOOO
OOOOOOOOOOOOOOOOCOOO
OOOOOOOOOOOOOOOOOOOO
OOOOOOOOOOOOOOOOOOOO
OOOOOOOOOOOOOOOOOOOO
OOOOOOOOOOOOOOOOOOOO
OOOOOOOOOOOOOOOOOOOO
OOOOOOOOOOOOOOOOOOOO
OOOOOOOOOOOOOOOOOOOO

C'yi bulduysan, 6 nerede?

999999999999999999999999999
999999999999999999999999999
999999999999999999999999999
999999999999999999999999999
999999999999999999999999999
999999999999999999999999999
999999999999999999999999999
999999999999999999969999999
999999999999999999999999999
999999999999999999999999999
999999999999999999999999999
999999999999999999999999999
999999999999999999999999999
999999999999999999999999999
999999999999999999999999999

Bulabildin mi? Hadi bakalım.. Bu sefer de N.

MMMMMMMMMMMMMMMM
MMMMMMMMMMMMMMMM
MMMMMMMMMMMMMMNM
MMMMMMMMMMMMMMMM
MMMMMMMMMMMMMMMM
MMMMMMMMMMMMMMMM
MMMMMMMMMMMMMMMM

Q; son bi gayret. Bu sefer de Q. Bakalim o kadar iyi misin?

OOOOOOOOOOOOOOOOOOOO
OOOOOOOOOOOOOOOOOOOO
OOOOOOOOOOOOOOOOOOOO
OOOOOOOOOOOOOOOOOOOO
OOOOOOOOOOOOOOOOOOOO
OOOOOOOOOOOOOOOOOOQO
OOOOOOOOOOOOOOOOOOOO
OOOOOOOOOOOOOOOOOOOO
OOOOOOOOOOOOOOOOOOOO
OOOOOOOOOOOOOOOOOOOO
OOOOOOOOOOOOOOOOOOOO
OOOOOOOOOOOOOOOOOOOO
OOOOOOOOOOOOOOOOOOOO

10 saniyenin altinda misiniz?O zaman iyi. Hala gözleriniz ve akli melekeleriniz yerinde.Değilseniz..Dinlenme zamanınız gelmiş demektir.

3 Nisan 2008 Perşembe

yaşamın bir kıyısı var mı?

bir sürü şey gelip gidiyor kafamın içinde...Karamsar olmakla mutlu kalmak arasında çelişiyorum. İstediğimi salt bir şekilde ifade edebilsem ilerlemek mümkün olacak.Hayalimde önceleri bir kıyı şehri vardı sessiz,sakin .Birden kıyımdan uzaklaşıp büyük binaların içinde insanların arasına karıştırdı beni.Gerçek bir yaşam yaşarken ve mutluyken kaçış hayallerimin ne yeri ne de zamanı.

Bugün bana uzak ama hikayeleriyle bir o kadar yakın olan 2 ölüm haberi aldım.Birisi 15 yaşında bir delikanlı birisi kızını yeni kaybetmiş bir baba.Ortak ölüm sebepleri kalpleri....

Beni okuyan bütün annelerin çocuklarını en azından bir kere çocuk kardiyoloğuna götürüp kontrol ettirmelerini rica edeceğim.Çok sağlıklı görünmeleri bir şey ifade etmez.Televizyonda rastladığınız ya da bir gazetenin 3. sayfasında okuduğunuz bir çocuğun spor yaparken ölüm haberine daha anlamlı bakmalısınız.Dünyada her 8 çocuktan 2 si kalpteki üfürümle doğuyor.Çoğu ergenlik çağına kadar farkedilmiyor bile...Bir çoğu da çeşitli kalp-damar hastalıklarına sahip olabiliyor.Çocukları bırakın biz 30 lu yaşlardaki anneler.En son ne zaman bir kontrolden geçtik...

Bazen ertelememek gerek....

25 Mart 2008 Salı

hayatımızı kolaylaştıran yeni icatlar!

Teknoloji hızla ilerliyor.Benim de ilgimi çeken yeni icatları sizlerle paylaşmak istedim.Sanal klavye ve yaprak bilgisayar en çok ilgimi çekenler arasında....


(Yeni çıkacak bu yüzükler sayesinde, doğum günlerini, evlilik yıldönümlerini unutmayacaksınız. Son 24 saat içinde her saat, parmağınızı 10 saniye boyunca 120 dereceye kadar ısıtıyor.)



(Bu elbise tam 444 adet elektronik devreler ihtiva eden plaketten yapılmış. Gün boyu güneş ışığı ile şarj olan elbise, geceleyin ise değişik renk ve şekillerde ışımaya başlıyor. Üstelik bu ışık oyunları bir bilgisayarla değiştiriliyor .)


(Güzel bayan nefes aldıkça, pervane dönüp elektrik üretiyor ve şiddetine göre de parlıyor.)


(Ev kadınlarının büyük yardımcısı olmaya aday bir icat.. Yemeklerin lezzeti artacak.. Kesme tahtası üzerinde doğradığınız malzemenin ağırlığını görebiliyorsunuz.)





(Hijyen günümüzün sorunu. Bir kullanımlık ve hijyenik şartları yerine getiren ürünler revaçta..Ve işte tek kullanımlık sabun.. 18 metre boyunca mükemmel temizlik. 3-4 cm koparın ve kullanmaya başlayın. Bitkisel bazlı rulo, kullan at sabun.)

(Dünyada ve Türkiye'de bir ilk.. FOTOSELLİ TAHARET MUSLUĞU Elinizi her uzatışta 10 saniye süreyle su verir ve otomatik kapanır.Maksimum hijyen,su tasarrufu ve sağlamlık.4 adet AAA kalem pille 1 yıldan fazla çalışır. )





(Geçebileceğiniz şekilde açılabilen otomatik kapılar..Yatay çubukların uçlarında bulunan sensörlersayesinde çubuklar geçeceğinizkadar açılıp, ısı yalıtımında yüksek başarı sağlıyorlar.)




(Dünyanın en hızlı transistörü...Amerika'da geliştirilen bu transistör604 GHzfrekansta çalışabiliyor. Diğer bir deyişle saniyede 604 milyon işlem yapabiliyor ve kullanılmakta olan en hızlı transistördentam üç kat hızlı. )



(LED ( Işık yayan diyot ) teknolojisiyle üretilmiş süper ışık kaynakları...Yeni nesil aydınlatma araçlarında artık plastik kılıflarından çıkarılarak daha verimli hale getirilen ' LED ' adı verilen elektronik parçalar kullanılıyor. 22 wattbir elektrik gücü ile 45 - 65 watarası ışık gücü almak artık mümkün. Sistemin ömrü ısınan bir eleman olmadığı için 50,000 saate kadar, yani yaklaşık olarak 35 seneye çıkıyor. )




(Teknoloji hız kesmiyor. Ve şimdide yer kaplamayan rulo tv....Görüntülemede "OLEDs", yani organik ledteknolojisi kullanılmış gazete kağıdı kalınlığında kıvrılabilir ekran.)






(BluetoothLazer Sanal Klavye...Şarjlı pillerle 120 dakika çalışabilen 64 tuşlu bu 'Q' sanal klavyeyi kullanabilmek için sadece görüntünün oluşacağı düz bir alan gerekli. Üstelik tuşlar da 'beep' sesli!)




(Suyun basıncı ile çalışan, pil veya elektirikgerektirmeyen ışıklı duş başlıkları...Suyun basıncı ile çalışan bu ışıklı duş başlıkları, suyun sıcaklığına göre renklerini değiştiriyorlar. )







Dünyayı güzellik kurtaracak! Çocuk istismarını durdurun!


Sevgili Çocuklaçocuk ekibi beni mimlemişler...



Çocuk istismarı nedir?


  • Çocuğu sözel olarak hırpalamak.

  • Çocuğu gereksiz yere ağlatmak.

  • Çocuğu pornografik malzemeye veya davranışlara maruz bırakmak.

  • Çocuğun dokuulmasını istemediği yerlere dokunmak.

  • Çocuğu kendine dokunmaya zorlamak.

  • Çocuğun özgüvenini kırmak.

  • Öfkeyi,gerginliği azaltmak için çocuğu örselemek,itip kalkmak.

  • Çocuğu kendi çıkarları için kullanmak.

  • Çocuğa yeterli bakım sağlamamak.Örn: kirli,çıplak,aç bırakmak.

  • Çocuğu hizmetçi gibi kullanmak.

  • Çocuğu dinlememek.

  • Çocuğun duygusal gereksinmelerini göz ardı etmek.

  • Başka işler yaptırarak çocuğun eğitim ve hobileri için kullanacağı zamanı harcamak.

  • Okulda çocuğa vurmak ve aşağılamak.

  • Çocuğun tıbbi gereksinmelerini göz ardı etmek.

  • Çocuğun eğitim gereksinmelerini göz ardı etmek.

  • Zarar verecek durumlarda çocuğu denetimsiz bırakmak.

Ailelerin eğitimli olmasının ne kadar önemli olduğunu düşünüyorum.Eğitimli anne ve babalar tüm bunların çocuk üstünde ne kadar büyük bir etki yaratacağının farkındalar.Bilinçli çocularda birgün anne baba olacak ve onlar da çocuklarında aynı etkiyi sürdürebilecekler.Bakamayacakları kadar çocuk sahibi olan ailelerde hayat kargaşası içinde çocuklarına gereken ilgiyi gösteremiyorlar.Tüm bunların olmadığı güzel bir dünya diliyorum.

İkinci mim konusu ise çocukluğumuza dair hatırladığımız bir şarkı ve şimdi onu dinlerken bize ne hissettirdiği...

Küçükken her bayram Barış Manço'nun 'Bugün Bayram' adlı şarkısı televizyonlarda çalınır ve bizde arkadaşlarla söylemeye çalışırdık.Şimdilerde de kızımla her bayram youtube dan şarkıyı bulup dinlemeye bayılıyoruz.Aslında sözleri biraz hüzünlü ama nakarat kısmı beni hep heyecanlandırmıştır.

Sen gittin gideli

içimde öyle bir sızı var ki

Yalnız sen anlarsın

Sen şimdi uzakta

cennette meleklerle

bizi düşler ağlarsın
Bugün bayram

erken kalkın çocuklar

Giyelim en güzel giysileri

Elimizde taze kır çiçekleri

üzmeyelim bugün annemizi
Sen yaz geceleri

yıldızlar içinde

Ara sıra bize göz kırparsın

Sen soğuk günlerde kalbimi ısıtan en sıcak anısın
Bu gün bayram çabuk olun çocuklar

Annemiz bugün bizi bekler

Bayramda hüzünlenir melekler

Gönül alır bu güzel çiçekler
Barış Manço

Ben de herşey güzel olacak ekibini mimliyorum.Sevgiler!








21 Mart 2008 Cuma

cuma...

Dün akşam nişanlanmak üzere olan bir çiftle karşılaştım.Mutluluğun tarifini sadece birbirlerini sevmek üzere yapan bir çift.Sevmenin coşkusunu sadece o yaşlarda mı yaşarız bilmiyorum ama benim artık bir tarifim bile yok.
Geneline bakarsak mutlu bir hayatımvar.Sevdiğim kişiyle evlendim,dünyalar tatlısı bir kızım var.Sağlık problemlerimizi hallettik vs. vs...
Hergün bunların farkındalığıyla uyansam keşke.Günlük hayata kendinimizi bırakınca,yaşamanın ne kadar mutluluk verici bir şey olduğunu unutuyoruz.Bugün kendimize bir iyilik yapıp bütün sorunları bir kenara itip sadece sağlıkla yaşadığımız için mutlu olalım.Havanın grisine aldanıp hüzünleri çağırmayalım.Hepinize iyi haftasonları diliyorum...

19 Mart 2008 Çarşamba

pink




Bugün hayırlı bir gün.Beni mutlu eden birşeye vesile oldu.Herşey pembeleşti birden...Bu beni bir süre idare eder.mutluluğu da mutsuzluğu da yaratan bizler değil miyiz.Hayatın binbir çeşit hali bizler için...
Geçenlerde beni ziyarete gelen çocukla çocuk ekibi arkadaşlarım için yaptığım poğaçalarımın tarifinde sıra...hepinize iyi kandiller!



Pratik peynirli,sucuklu poğaça
Malzemeler;
1 su bardağı yoğurt
1 su bardağı yağ (2 parmaı sıvı,gerisi eritilmiş margarin)
2 yemek kaşığı sirke
1 yumurta ( beyazı içine sarısı üstüne sürülmek için)
Alabildiği kadar un (2,5-3 bardak kadar,cıvık bir hamur olacak un miktarı azar azar ilave edilip bakılacak)
kabartma tozu
tuz
Yapılışı;
tüm malzemeler sırasıyla konulup karıştırılır.Elimizde şekil verilir ve harcı konulur.170 derecede üzeri hafif kızarana kadar pişirilir.

13 Mart 2008 Perşembe


Günleri diğerinden,insanları diğer insanlardan ayırt edemediğiniz oluyor mu?
Bazen her gün aynı kısır döngü içinde yaşadığımı düşünüyorum.Her yer siyah ya da beyaz ...Yüzler aynı ve renklendirmek için enerjimi kaybetmişim.Eskiden beni mutlu eden şeyler de aynı ruhsuz iki renge bürünmüş.Bana hayattaki bütün renkleri hissettiren kızım da babannesine gidince bu siyah-beyaz hali daha da net hissetmeye başladım haftasonu....
Pazartesi bütün enerjisiyle beni karşılayınca biraz olsun düzeldim.Sebepsiz mutsuzlukları allahtan kısa süreli yaşıyorum.
Hepinize iyi haftalar!

12 Mart 2008 Çarşamba

deniz kokusu....

Havalar düzelmeye başlayınca ilk özlediğim deniz kokusu oluyor.Bir deniz kıysına gitsem, bir motora atlasam,saçlarıma birkaç damla deniz suyu serpilse....
Denizin kenarında ince belli bardakta bir bardak çay gibisi var mı?
Melis saattlerce deniz kenarında oyalanmaya bayılıyor.Annesine çekmiş herhalde!
Pazar günü hava güzel vaktimizde varken kızımla yürüyüş yapıp birkaç kitap almaya karar verdim.Hırkalarımızla dolaşmayı ikimizde özlemiştik.Bir kaç kitapçıya uğradık,kendime bir pembe bir de mor menekşe aldım.O iki çiçek beni mutlu etmeye yetmişti.Derken arkadaşlarım Kalamış dolaylarında bir tekneden beni aradılar.Ah keşke aramasalardı! Birden o mutlu sırıtışım sanki bu şehirden nefret edercesine gerildi....
Mutlu aile havamdan birden çıktım.Ruhum tekneye doğru yol aldı birden...Özellikle pazarları İstanbul'daki arkadaşlarımı ve ailemi aramamaya çalışırım..Sık sık gitsem de doyamadığım İstanbul'um bazen de beni mutsuz ediebiliyor böyle.Sevdiğim kişilerden uzakta kalmaya bir türlü alışamıyorum.Hep bir şeyler eksik kalıyor.Hafta içi pek hissetmesem de haftasonları bunu daha iyi anlyorum.
Aranızda deniz kıyısında oturanlar varsa şimdi benim için pencereyi açıp deniz kokusunu ciğelerine çeksinler...

11 Mart 2008 Salı

Bahar geldi...

Yeni bir mevsim,yeni mutluluklar belki de beni bekleyen yeni hüzünler barındıracak.Bildiğim tek bir şey var o da baharı sevdiğim.Güneş yüzünü gösterdikçe gülümseyerek uyanıyor ve günümü aynı gülümsemeyle devam ettiriyorum.Pazar günü 10 saatlik uyku uyumamla beraber haftaya enerji ile başladım.Kızımın dersleri geçen hafta ile ağırlaştı.Yaş problemleri ile tanıştık:)))
Bilmem kaç sene binbir çeşit yaş problemi çözecek olması ne kötü!
Dersler konusunda gitgide artan ciddileşme ona daha çok vakit ayırmamı gerektiriyor.Melis'in istekli olması beni sevindiriyor aslında....
Anlatacak çok şey birikmiş....
Şİmdilik hoşçakalın!

25 Şubat 2008 Pazartesi

Meraklılara otsal bir test.....




Hangi 'OT'sunuz?*


doğum tarihinize göre hangi otsunuz?


ocak 1 - 9 --- isirgan otu


ocak 10 - 24 --- ebegümeci


ocak 25 - 31 ---dereotu


subat 1 - 5 --- bildigimiz ot


şubat 6 - 14 ---Çimen


şubat 5 - 21 --- maydanoz


şubat 22 - 28 --- kivircik


mart 1 - 12 --- sarmasik


mart 13 - 15 ---dereotu


mart 16 - 23 ---ebegümeci


mart 24 - 31 --- bildigimiz ot


nisan 1 - 3 --- ısırgan otu


nisan 4 - 14 ---kıvırcık


nisan 15 - 26 ---ebegümeci


nisan 27 - 30 --- maydanoz


mayis 1 - 13 --- sarmaşık


mayis 14 - 21 ---Çimen


mayis 22 - 31 ---dereotu


haziran 1 - 3 --- ebegümeci


haziran 4 - 14 ---maydanoz


haziran 15 - 20 --- sırrgan otu


haziran 21 -24 ---sarmaşık


haziran 25 - 30 --- bildigimiz ot


temmuz 1 - 9 ---ebegümeci


temmuz 10 - 15 --- Isırgan otu


temmuz 16 - 26 ---Çimen


temmuz 27 - 31 --- bildigimiz ot


agustos 1 - 15 --- sarmaşık


agustos 16 - 25 ---ebegümeci


agustos 26 - 31 --- maydanoz


eylul 1 - 14 ---Çimen


eylul 15 - 27--- bildigimiz ot


eylul 28 - 30--- Isırgan otu


ekim 1 - 15 ---sarmaşık


ekim 16 - 27 --- maydanoz


ekim 28 - 31 ---kıvırcık


kasim 1 - 16 --- dereotu


kasim 17 -30 ---bildigimiz ot


aralik 1 - 16 ---Isırgan otu


aralik 17 - 25 --- sarmaşık


aralik 26 - 31 ---Çimen
Isırgan otu :cekici ve populersiniz. . kolayca arkadas edinebiliyorsunuz. . kendinden emintavirlarinizla grup icinde liderlige yakisiyorsunuz. eger sizinliderliginizi kabul etmiyorlarsa uygun bir yöntemle kabul ettiriyosunuz,yine olmazsa ısırıyorsunuz. ..*




bildiğimiz ot :*utangac ve sevimlisiniz. tanimadiginiz insanlarla konusmayi sevmez ama arkadaslarinizla herseyi paylasabilirsiniz. arkadas seçiminde oldukça dikkatlisiniz. sevilen birisiniz. dogayi çok seversiniz öylesine bir otsunuz.

Sarmaşık:* yerinde duramayan birisiniz. durmadan ona buna sarilip duruyosunuz cok arkadasiniz var ve sosyal yasaminiz cok renkli. dedikoduyubiraz seviyorsunuz. sizi taniyan sizin gibi biri daha olmadigini dusünüyor.dikkat cekmeyi cok seviyorsunuz.*
Kıvırcık : *esrarengiz birisiniz. ne zaman nasil davranacaginiz pek belliolmuyor. bazen herseye salata oluyosunuz. cogu seyden ilk sizin haberiniz oluyor bu yuzden cok ilgi görüyorsunuz.*
ebegümeci:* sessiz sakin ama cok zekisiniz. dost canlisi, sevilmeyibekleyen tavirlariniz ilgi cekiyor. her yerde olmayan insan sagliginayararli bir kisilige sahipsiniz kucuk bir arkadas grubu size yetiyor. fazlapopuler olmasaniz da yakinlarinin el ustunde tuttugu birisiniz*
dereotu:* siz lider olmak icin dogmussunuz. ama yapacak bisey yok bazi organizasyonlarda sadece degisik tad birakiyorsunuz o kadar. sözünü dinleten, dedigini yaptiran birisiniz. kararli tavirlariniz cevrenizdekilerietkiliyor. insanlarin arkadas olmak isteyebilicegi birisiniz.*

maydanoz : *uyumlu, herseye maydanoz olmak burdan gelir sicakkanlibirisiniz. size nasil davranilmasini istiyorsaniz siz de herkese oyle davraniyorsunuz. sadik ve dürüstsünüz, yapmacik insanlara ve dedikoduya karsisiniz.*
Çimen: *cok hassas ve narinsiniz. (çimlere basmayin ) kolay aşık koluyorsunuz. ne cok utangac ne cok giriskensiniz. arkadas grubunuzda kırılmamasi icin kollanan birisiniz.

24 Şubat 2008 Pazar

pratik tatlı,pazar halleri ve kar





Şehrimize gene kar yağdı.Sabah kar yağışıyla uyanmak eskiden mutluluk verirdi.Şimdi ise kesinlikle mutsuzluk kaynağım oldu.Gözümde bir şirinliği kalmadı .

Klasik bir pazar günü geçirdik.Melis hanımın uzun zamandır beklediği filme gittik.Alışveriş merkezi tıka basa insan doluydu yemek katında oturacak yer bile yoktu. Bir süre sonra kalabalık insanın kafasında uğultuya dönüşüyor.Neyseki film benimde hoşuma gitti.Animasyon karakterlerini seviyorum.Winx kızlarının gözleri zamanımızın çizgi filmi Şeker Kız Candy i hatırlattı.Kocaman mavi gözleri çok hoşuma giderdi.


Bloom ailesini klupteki arkadaşlarıyla bulmaya çalışır ve kötülere karşı iyilik perilerinin gücünü bir kez daha kanıtlar....

Kız anneleri haydi sinemaya...



Geçen hafta ziyaretime gelen arkadaşlarım için yaptığım pratik tatlımda sıra..
Bu aralar kime yapsam bayılıyor.Hafif ve lezzetli bir tatlı oluyor hem de yapılışı kolay.

Malzemeler

200 gr tel kadayıf
1 paket Dr Oetker Tavuk Göğsü
500 ml süt
1 yemek kaşığı tereyağ,1 yemek kaşığı zeytinyağı
1 yemek kaşığı toz şeker




Hazırlanışı


Tel kadaıflar büyük teflon tencerede tereyağ ve zeytinyağı ile 30-35 dakika ara ara tahta kaşıkla çevrilerek iyice kızartılır.Ocğın altını kısmaya yakın toz şeker konulur.

Kızaran kadayıflar 2 eşit parçaya bölünür.

Bu arada Tavuk göğsü tarife göre yapılır.Eğer misafiriniz çoksa 2 paketi 1kg sütle pişirebilirsiniz.

İlk olarak yarım ölçü kadayıf borcamın altına serilir ara kata tavuk göğsü kepçe ile üzerine dökülür.Bunun üzerine de geri kalan kadayıflar konulur.En az 2 saat bekledikten sonra afiyetle yenilir.


21 Şubat 2008 Perşembe

Sadece bizim ülkemizde olur!

Sadece Bizim Ülkemizde Olur
Yeryüzünde insanlar ya sigara içerler ya da içmezler. İçenler, sigaralarını çakmak ya da kibritle yakarlar. Ve bunların bir kısmı da kanserden ölür. Ama, dünyada demir çelik haddehanesinde çalışan hiçbir işçinin, sigarasını yakmak amacıyla 600 tonluk pres makinesinin arasından emekleyerek geçip 2450 santigrat sıcaklığındaki fırına ulaşmaya çalışırken can verdiği görülmemiştir. Türkiye'de görülmüştür, Karabük'te...
*********************
Bütün dünyada haşerat, özellikle sivrisinek vardır, buralarda da sinek ilacı kullanılır. Ama, sivrisinek yutup da midesine kaçan sineği öldürmek üzere ağzına Shelltox sıkmak suretiyle zehirlenip ölen, Türkiye'dedir. İstanbul, Sultanbeyli'de...
*********************
Dünyanın her yerinde insanlar berbere gidip tıraş olurlar Ama hiçbir berber, rahatlatmak amacıyla müşterinin kafasını sağa sola kanırtırken adamın boynunu kırıp onu öldürmemiştir. Türkiye'de öldürmüştür, Erzurum'da...
*********************
Dünyanın hiçbir yerinde bankamatikten para çekmek için düğmeye bastığınızda elektrik çarpmaz ve ölmezsiniz Türkiye'de ölürsünüz, Bozcaada'da...
*********************
Dünyanın hiçbir yerinde, otoyolda giderken radyoda duyduğu göbek havası eşliğinde göbek atmak için arabayı 'sağ şeride çeken' ve az sonra da arkadan gelen arabanın çarpması sonucu ölen bilinmez. Türkiye'de bilinir, Adapazarı'nda...
********************* Nüfus sayım günü sokağa çıkma yasağı nedeniyle bomboş otoyolda (Dünyanın hiçbir yerinde böyle bir şey yoktur ve olamaz) sayım görevlisi 'bariyerlere' çarpıp ölmez. Burada ölür, Gebze'de...
*********************
Dünyanin hiçbir yerinde aynı işyerinde biri gece, biri de gündüz vardiyasında çalışmakta olan ve her ikisi de 'mobilet' kullanan bir baba-oğul, birisi işten çıkıp eve gider, öteki evden işe gelirken bir kavşakta karşılaşmazlar ve birbirlerine selam vermek için ellerini kaldırınca çarpışıp her ikisi de ölmezler. Burada olur, Konya'da...
*********************
Dünyanın hiçbir yerinde gemi mühendisi kazanı kontrol etmek için kazana girdiğinde biri gelip kazanın kapağını kapatmaz ve sonra da gemi yola çıkmaz. Bizde olur, Kocaeli, Dilovası'nda... *********************
Dünyanın hiçbir yerinde bir adam ayakkabısının içine kaçan taştan kurtulmak için elektrik direğine yaslanıp ayakkabısını çıkarıp silkelediğinde, yoldan geçen bir başkası onu elektrik çarptığını sanmaz ve elektrikle bağlantısını kesmek amacıyla kafasına kürekle vurarak onu öldürmez. Bizde öldürür, Rize'de

20 Şubat 2008 Çarşamba

eve döndüm....

Pazar akşamı başlayan dönüş çabalarım,salı akşam uçağının sorunsuz kalkması sonucu nihayetlendi. Kızıma ve evime kavuştum. THY nın sorumsuz davranışlarını eleştirmeen geçemeyeceğim.Havaalanına o karda kışta gitmek zaten bir sorun.Telefonla bilgi almak mümkn değil aradığımızda uçak kalkacak deniyor.Alana vardığımızda ise ilk önce 30 dak daha sonra 1 saat rötar derken iptal ediyorlar uçağı...
İnsanlar perişan halde geri dönmeye çalışıyor.Herkesin evi olmadığı için kalacak yer bulma telaşı başlıyor ondan sonra....
Dün akşam rötarsız sorunsuz indik şehrimize.Arabayı havaalanında bırakmıştık.Araba kara gömülmüş haldeydi.Yarım saatten fazla arabayı kurtarmaya çalıştık.Temizlemek bir yana etrafı da karla kaplandığı için yerinden oynatmak için arabayı itmek zorunda kaldım.Otopark için bir sürü para almayı bilen yetkililerden birtek kişi yoktu etrafta....
Bir şekilde kurtulduktan sonra ellerim ayaklarım buza dönmüş halde kızıma kavuştum.Bir daha karda kışta yola çıkmama kararı aldım.Çıkarsam da kızımı almadan bir yere gitmem....
Nasıl özlemiş anlatamam...
Beni ve babasını defalarca öptü.Sarıldı.Bizi görünce yaşadığı sevinç görülmeye değerdi.Allah kimseyi anne ve babasız bırakmasın.Kaç gündür ona özveriyle bakan babanne,hala ve dedemize de teşekkür ettikten sonra sıcak evimize döndük.....

18 Şubat 2008 Pazartesi

karlar düşerr,düşer düşer ağlarım....

Bloğumu takip eden veya beni tanıyan arkadaşlar bilirler,Kayseri-İstanbul hattının sürekli yolcusuyum.Bu kez sadece haftasonu için kızımı bırakıp eşimle geldim İstanbul'a.....
Geçen haftalarda bir kez babasıyla bırakıp annemin ameliyatı için gelmiştim .O zaman babası yanında olduğu için gönlüm çok rahattı.Bu sefer okulunu ve aldığı kursları göz önünde bulundurararak onu babaannesinin yanında bıraktık.Dün akşam bastıran kar yüzünden uçağımız iptal oldu.Bugün de muhtemelen gidemeyeceğiz.Aklım kızımda...O yanımda olsa hiç problem değil....1 hafta daha kalabilirim.Sanki orada öksüz ve yalnız kalmış gibi hissediyorum.Onun çok iyi bakıldığını bilsem de uzakta olmak zor geldi.İlk kez havaalanından eve kös kös geri döndüm.Onca senedir gidip gelirim,1 kez ,3 saat sis sebebiyle beklemek dışında,geri döndüğüm olmamıştı.Bir de ne zaman kalkacağını bilmediğim için ayrı bir endişe var içimde....
Bu bana ders oldu.Bir daha onu bırakıp hiçbir yere gitmek yok!
Dün akşam havaalanını görmenizi isterdim.İnsanlar üstüste kimse doğru dürüst açıklama yapmıyor...En az 2-3 saatlik rötarlar...Sürekli gelen dolu havaalanına fakat giden olmadığı için kapasitesini aşmış vaziyetteydi...
Herkesin sinirleri gerilmişti anlayacağınız.Bu karda kışta benim gibi yollarda kalan insanlara allah sabır versin diyorum!
Beni de en kısa zamanda kızıma kavuştursun tabii....
Eveet şimdi eşim bugünki uçağın da iptal edildiğini söyledi.Karayolları da kapalı olduğu için yarını bekleyeceğiz....

12 Şubat 2008 Salı

faydalı bir link...poster yapımı....


Kendi posterinizi yaratmak isterseniz tıklayın....Benim çok hoşuma gitti....

11 Şubat 2008 Pazartesi

gülümseten fotoğraf ve un helvası

Ablam eskileri karıştırırken bu fotoğrafı bulmuş.Gülümsetti beni...Annem ve babam 30'undalar burada...Ben de herhalde6-7 aylık.....
Çcukluğumu ve ilk gençlik yıllarımı mutlu geçirdim .35 seneyi devirdik...Annemin ve babamın kimbilir ne hayalleri vardı o zamanlar acaba kaçını gerçekleştirdiler....
Planlama konusunda daha hassas davranmam lazım galiba...seneler çabuk geçiyior.2007 yi kayıp yılım olarak düşünüyorum.Hastalıklar ve bana yaşattığı üzüntüler...
Bu sene yapmak istediklerimi bir bir gerçekleştirmeyi ümit ediyorum...
Geçen sene ihmal ettiğim arkadaşlarımı aramak daha sık görüşmek,kendime vakit ayırmak ilk aklıma gelenler.....

Bir balık akşamı sonrası eşimin tatlı krizi tutunca un helvası yapmaya karar verdim.Özlemişm de tadını en son ne zaman yediğimi hatırlamadım bile...Bu tadı özleyenler için pratik bir tarif...


Malzemeler:
1,5 su bardağı şeker
2 su bardağı un
2 su bardağı su
100g. tereyağı
2 yemek kaşığı sıvı yağ
Yapılışı:
Tencerede yağ eritilir. Un ilave edilip kısık ateşte yaklaşık 20 dakika rengi dönene kadar kavrulur.
Başka bir tencerede su ve şeker şerbet haline getirilir.Kavrulan unların üzerine karıştırarak dökülür.Ağzı kapalı bir şekilde 10 dakika demlenmeye bırkılır.Üzeri süsleyip servis edilir.
Okulların açılmasıla hayatım tekrar düzene girdi.Kızımı bu tatilde oyalamak çok zor oldu.Okulda boşalttığı enerjisi beni mutlu etmeye yetiyor...
Yeni bir hafta yeni bir dönem ve mutluyum yeniden....

3 Şubat 2008 Pazar

koku


Bazen yeni bir kitaba başlarsın ve bitirmeye fırsatın olmaz.Kitap okurken gerekli ortamı bir türlü oluşturamazsın..Bu kitabımın başına da bu geldi .Evdeki pazar sakinliğini fırsat bilip kitabımı bitirdim.Kitap filmi kadar gösterişli olmasa da okumaya değer.Zor ilerleyen yanları da yok değil...
Kitabın arka kapağından alıntı....
Patrick Süskind'in, Almanya'da ilk yayımlanışında tam anlamıyla olay yaratan, aylarca liste başlarında kalan Koku adlı bu romanı, gerçekte alışılagelmiş çoksatılanların oldukça dışında kalan, toplum eleştirisini sergileyen bir kitap. Romana konu olan olay, 18'inci yüzyılda Fransa'da geçer. Kitabın kahramanı Jean Babtiste Grenouille ise, tüm insancıl duyumlardan ve duygulardan yoksun, yalnızca kokulara karşı görülmedik ölçüde duyarlı, istediği kokuları üretebilmek için cinayet işlemekten kesinlikle çekinmeyen bir katildir. Herkesin ve her şeyin kokusunu almakta, tüm kokuları üretmekte gerçek bir dahi olan bu genç adam, kendi kokusunun olmadığını, bulunduğu yerlerde insanların insan kokusu alamadıklarını anladığı gün dünyasını yitirir. Kendisi için tek çıkar yol, başkalarına sanki insanmış izlemini verecek kokular sürünmektedir. Toplum içinde bireyselliğini hiçbir zaman edinememiş, kendi benliğinin dışında her şeyi yaratabilmiş dahiyi sergileyen bu görkemli alegorinin olağanüstü bir akıcılıkla erişilen son bölümü, benzeri herhalde Kafka'da görülebilecek bir insanlık tragedyasının simgesidir.

2 Şubat 2008 Cumartesi

i know what it is to be young...


Hani bir şarkı vardı eskilerden;
'I know what it is to be young,
But you don't know what it is to be old...!'

Bizim yaşlar ilerledikçe anne ve babalarımızın da yaşlanması doğal aslında.Biz hayat koşuşturmalarının içinde yuvarlanırken onlar evlerinde yaşlılığı kabullenmeye çalışıyorlar aslında...Keşke hep genç ve sağlıklı kalsalar.Benim yaş grubumdaki arkadaşlarımın anne ve babalarında hep aynı problem var.İyi olsalar bile bir bahaneyle ağrıyan bir yerlerinden yada tansiyon ve şekerlerinden bahsedip belki de biraz daha fazla ilgi istiyorlar.Aslında hepimiz biliyorum ki onlarla fazlasıyla ilgiliyiz.Bizim 24 saatimiz çok hızlı akarken onlarınki bir o kadar ağır seyrediyor ve düşünüp kendilerini dinleyecek bir sürü vakitleri kalıyor.hatırlatabiliyor.

Yaşlı olmanın ne olduğunu bilmemize gerçekten imkan yok....Neler hissederim, beni yaşlandığımda ne mutlu eder bilemiyorum.Annemi nelerin mutlu edeceğini kestiremediğim gibi...
Şimdi ameliyat sonrasında kısıtlanan aktiviteleri onu çok ama çok mutsuz ediyor.Gelecekle ilgili kaygılarını dindirmek mümkün değil...1 ay içinde daha da toparlanacak belki ama onun bu süre içinde gülümseyen yüzünü görebilmek mucize gibi...

Kızımın ve annemin üst üste gelen sağlık problemleri geçse de beni kafası karışık ve dağınık bir insan haline getirdi.Herşey gibi bu da geçecek ve gülümsemek için yeni bir sebep bulacağım kendime...

31 Ocak 2008 Perşembe

2 şey

Yaşama Anlam Ve Boyut Katan İki Şeyin Önemi
İki şey "Kalitesiz İnsan" ın özelliğidir :
1- Şikayetçilik
2- Dedikodu
İki şey çözümsüz görünen problemleri bile çözer :
1- Bakış açısını değiştirmek
2- Karşındakinin yerine kendini koyabilmek
İki şey yanlış yapmanı engeller :
1 - Şahıs ve olayları akıl ve kalp süzgecinden geçirmek
2- Hak yememek
İki şey kişiyi gözden düşürür :
1- Demagoji (Laf kalabalığı)
2- Kendini ağıra satmak (övmek, vazgeçilmez göstermek)
İki şey insanı "Nitelikli İnsan" yapar :
1- İradeye Hakim Olmak
2- Uyumlu Olmak
İki şey "Ekstra Değer" katar :
1- Hitabet ve diksiyon eğitimi almak
2- Anlayarak hızlı okumayı öğrenmek
İki şey geri bırakır :
1- Kararsızlık
2- Cesaretsizlik
İki şey kaşif yapar :
1- Nitelikli çevre
2- Biraz delilik
İki şey ömür boyu boşa kürek çekmemeni sağlar :
1- Baskın yeteneği bulmak
2- Sevdiğin işi yapmak
İki şey başarının sırrıdır :
1- Ustalardan ustalığı öğrenmek
2- Kendini güncellemek
İki şey başarıyı mutlulukla beraber yakalamanın sırrıdır :
1- Niyetin saf olması
2- Ruhsal farkındalık
İki şey milyonlarca insandan ayırır :
1- Sorunun değil, çözümün parçası olmak
2- Hayata ve herşeye yeni (özgün, orijinal, farklı) bakış açısıyla yaklaşabilmek
İki şey gelişmeyi engeller :
1- Aşırılık (mübağala, abartı, ifrat, tefrit)
2- Felakete odaklanmış olmak
İki şey çözüm getirir :
1- Tebessüm (gülümseme)
2- Sükut (susmak)

ada....ve sobeee...



Thomas Cook, bir araştırma gezisi sırasında Atlas Okyanusu'nun bir yerinde; milyonlarca kuşun havada çığlıklarla daireler çizerek uçtuğunu görür. Kulakları sağır edecek kadar yüksek sesle çığlıklar atan kuşlardan yorulanlar, okyanusun dev dalgalarına atılarak intihar ederler. Bu olayı yıllar boyunca birçok balıkçı görür, birçok bilim adamı araştırır. Kuş bilimcileri yaptıkları araştırmalarda göçmen kuşların farklı yönlerden gelerek okyanusta bu noktada birleştiklerini keşfederler; ancak intihar etmelerinin nedenini çözemezler. Yıllar süren araştırmalar sonucunda bu trajik olayın yaşandığı yerde bir ada olduğunu, kuşların göç yolu üzerinde bulunan bu adanın deprem sonucunda okyanusa gömüldüğünü bulurlar.İnsanların yokluğunu bile fark edemedikleri ada; kuşlar için göç yollarının vazgeçilmez durağıdır. Kuşlar, binlerce yıllık alışkanlıkla adanın yerini bilmektedirler ve yıpratıcı bir yolculuktan sonra aradıkları adayı bulamayınca yorgunluktan bitkin düşen bedenlerini çığlık çığlığa okyanusun sularına gömmektedirler?

Peki ya siz?

Sizin hiç bir adanız oldu mu?

Yaşamın uzun göç yollarında size bir yudum taze soluk verecek, yolunuza dinç devam etmenizi sağlayacak bir adanız var mı?

Bir gün yerinde bulamazsanız, ille de ulaşmak ve sığınmak için başınızın döndüğü ve dengenizi yitirinceye kadar kanat çırpacağınız bir ada yaratabildiniz mi kendinize?

Sınırsızca her şeyi paylaşabileceğiniz bir dost! Yola birlikte çıkacak kadar güvendiğiniz bir arkadaş, daima huzur ve mutluluk verecek biri, ulaşmak için yıllardır uğraş verdiğiniz bir amaç edinebildiniz mi?

Yılbaşında şöyle daha bir yakın bakın çevrenize?

Size gelen, sizin gittiğiniz, sizi bulan, sizin bulduğunuz kaç ada var çevrenizde?

Kaç tane durup nefeslendiğiniz ada yaratmışsınız kendinize?

CAN DÜNDAR

(Bir mailde geldi bu yazı bana...okuyunca kendimden bir şeyler buldum.Kuşların hikayesini daha önce okumuştum.Bazen bir yazarın benden önce hissettiklerimi düşünüp yazıya dökebilmesini kıskanıyorum bu da o yazılardan bir tanesi....)
Adaları yaratmak öyle güç ki...Bazen doğru olduğunu düşündüğünüz ama sizi o kuşlar gibi suyun dibine çeken,üzen adalar da yaratabiliyoruz.Biliyorum hayat her zaman gülümsemek üzerine kurulu değil...üst üste anlam veremediğim üzüntüler yaşayabilirim.Ama bir sınırı olmalı ...Sıklıkla kötü giden ya da öyle varsayılan ilişkilerin insana zarar verdiği de bir gerçek...Ne yaparsam yapayım tekrarlanan huzursuzlukları gözümün önünden geçirdiğim zaman iki tarafa da eğer zarar ve üzüntü getiriyorsa,birbirini ne kadar çok seversen sev dostlukların bitmesi taraftarıyım.En azından bir süre görüşmeyip tartmalı insan kendini...

Neyseki sığınacak birkaç Ada'm doğru limanlarda beni bekliyor!

sevgiyle kalın....

-----------------------------------------------------------------------------------------------


Biricik arkadaşlarım Fulya ve Özlem beni sobelemişler.Konumuz 'Çocuk kitapları'....


Bir yayınevinde çalıştığım sırada tanışma ve sohbet etme imkanı bulduğum.Kendisine birkaç imza günü organize ettiğim Fazıl Hüsnü Dağlarca'nın Çocuklarda adı altında topladığı serisinden bahsetmek istiyorum.

Kendisine de imzalattığım bu seriden kızım çok keyif aldı....

“Çocukseverliğim şiirseverliğime eşittir” diyen Dağlarca “Çocuklarda” dizisinde bugüne kadar 20’nin üzerinde kitap yayınladı.Dizinin ilk kitabı “Açıl Susam Açıl”, Üsküp’teki azınlıkların çocukları için 1967’de yazıldı ve aynı yıl Üsküp’te basıldı. Dağlarca’nın çocuk şiirleri yazması daha eskiye gidiyor. 1951’de Ankara’dayken “Çocuk ve Yuva” adlı dergiye çocuk şiirleri yazan Dağlarca’nın o şiirleri daha sonra “Açıl Susam Açıl” kitabına girdi. 1970’ten sonra yeniden çocuk şiirleri yazma isteği duyan ozanın yapıtları birbiri ardınca yayınlanmıştır.
Dağlarca’nın çocuklar için yazdığı kitaplar birer başyapıt olarak değerlendirilebilir. Çocuklar bu kitaplardan Türkçenin en güzelini, masalların en şiircesini öğrenir, büyük bir ozanın yaratıcı hayal gücü onlara düşünmenin ve hayal kurmanın en iyi örneklerini sunar. Okulumuz 1’deki, Okulumuz 2’deki Okulumuz 3’teki şiirleri çocuklara ilkokul öğrencilerine şiir’li bir yolculuk vaadediyor. Okulumuz 1, okula başlayan çocuğun ilk izlenimlerini, Okulumuz 2’deki şiirler küçük öğrencinin Mustafa Kemal sevgisini anlatıyor. Okulumuz 3’teki şiirler ise çocuklara anadilini sevdirirken, yeryüzünü ona yaklaştırıyor.....
Ben de ileri geri,hayatkazanbenkepçe,Yanya'dan Evenez'e bloglarını sobeliyorum.....


30 Ocak 2008 Çarşamba










Fotoğraflar beni eğlendirdi.Makyaj,ayakkabı küçük pembe şeyler her daim ilgimizi çekiyor.Kızım bile makyaj malzemeleri gördüğü zaman yüzüne sürmeden edemiyor.Onumakyaj malzemelerimden uzak tutmak ayrı bir başarı tabii...Kırdığı rujlarımın sayısını hatırlamıyorum bile...Artık pahalı malzemeler almıyorum onun sayesinde....



Bütün anneler gibi,ben de tatilde kızımı oyalayabilmek için büyük çaba sarfediyordum.Kayseri karlar altında kaldı.Yaklaşık bir metre kar var evimizin bahçesinde.Kayseri-Ankara karayolu bile kapanmış.Evden çıkmaya imkan yok.İnsanın soğukta çıkası da gelmiyor aslında.Kızım arkadaşlarım diye tutturmasa benim halimden şikayet ettiğim yok.Allahtan annem yanımızda da biraz onunla da vakit geçiriyoruz.Evde tek başına olmak ikimizin de sevdiği birşey değil...

24 Ocak 2008 Perşembe

Hayatın Özeti ve okullar tatil oluyor!

Bu fotoğraf ve başlığı çok hoşuma gitti...Fotoğrafın başlığı'Hayat'ın Özeti'.....

Yarın okullar tatil oluyor.Birinci sınıf annesi olarak bu karneyi kendime itaf ediyorum.Ben de kızımla beraber çok çalıştım ve tatili hak ettim.Sadece 1-2 saat daha uyuyup dinç olabilmek istiyorum.Kızımla ders harici vakit geçirebileceğim için de mutluyum.Öğretmenimizin verdiği tatil ödevimizi de çok beğendim.Kızımla artık günlük tutacağız.Yaşadıklarını yazıya dökebilmesi çok hoşuma gidecek.Kırtasiyeye gittim ve onunda beğeneceğini bildiğim bir günlük satın aldım.Eve gelince gerçekten hemen başlamak istedi.Onun ödev olarak algılamadığı bir görev oldu bize.....
Eski günlüklerimi hala saklıyorum.O ilk genç kızlık hayallerimi ve düşüncelerimi ara ara okumak bana yaşam enerjisi veriyor ve hala var olan hayallerimin bir adım gerisindeysem ona ulaşma çabaları içine giriyorum.Kızımın önünde koskoca bir yaşam var.Şimdilik hayalleri benim ona karşılayacağım cinsten olsa da ,yazdıklarını ilerde okuyunca gülümsemesine sebep olacağını biliyorum....
Tüm okullu çocuklarımıza ve annelerine iyi tatiller diliyorum.

21 Ocak 2008 Pazartesi

Kronobiyoloji

VÜCUDUMUZDA 24 SAATTE NELER OLUYOR?

İnsanoğlu 24 saatte tam 24 kez değişiyor. Ruh hali, vücut ısısı, tansiyon, kalp atışı, hormonlar sürekli uğraş halinde oluyor. Biyologlar, doktorlar ve farmakologlar bu olağanüstü duruma "Kronobiyoloji" adını veriyorlar.

İşte bedenin 24 saatlik faaliyet raporu.
06.00

Kortizon salgılamasıyla organizma uyanıyor. Bu uyanma vücut için kendini yavaşca kalkmaya hazırlama işareti. Metabolizma hareketleniyor, günün işleri için enerji ve protein hizmete hazır oluyor.

07.00

Vücut hâlâ zayıf. Spor yapmaktan kaçının. Kalbe ve dolaşıma gereksiz yüklenirsiniz. Spor yerine kahvaltı edin, sindirim bu saatte mükemmel çalışıyor.

08.00

Libidonun en yüksek olduğu saat. Fazla miktarda hormon salgılanıyor. Sigara tiryakileri için de durum aynı. Kahvaltı sigarası damarları her zamankinden daha fazla çok daraltıyor.

09.00

Vücudun dinç, kuvvetli olduğu saat. Herhangi bir hastalık için iğne olacaksanız bu en doğru zaman. İğnenin ateş ve şişme gibi yan etkileri ender olarak görülüyor, vücut röntgen ışınlarına karşı daha dirençli oluyor.

10.00

Organizmanın kendine gelme, 'ben burdayım' deme saati. Fazla enerjik, vücut en yükes ısı seviyesinde. Verimliliğimiz de öyle. 'Kısa süre belleği' iyi durumda.

Bir önemli ayrıntı: 10.00 ile 12.00 arası enfarktüs olaylarına sık rastlanıyor.



HAZIR CEVAPLIK SAAT

11.00

Vücudun tam formunda olduğu, verimli olmaya programlı bir saat. Kalp ve dolaşım o kadar zinde ki yapılan muayenelerde kalpteki bir bozukluk gözden kaçabilir. Hazır cevaplık tavan yapar, özellikle hesap işleri, matematik ödevleri rahat ve iyi bir şekilde, zorlanmadan çözülür.

12.00

Dinlenme saati. Dikkat azalıyor ve insanı uyku basıyor. Midedeki asit miktarı fazlalaşıp, beyindeki kan akımı azalıyor. Zira kan sindirim organlarını desteklemesi için mide tarafından kullanılıyor. Öğle uykusu uyuyabilen kişilerde istatistiklere göre enfarktüse %30 oranında az rastlanyor.

13.00

Vücut formdan düşüyor. Verimlilik gün ortalamasının %20 aşağısına iniyor. Bütün organlar en alt düzeyde çalışıyor, sadece safra öğle yemeğini hazmetme faaliyeti gösteriyor.

14.00

Bitkin oluruz. Çünkü tansiyon ve hormon düzeyi düşüyor. Diş doktorundan korkanlar için en uygun randevu saati. Çünkü bu saatte acı az hissediliyor. Lokal anestezi uzun süre devam ediyor (30 dk.).



HOŞ GELDİN ENERJİ

15.00

Enerji geri geliyor, bellek tam formunda. İkinci verimlilik dönemi başlıyor ama sabahkinden az. 16.00

Spor için en iyi saat. Tansiyon ve dolaşım çok iyi durumda.

17.00

Organların faaliyeti üst düzeye çıkıyor.Kuvvet artıyor, oksijen harcanıyor, böbrekler ve mesane çok çalışıyor. Tırnaklar ve saçın en çabuk uzadığı zaman. Midedeki asit miktarı fazlalaşıyor. 17.00'ye doğru mide kanaması geçirme riski artıyor.

18.00

Akşam yemeği için ideal saat. Pankreas bu saatte özellikle aktif.

19.00

Kan basıncı ve nabız tembelleşiyor. Bu nedenle kan basıncı düşüren ilaçlara dikkat, tehlikeli olabiliyorlar. antidepresanların tesiri de bu saatte daha fazla.

20.00

Karaciğerdeki yağ düzeyi düşüyor ve kirli kan kalbe her zamankinden daha fazla akıyor. Alerjisi olanlar ve astımlılar ilaçlarını bu saatte almalı. Etkisi hemen görülüyorr. Antibiyotikler de az dozda alınsa bile etkileri en üst düzeyde oluyor.



YEMEĞİ KESİYORUZ

21.00

Sindirim organlarının günlük görevi sona eriyor. Gelen herşey midede sabaha kadar hazmedilmeden kalıyor ve bu çok tehlikeli. Kalan yemekler bağırsak sahasındaki mukozaya hücum ediyor.

22.00

Vücudun polisi akyuvarlar aktif hale geliyor. Sigara içenler dikkat! Bu saatten sonra vücut nikotin gibi zehirleri çok zor atıyor. 23.00 Organizma gün boyunca aktif faaliyet gösteren stres hormonunun salgılamasını durduruyor. Sakinleşip, rahatlıyoruz.



TATLI RÜYALAR

24.00

Uyurken deri hücreleri durmadan çalışıyor, gündüz olduğundan daha sık bölünüyor. İlk rüya safhası, yarım saat içinde rüya görmeye başlıyoruz.

01.00

Verim en alt düzeyde. Bu saatte çalışanlar hata yapabiliyor, dikkat azalıyor, çünkü vücut kendini uyumaya programlıyor.

02.00

Araba kullananlar dikkat: görme zayıflıyor, tepkiler yavaşlıyor, kazalar bu saatte çok oluyor. 03.00

Bedenin de ruhun da en karanlık safhası. Melatonin hormonunun salgılanması tembel ve kararsız yapıyor. İntihar edenlerin sayısı fazlalaşıyor.

04.00

Stres hormonundan enerji kazanıyoruz. Enfarktüs krizleri saat 04.00 ile 06.00 arasında çok oluyor; çünkü kan basıncı oldukça yükselip, damarlar geriliyor. Doğum yapma olasılığının en yüksek saati.

05.00

Erkeklik hormonu salgılanması artıyor. Strese hormonu bizi faaliyete geçiriyor ve gündüz değerinin tam 6 katına çıkıyor. Vücudumuz harekete geçiyor kaybolan enerji yeniden geri geliyor. Gelsin, yeni bir gün başlıyor.

ahşap boyama örnekleri....

---------------------------------------------------------------------------
FAYDALI BİR LİNK....
http://www.ataturkculuk.net/2008AtaturkTakvimi.htm

Takvimde istediğiniz günü tıkladığınızda Atatürk ile ilgili o güne dair bilgilere ulaşıyorsunuz...

---------------------------------------------------------------------------





Yeni bir haftaya merhaba dedim....Uzun zamandır bloğumu güncelleyemedim.Annem bel fıtığı ameliyatı olduğu için 1 haftadır onunla ilgileniyordum.Ondan öncesi de ameliyat öncesi stresi...
Şimdi biraz toparlandı da rahatladım...
Bu arada kızımla ilk kez ayrı kaldık.Babaannesi ve halası ona çok iyi baktılar.Biraz şımarmış büyük ölçü beni özleiş halde evine döndü.Şimdi herkes çok mutlu.
Bugün size arkadaşım Betül'ün yaptığı ahşap boyama örneklerinden birkaçını yayınlıyorum.Gerçekten yüreğin vererek yapıyor çalışmalarını.Yapım aşamaları hakkında sorularınız olursa yazmaktan çekinmeyin....

10 Ocak 2008 Perşembe

kapılar........





Nedense fotoğraf makinemle ilginç kapıları çekmeye bayılırım.Bugün bir kaçını sizlerle paylaşacağım.Kapılar, ardında bambaşka mekanlar ve yaşamlar barındırır.Hiç ummadığınız bir kapının arkasında harikalar, ihtişamlı olan bir başkasının ardında çürümüşlüklerle karşılaşabiliriz.Bunu yaşamla örtüştürürsek yaptığımız her seçim yeni bir kapıyı aralamak değil midir? Kapıyı açmadan arkasında bizi bekleyen şeyin ne olduğunu bilemeyiz.Kötü olduğunu düşündüğümüz bir çok seçimimiz bizi şaşırtıp mutlu etmemiş midir?.



Yaşam ve gerçeği bir arada fotoğrafladığım bu kapıda gördüm.Kapıyı açmadan önce;Allahım nereye giriyorum? geri mi dönsem? diye düşünmüştüm.Tabii ki merakımı yenemeyerek gene girdim içeri ve birkaç adım ilerledikten sonra alttaki fotoğraflarda gördüğünüz mekana ulaştım....


Önyargılı olmamak gerektiğinin bir başka kanıtı....


Bir kapı daha.......


7 Ocak 2008 Pazartesi

ahşap boyama tepsi


Yeni bir haftaya merhaba...

Yeni yılın ilk haftasına başlarken eminim hepiniz koşuşturma içindesiniz benim gibi.Çocuklu arkadaşlarım haftasonlarını inanıyorum benim gibi yoğun yaşıyorlardır.Cumartesi sabahı kursa götür getir,hemen hemen her hafta bir arkadaşının doğum gününe götür getir,cumartesi akşamı eşinle bir etkinliğe katıl veya bir arkadaş toplantısına git derken eve nasıl geldiğimi bilemiyorum.

Hele hele böylesine 30 cm kar altındayken tüm bu programları nasıl gerçekleştirdim ben de bilmiyorum.Pazar günlerimiz ise klasik....Melis babanneden alınacak.Güzel bir aile kahvaltısı yapılacak.Kahvaltıdan sonra derslerin başına geçilecek.Akşama kadar tamamlanması sağlanacak.Akşam üstü de dışarda güzel bir yemek ve market alışverişi yapılacak, eve gelip güzel bir çay demledikten sonra Melis banyoya sokulacak ve yatırılacak ve son olarak çayımı yudumlarken bircik dizim Nip/tuck' ın başlaması beklenecek....

Sonra düşünüyorum; Bütün bu rutinleri seviyorum...Hayat akışımda herhangi akslik olursa huzursuz oluyorum.Kışın evimin dingin halini seviyorum.Pijamalarımı ve sabahlığımı giyip televizyon karşısına kurulduğum ya da kitap okumaya başladığım anlarda aldığım zevk erken orta yaş halleri gibi gözükse de beni mutlu ediyor.


siyah ve altın renginin asilliği bu tepside ortaya çıkmış.Kelebek motifli dekopajlar boncuk boya ve altın renkli boya ile tamamlanıp tepsi süslenir.Son olarak verniklenir....

3 Ocak 2008 Perşembe

hoşgeldin 2008

2008 in bu ilk günlerinde biricik kızım melis ve ben okulların sınav sebebiyle tatil olmasını fırsat bildik,evde mutlu mesut dinleniyoruz.Bayramdı yılbaşıydı derken kendimi yorgun hissediyorum.Bazen insanın evi kadar hiçbir yerde rahat etmediğini düşünürüm. Bu sadece bir gün sürer ve ertesi gün kendimi yeniden sokaklarda bulurum.
2008 den beklediklerim bir bir gerçekleşecek biliyorum...Piyongodan sadece amorti çıksa da umutsuzluğa kapılmak için daha çok erken!