30 Kasım 2007 Cuma

Soğuk bir güne uyandım.....

Soğuk bir güne uyandım bugün.Kayseri soğuk yüzünü gösteriyor bana.Her taraf buz tutmuş ne kadar kendimi iyi hissettirmeye çalışsamda başaramıyorum.Bir kaç haber dinleyeyim diye televizyonu açtım daha da kötü oldum.Isparta uçaı düşmüş ve kurtulan olmamış.Sürekli seyahat halinde olduğum için beni çok etkiledi bu haber.Oldum olası sevmem zaten uçakları.İnsanoğluyuz ama! Birkaç gün sonra bu haberleri unutup gene de biniyoruz, küçük şirketlerin kötü kötü uçaklarına....Bir seferinde Onur air'in bir uçağında iniş sırasında kulak zarlarım patlayacaktı...Ona bile razı oluyor insan sağlıklı bir şekilde inmek için yere....Uçakta yakınları bulunanlara allahtan sabır diliyorum...

Hayat her daim devam ediyor.Fotoğrafladığım bu çalışma yazdan beri yayınlanmayı bekliyor aslında.Fotoğraflarını güzel çekemediğim için yayınlamakta kararsızdım lakin uzaktaki arkadaşlarımla paylaşmak adına bugün resimleri bloğa yükledim.Benim sabır taşlarım onlar.Bütün yaz , kısa bir sürede bitebilecekken elimde süründü.İç sıkıntımın bir sembolü oldu benim için.Sabretmeyi hatırlatacak bana her zaman...

Kızım şimdi sağlıklı....Mutluluğum hayatın günlük sıkıntılarına yenik düşmüyor,her daim gülümsüyorum.Mutluyum çünki insan bu tip sıkıntılardan geçerken çevresindeki insanları daha iyi tanıyabiliyor.Şimdiye kadar kurduğum arkadaşlıkların ne kadar doğru olduğunu,ailenin ne kadar önemli olduğunu,ciddi bir sağlık problemi olmadığı sürece küçük mutsuzlukların ne kadar önemsiz olduğunu anladım.Daha da büyüdüm,daha da sarıldım arkadaşlarıma ve aileme....Şimdi sadece bu taşlarda kaldı geçirdiğim o günler.O da beni oluşturduğu için her gün bakabileceğim bir yerde asılı kalıp hatırlatacak bana mutlu olmam gerektiğini....

Bloğumla ilgilenemediğimin farkındayım.Bana yorum gönderen arkadaşlara bile cevap yazamadım.Yoğun geçiyor günler.Bir bilgisayarım ,bir modemim bozuldu derken benim de blog modum düştü.Bundan sonra inşallah bir sorun çıkmaz ve günlük yazılarıma devam edebilirim...



Bu çalışmada deniz taşları,pasta rölyef ve akrelik boya kullandım.Taşları ahşap tutkalıyla yapıştırıp aralarını derz dolguyla doldurdum.Geriye akrelik boyayla boyamak kaldı.Çalışmayı sunta üzerine yaptım.Böylece taşların yapışması daha kolay ve sağlam oldu.
Hepinize iyi haftasonları diliyorum...

21 Kasım 2007 Çarşamba

YAŞ 35

Yaş otuz beş! yolun yarısı eder.
Dante gibi ortasındayız ömrün.
Delikanlı çağımızdaki cevher,
Yalvarmak, yakarmak nafile bugün,
Gözünün yaşına bakmadan gider.

Şakaklarıma kar mı yağdı ne var?
Benim mi Allahım bu çizgili yüz?
Ya gözler altındaki mor halkalar?
Neden böyle düşman görünürsünüz,
Yıllar yılı dost bildiğim aynalar?

Zamanla nasıl değişiyor insan!
Hangi resmime baksam ben değilim.
Nerde o günler, o şevk, o heyecan?
Bu güler yüzlü adam ben değilim;
Yalandır kaygısız olduğum yalan.

Hayal meyal şeylerden ilk aşkımız;
Hatırası bile yabancı gelir.
Hayata beraber başladığımız,
Dostlarla da yollar ayrıldı bir bir; ,
Gittikçe artıyor yalnızlığımız.

Gökyüzünün başka rengi de varmış!
Geç farkettim taşın sert olduğunu. ,
Su insanı boğar, ateş yakarmış!
Her doğan günün bir dert olduğunu,
İnsan bu yaşa gelince anlarmış.

Ayva sarı nar kırmızı sonbahar!
Her yıl biraz daha benimsediğim.
Ne dönüp duruyor havada kuşlar?
Nerden çıktı bu cenaze? ölen kim?
Bu kaçıncı bahçe gördüm tarumar?

Neylersin ölüm herkesin başında.
Uyudun uyanamadın olacak.
Kimbilir nerde, nasıl, kaç yaşında?
Bir namazlık saltanatın olacak,
Taht misali o musalla taşında.

Cahit Sıtkı Tarancı

13 Kasım 2007 Salı

sakin bir gün ve ayva marmeladı....



Kışın evde oturup miskinlik yapmaya bayılırım.Aylardan beri ilk defa bugün fırsat bulup evde sadece kendime ait vakit geçirdim.
Sabah kızımı okula gönderdikten sonra 12 ye kadar süren deliksiz bir uyku...ardından gazetem ve kahvem eşliğinde bir kahvaltı.Sadece cd den gelen hoş bir müzik eşlik etti bana...

Uzun zamandır bitirmeye çalıştığım kitabımı tamamlamanın verdiği mutluluğu yaşarken bir de baktım saat 16.00 a yaklaşıyor.Kızımın gelmesine 5 dakika kalmış.Keyif saatlerimin çoğunu uykuda harcamışım.Çok uyumanın verdiği enerjiyi üzerimde hissettim bir an.Kendimi anne hissettirecek bir şey yapmaya karar verdim.

Bilgisayarı açtım ve tarif aramaya başladım.Bir blogda ayva marmelatı tarifi gördüm ve hemen yapmaya başladım.Kolay bir tarifti ve bütün malzemeler elimde vardı.Ben de çok severim ayva marmelatını...

Malzemeler

5 adet ayva

1 adet elma

16 yemek kaşığı şeker

1 çay bardağı su

bir tane tarçın(çubuk tarçın)

azu edilirse 2 tane karanfil(ben tadını sevmediğim için karanfil kullanmadım.)

Yapılışı

Ayvalar ve elma rendelenir.Tencereye konulur.Ayva çekirdeleri ise renk vermesi için ayıklanarak konulur.Miktarı siz belirleyin.Ben 2 ayvanın çekirdeklerini koydum.Üzerine şeker ve çubuk tarçın konulur.Son olarak suyu ilave edelim ve yaklaşık 1.5 saat kısık ateşte kaynatalım.Suyu azaldıkça yarım çay bardağı daha kaynar su ilavesiyle altının yapışmasını önleyelim.


Evi saran o müthiş kokuyu size anlatamam...Marmelat kokusu bana küçüklük günlerimi anımsattı.Annemin yaptığı marmelatlara benzemese de kokusuyla beni mutlu etmesi herşeye değdi...

8 Kasım 2007 Perşembe

Yaş 35 e yaklaşınca sorgulamalarımı artırdım hayata dair.Bir nehir misali akıp gidiyor hayat ve ben onu durduramaz hale geldim.Şimdiye kadar hayatımla ilgili birçok seçimim oldu.Herbiri gerçek dönemeçlerdi benim için...Hiçbirinden vazgeçemezmişim gibi üzerime yapıştırdım.Hep korkuyorum bu düşüncelerimden...Beni mutsuzluğa sevkediyor sebepsizceymiş gibi.Özlemlerimi daha ne kadar bir kenara atarım bilemiyorum.Akan nehirde giderken karşımıza çıkan büyük taşlar sadece bir anlık duraksamalar yaratıyor.Geriye dönmek mümkün olmadığına göre akıntıya boyun eğmeden hayatı özümseyerek ağır aksak ilerlemeli nehirde...Bir gün denize ulaşacağımızı hayal etmeyi bırakmadan tabii ki....

6 Kasım 2007 Salı

...........

Sonunda Kasım ayı geldi.Kasım'ın soğuk yüzü beni her zaman mutlu etmiştir.Yağmurlu karanlık havalar,kendimle başbaşa kalacak ortamı hazırlar bana...
Geçtiğimiz 2 ay benim için çok hızlıydı.Kaldıramayacağı yükler gibi geldi omzuma.Kafamı toparlama fırsatını daha yeni buluyorum.Sanki bütün yük benim üzerimdeymiş gibi geliyor.Eve döndükten sonra okul koşuşturmaları,biraz olsun unutturmuş bana yaşadıklarımı...Şimdi şimdi bazen sahneler aklıma geliyor ve gözlerimin dolmasına engel olamıyorum.Bugün kızımın doğum günü....
Allah onu bana bir hediye olarak gönderdi ve her gün bu hediye için ona şükrediyorum.Bir çocuğun kaldıramayacağını düşündüğüm şeyleri kolaylıkla atlatmayı başardı.Onun o güçlü hali beni daha da şevklendiriyor.Ona sarıldığım her dakikanın kıymetini biliyorum artık....
Biricik kızım sana mutlu yıllar diliyorum...

25 Ekim 2007 Perşembe

Yükseklik Korkusu (Vertigo)


Paul Auster'e hayranlığım gün geçtikte artıyor.Can Yayınlarından çıkan kitaplarıyla tanışmanızı isterim.Hele hele şu günlerde babanne,anneanne anılarıyla dolup taşan raflar arasında gözünüze ilişip alınası kitapları var.'Ölmeden önce okumanız gereken 1001 kitap” listesine giren altı kitabı ise şunlar;
moon palace (ay sarayı)
mr. vertigo (vertigo)
the book of illusions (yanılsamalar kitabı)
the music of chance (şans müziği)
the new york trilogy (new york üçlemesi: cam kent, hayaletler, kilitli oda)
timbuktu
Gelelim 'Yükseklik Korkusu'na....
Kitabı elime alır almaz yeni bir dünyanın içine girdim sanki.Saint Louis in arka sokaklarında yetişen Walt,kendisine sahip çıkan bir macarla,Yehuda ustayla tanıştıktan sonra hayatı değişir.Usta onu çeşitli aşamalardan geçirdikten sonra,ona,boşlukta durabilmeyi,hatta uçabilmeyi öğretecektir...
Hadi kendiniz için bir iyilik yapın ve kitap alın!

24 Ekim 2007 Çarşamba

çilekli rulo pasta...10 dak. da hazır...


Kızımın ameliyatı sonrası dostlar geçmiş olsun demek için geliyorlar.Bana da onlar için pratik bir şeyler yapmak düşüyor.Biliyorsunuz bütün tariflerim hem lezzetli olmalı hem de hazırlanası 10 dak. yı bulmamalı.Bu tarifi de internette dolanırken görmüştüm.Tam bana göre dedim ve denedim....
Görünüşü, lezzeti kadar güzel oldu.Tarifi elinizdeki malzemelere göre çikolatalı veya çilekli yapabilirsiniz.
Malzemeler
2 paket çilekli rulo pasta(pankek)
1 paket vanilyalı crem o'le
1 paket krem şanti
5oo ml süt
çikolata parçaları ve hindistan cevizi
Yapılışı
Kelepçeli bir kalıbın altına yağlı kağıt yuvarlak şekilde serilir.Altına ve kenarlarına ince dilimler haline getirdiğimiz rulo pasta dizilir.500ml soğuk sütle crem ole ve krem şanti çırpılır ve katı bir krema elde edilir.Bu karışımın içine istediğinz malzemeler konulur.Ben çikolata parçaları koydum.Küçük küçük kesilmiş ve kağıt havluyla suyu alınmış meyva parçaları da koyabilirsiniz.Bu karışımı pastanın ortasına yayalım.Üstünü de kalan dilimlerle kapatıp hidistan ceviziyle süsleyelim.En az 2 saat dolapta bekletip, servis tabağına alalım....

23 Ekim 2007 Salı

ilk sınav ve istek üzerine formalı bir fotoğraf:)))


Dün ilk sınavımızı olduk.Kendi kendime kızmadım değil.Haftasonu bir baktım değerlendirme sınavı yapılacak kağıttaki hiçbirşeyi bimiyor.Yeni başladığımız org kursu dönüşü Mc donald's ziyaretimizle ağzına bir parmak bal çaldım ve eve gelip çalıştırmaya başladım.Biraz zorladım onu galiba...İsteksiz değil ama evde onun dikkatini toplayıp çalışmasını sağlamak biraz uzun sürüyor.Uykusu geliyor ,başı ağrıyor.Öğreniyor,bir süre sonra tekrar sorduğumda unutmuş oluyor....Eşim haklı aslında.Daha okula başlayalı 1 o gün olmuş çocuğa yüklenmenin anlamı yok:((
Talat,Lale,Ela ve Ata artık evimizin vazgeçilmez konukları:)))) Bütün cümleler bu 4 isimle başlıyor.Bizim zamanımızın Ali ve Ayşe'si gitmiş anlayacağınız...Ben de kızımla tekrar okuma yazma öğreniyorum aslında.Eğik el yazısını bilmezdim mesela:)))
Dün bütün gün heyecanla bekledim eve gelmesini...Soruyorum nasıl geçti diye merakla...
-Kızım nasıl geçti sınavın?
-Bilmiyorum anne.
-Kızım nasıl bilmiyorsun?Öğretmenin hangi kelimeleri sordu?
-Bilmiyorum dedim ya anne!
-Biraz düşünsen.
-Hangisini yanlış yaptın kızım?
-Lale'yi olabilir....
-Ne yazdın lale yerine.
-Hımmmm...galiba Lalt yazdım.
-Başka
-'Alt alta' yı da yanlış yazmış olabilirim.
-Olsun kızım bu ilk sınavın.(ama bu arada bütün haftasonu çalıştığı şeyleri yapamamasına sinirlenmişim çaktırmıyorum.Süper müşfik bir görüntüm var.)
İşte böyle ...
Şimdi okula gidip bir bakacağım.Bu okuma yazma işi zormuş arkadaşlar...

16 Ekim 2007 Salı




Malzemeler1 Su Bardağı Pudra Şekeri

Vanilya

1/2 lt Süt (2 su bardağı)

2 Adet Yumurta

2 Adet Yumurta Sarısı

1/2 Su Bardağı Toz Şeker

Tuz
Yapılışı
Pudra şekerini kalın tabanlı bir tencerede, kısık ateşte, hiç karıştırmadan eritin.Karamel rengi alınca fırına dayanıklı 6 küçük kabın içine bölüştürün. Karamelin kabın dibine rahatça yayılması için mümkünse kapları fırında boş olarak biraz ısıtın.Sütü ılıtın. Ilık sütü vanilya, yumurta yumurta sarıları, şeker ve bir tutam tuz ile şeker tamamen eriyene kadar karıştırın.Sütlü karışımı karameli koyduğunuz kaplara bölüştürün.(Karışımın çok sıvı olması biraz tedirgin ediyor ama pişince katılaşıyor, merak etmeyin) Kapları fırın tepsisinin içine koyun ve tepsiyi alttan ikinci rafa yerleştirin. Tepsiyi tamamen sıcak su ile doldurun. 175° ısıtılmış fırında 50 dakika pişirin.Buzdolabında en az 7-8 saat dinlendirdikten sonra kalıbın kenarlarını bıçak yardımıyla gevşetip, tabağa ters olarak çıkarın ve servis yapın.


Krem karamel i oldum olası çok severim. Pastalara oranla daha az kalorili olduğu için rejim gunlerim için bu tarifi seçtim. Artık her şey kolay krem karamelin de hazır olanları çıktı. Ben denedim tarif kadar olmasa da lezzetli....

11 Ekim 2007 Perşembe

bayram

Hepinize Şeker gibi bir bayram diliyorum!

8 Ekim 2007 Pazartesi

önüm arkam sağım solum sobe.....

Dizi&187.sayfa....
Uzun zamandır sobelere yanıt vemiyordum.Dostum ilerigeri beni sobelemiş.Onu kırmak olmaz dedim başladım yazmaya....






Fazla TV seyreden biri değilim.Belirli takıntılı dizilerim vardır ama.Gününü ve saatini bilir televiyonun karşısına geçer keyfini çıkartırım.
Fanatik bir Nip-Tuck izleyicisiyim.Yeni sezonunu dört gözle bekliyorum.Pazar gecelerimin değişmezleri arasındadır.Her bölümün sonunda, çikolata yemişim de ağzımda harika bir tad kalmış hissiyle uyumaya giderim.
Cnbc-e dizilerinden '24' de sevdiklerim arasında...
Türk dizilerden ise Bıçak Sırtı'na yeni başladım.Konusu ve oyuncular beni içine çekti.Sevdiğim fakat cuma akşamı olamasından dolayı düzenli takip edemediğim 'Hatırla Sevgili 'yi de unutmamam gerekiyor.Vakit buldukça kaçırdığım bölümleri You tube dan seyrediyorum.Şİmdiden 2 bölüm birikti....


Kitap 177 sayfa olduğu için size 87.sayfadan alıntı yapacağım.....
-Bal gibi de biliyorum.
-Matmazel,insan annesi ile babası arasındaki münasebetin esas mahiyetini hiçbir zaman bilemez.Hadiseleri ancak şahit olduğumuz kadarıyla takdir ederiz.Halbuki bütün arıza daha biz doğmadan yaşanmış tecrübeden kaynaklanıyor olabilir.

Bu kitabı elime aldıktan sonra babannelerin,büyük teyzelerin ağzından yaşanmışlıkları okumaktan sıkıldığımı fark ettim.Öylesine okunacak bir kitap...

Ben de çocuklacocuk arkadaşlarımı 'dizi sobesiyle' sobeliyorum....

6 Ekim 2007 Cumartesi

gizem

Dünya'nın En Gizemli 11 Nesnesi
İnsanoğlu her ne kadar uzaya çıksa da bundan binlerce yıl öncesine ait bazı nesnelerin üzerindeki esrar perdesi hala aralanamıyor. İngiliz bilim ve teknoloji dergisi Focus ,son sayısında bugünün teknolojisiyle bile üretilmesi zor olan gizemli nesnelerden bazılarını tanıttı... Çok ilgimi çeken bu konuyu sizlerle paylaşmak istedim
.

Geleceği gören harita
Coğrafya ve harita uzmanı ünlü Türk denizci Piri Reis'in 1513'te çizdiği Afrika, Amerika ve Güney Kutbu'nu gösteren harita, ortaya çıkarıldığı 1929 yılında ortalığı karıştırdı. Çünkü Güney Kutbu'nun keşfi, haritanın çizilmesinden çok sonra, yani 1818'de gerçekleşmişti. Dahası, Piri Reis'in haritası, kıtanın buz altında kalmış sahil kesimlerini de gösteriyordu. Ancak kıta üzerindeki buzlar, haritanın çizilmesinden tam 6 bin yıl önce erimişti.

2000 yıllık pil

Alman arkeolog Wilhelm Konig tarafından 1938'de Irak'ın başkenti Bağdat'ın yakınlarında bulunan 2 bin yıllık pil, bilim adamlarını şaşkına düşürdü. Konig, 13 santimetre boyundaki toprak bir kabın içine monte edilmiş bir bakır silindir, onun etrafındaki demir çubuk ve testinin ağzını kapatan asfalttan oluşan bu nesneyi 'dünyanın en eski pili' olarak tanımladı. Pilin 2 volt enerji ürettiği saptanırken, 1800'lü yularda modern pili icat eden Alessandro Volta adlı İtalyan kontunun da şöhretine gölge düştü.

Antik çağ bilgisayarı
1900 yılında Girit açıklarındaki bir batıkta araştırma yapan bilim adamları ilginç bir cisme rastladı. Tahta bir muhafazanın içine yerleştirilmiş bir dizi bronz dişliden oluşan bu garip nesnenin kasası, yüzeye çıkarıldığı anda dağıldı ve cihazın içindeki karmaşık yapı ortaya çıktı. Yapılan çalışmaların ardındn,buaygıtn Ay, Güneş ve diğer gezegenlerin konumlarını hesaplamak ve istendiği anda bunların pozisyonlarına yönelik tahminlerde bulunmak için geliştirildiği anlaşıldı.
Kristal kuru kafa
Maya dönemine ait 1000 yıllık bu kristal kuru kafa, tek bir blok kristal üzerine oyma olarak yapılmış. Nasıl yapıldığı hala anlaşılamayan kuru kafanın altından tutulan ışık, doğrudan göz çukurundan yansıyor. Bu teknolojinin bugün bile mümkün olmadığı söyleniyor.
Generalin kemer tokası
M.S. 300'lü yıllarda ölen Çinli general Çou Çou'nun mezarında 1956 yılında bulunan kemerin tokası, yüzde 85 oranında alüminyumdan yapılmış. Ama doğada sadece bileşik olarak bulunan alimünyumun diğer maddelerden ayrıştırılarak tek bir madde olarak kullanılabilmesi ilk kez 19. yüzyılda mümkün olmuştu.
1000 yılda yapılan kent
Pasifik Okyanusu'ndaki Mikronezya adası yakınlarına kurulu antik Nan Madol kentinin inşası, M.Ö 200'de başladı ve 1000 yıl sürdü. 250 milyon tonluk dev bazalt bloklar kullanılarak yapılan bu kent, 100 yapay adayı kanallarla birbirine bağlıyor. Bu kadar bazaltın bölgeye nasıl getirildiği ise hala sır.
Uzaylılar için iniş pisti
Peru'nun Pampa sahilindeki 450 kilometrekarelik alan üzerine çizili motifler, M.O. 300 üe M.S. 600 arasındaki dönemi kapsayan hayvan ve bitki şekillerini resmediyor. Nazca medeniyeti tarafından yapıldığı düşünülen bu garip motiflerin, uzaylılar için bir iniş pisti vazifesi gördüğü öne sürülüyor.
Concorde'un atası
M.Ö 200'de yapıldığı sanılan bu nesne, 1898 yılında Mısır'da bir lahitte bulundu. Ancak gerçek uçaklar icat edilene kadar ne olduğu konusunda kimse bir fikir beyan edememişti. 1972'de akeolo Hali Mesia bunn bir model uçak olduğunu, mükemmel bir aerodinamiğinin bulunduğunu ve kanatlarının Concorde'u andırdığını iddia etti


Kayaya gömülü çekiç
Tahta sap ve demir tokmaktan oluşan bu çekiç, 1936'da Teksas'ta 400-500 milyon yıllık bir kayanın içine gömülü olarak bulundu. Modern bir aletin tarih öncesi bir kaya kütlesinin içine nasıl girdiği bir yana, çekiçte kullanılan demirin günümüz demirlerinden bile saf olması bilim adamlarını hayrete düşürdü.
Harçsız taş set
Peru'nun Cusco bölgesindeki bir İnka kalesinin etrafını 360 metre boyunca zikzak yaparak saran 9 metrelik setlerin yapımında, tanesi 300 tona varan kireçtaşı blokları kullanılmış. Ancak hiç harç kullanılmamasına rağmen bu kayalar, arasına bıçak bile sokulamayacak kadar mükemmel yerleştirilmiş


4 Ekim 2007 Perşembe

ilk ödev

Melis ödevini yapıp bitirince heveslenip kendi çekmiş fotoğrafını:))) Bu ilk ödevlerimizden biri olduğundan önemli bizim için.Eğik yazı sandığımdan da zormuş.İnanın yukarıdaki 'O' ları ben bile layığıyla yapamıyorum.
Bunun yanı sıra o küçük ellere kalemi verip masaya oturtup çalışma düzenine sokmak da ayrı bir mesele.Zaten okuldan 4 de geliyor.Biraz dinlenip verilen ödevleri yapması 2 saatini alıyor.Yanlış anlamayın çok ödevi olduğundan değil.Şu yukarıda gördüğünüz kağıdı yapması 1.5 saatimizi alıyor.Hep 1.sınıf zor diyorlardı.Şimdi sebebini anladım:)))
Geçen gün bütün uğraşmama rağmen çalışmak istemedi.İftar saatine kadar biraz dinlenmek için eve erken gelen eşim onu masaya oturtmayı başardı.Onları baba kız ders çalışırken görmek nasıl hoşuma gitti anlatamam.Bu iş kızımın da hoşuna gitti aslında.Ben düzgün yapmadığı zamanlar uyarıp tekrar tekrar yazdırdığım için benimle çalışmaktan zevk almıyor.
Şimdi okulda...Geçirdiğimiz günleri düşününce okula hemen adapte olması bile yeterli...

2 Ekim 2007 Salı

birtanem gülüyor ve mücver böreği........

Canımın içi okula başladı.Arkadaşlarına kavuşunca üzerindeki aksilik gidiverdi ve gülümsemelere başladı....

Mücver böreğini sık yaparım.Kabak hem benim hem de kızımın sevdiği bir sebze...Her zamanki kek tarifimi kendime göre uyarlayıp küçük fırın tepsisinde sık sık yapıyorum.Özellikle kabak dolması yaptığım zamanlar içini buzdolabı poşetlerinde saklıyorum ve zamanı gelince mücver böreğimi yapıyorum.

Gelelim tarife...

Malzemeler;

2 yumurta

2 çay bardağı(aida büyük olan çay bardağı) yoğurt

1 çay bardağı zeytinyağ

2 rendelenmiş kabak(eğer kabak dolmasından artacaksa 4 kabak içi)

2 kibrit kutusu büyüklüğünde beyaz peynir.

1 paket kabartma tozu

3 çay bardağı un

tuz,dereotu ve baharatlar isteğe bağlı konulabilir.


Yapılışı;

malzemeleri sırasına göre bir kapta karıştralım.Kabakları rendeledikten sonra bir müdet bekleyip suyunu salınca iyice sıkıp karışıma ondan sonra ekleyelim.

Yağlı kağıdı fırın tepsisine yayıp üzerine karışımımızı dökelim.

Üzerine 1 tane yumurtanın sarısını elimizle yayarak sürelim.Çörek otu veya susamla süsleyip 170 derece fırında üzeri kızarana kadar pişirelim.

Herkese afiyet olsun.






30 Eylül 2007 Pazar

pazar sohbeti





Sonunda bir hafta daha bitti.İyileşen kızımı evde tutmayı başaramıyorum artık.Sürekli sıkıldım deyip sızlanıyor.

Bu hafta bütün annelerin eylül başı yaptığı alışverişleri yapmaya çalıştım .Okulda forma ve eşofman bedenleri kalmadığı için zorlandım biraz.Büyük beden bir eteği terzide kızıma yeniden yaptırdım.Okul eşofmanına benzeyen eşofmanlar aradım.Bu arada öğretmenimizden sürekli neler yaptıklarını takip edip evde kızıma uygulatmaya çalıştım.Küçücük ellerin kaleme alışması ne kadar da zormuş. Böylece anneliğimin yanı sıra kızımın' ilk öğretmeni' de oldum.

Sonunda yarın okula başlıyoruz.İlk hafta sadece öğlen tatiline kadar gideceğiz.Enfeksiyon tehlikemiz biraz olsun azaldı.Bu hafta okuma yazmanın ilk adımlarına geçecekleri için okula gitmesi önemli..Cuma günü çekilen rontgeninde düzelme olduğu içi doktoruyla beraber bu kararı aldık.Öğretmenlik işi beni bu kısımda zorlayacaktı çünki.

Ameliyat sonrası bende de arızalar çıktı haliyle.Sol omzum kas spazmı geçirdi ve kitlendi.Doktor 5 günlük iğne ve 2 haftalık fizik tedavi önerdi.Fizik tedaviyi bayram sonrasına erteleme kararı aldım.İğneler biraz olsun rahatlattı beni....

Yapacağım her şeyi bayram sonrasına atıyorum.İnşallah her geçen gün benim için daha iyi olacak ve bu günlerimi unutturacak....

Hepinize iyi pazarlar....

22 Eylül 2007 Cumartesi

eve mutlu döndük....


Evimize mutlu döndük.Melis eskisi gibi koşturuyor,bense onun tekrar gülümsemesi şerefine şımartmalarıma devam ediyorum...
Dikişlerimiz sorunsuz bir şekilde kaynadı.Bir tek gribal enfeksiyona karşı dikkatli olmamız söyleniyor.1 saatlik kısa geziler,parkta yürüyüşler şeklinde dışarı çıkıyoruz.Okula daha başlayamadık.Ne yalan söyleyeyim,ne kızım ne de ben daha okul moduna geçemedik.Şimdilik onun iyi olmasının keyfini sürüyoruz.Pazartesinden itibaren bu gevşekliğimizi bir kenara bırakıp,okul konusuna el atmayı düşünüyorum:))))
Şimdilik bizden haberler bu kadar.Evimi özlemişim....

14 Eylül 2007 Cuma

yağmuru beklerken..........


Karanlık bir havaya uyandım bu sabah.Balkona çıktığımda erik ağacının sanki heyecanla yağmuru beklediğini hissettim.İki küçük serçe birbirine bitişmiş,karınlarını şişirmiş üşümemek için direnir gibi dalda duruyorlardı öylece...

Kafamda binbir sıkıntıyla geçen koskoca bir yazdan sonra bu sonbahar halleri beni mutlu etmeye yetti.Kalbimin oralarda bir yumruyla yaşadığım sıcak günleri bir daha hatırlamak istemiyorum.

Melis hızla iyileşiyor.İyileştikçe evde oturamıyor.Cevahir'e gideceğim,Metrocity'e gideceğim diye ağlayıp duruyor.6 yaşında bir çocuğu bu süreçte evde tutmak zor haliyle. Eve hijyen sebebiyle misafir de alamadığımız için sıkılmaları hiç bitmiyor.Gelecek hafta çarşamba gününe kadar dayanabilmesini bekliyoruz.Ondan sonra Kayseri'ye evimize döneceğiz.

Bu sene ilkokul 1. sınıfa başlayacak.Şimdiden 1 hafta geri kaldık.Hiç tanımadığı öğretmenini anlatıyorum ona şimdilik.Ben de görmediğim için nasıl anlattığımı siz düşünün.Biricik arkadaşım Fulya ile çocuklarımız gene aynı sınıfa düştüğü için ondan duyduklarımla yetiniyoruz.Her şeyin geçtiği gibi bu günlerde geçecek ve bıraktığımız yerden hayata devam edeceğiz.

Yağmuru beklerken,annemin demlediği çayın kokusu burnumda,yepyeni bir güne gülümseyerek başlıyorum.Mutluluk hep bizimle olsun.........

12 Eylül 2007 Çarşamba

zamanla..........

Yeni bir haftaya yeni bir başlangıçla başladım.
Biricik kızım Melis ağır bir ameliyat sonrası sağlığına kavuştu ve yüzüm gülmeye başladı.Bundan sonra benden hüzünlü yazılar beklemeyin........
Yaklaşık 1 hafta hastanede kaldıktan sonra dün evimize geldik.Kızım artık eskisinden daha da sağlıklı hayata devam edecek.Cadılıklarına başladı bile. 2-3 hafta süren bir ev hapsi durumumuz başladı şimdi de...Onu nasıl evde tutmayı başaracağımı bilmiyorum.
Ameliyat öncesi ve sonrası bana bir omuz kadar yakın, lakin uzakta olup arayan tüm dostlarıma teşekkür ederim.Böyle zamanlarda insan ne kadar sevildiğini anlayabiliyor.
Yüreğimin bir kısmını ameliyat günü hastanede bir yerlerde bıraktım.Bu kısım ;lüzumsuz laflara ,sözlere ,manasız şeylere üzülen kısmımydı kalbimin.Allahın da bir bildiği vardır ki beni bu yaşta çocuğumla ilgili bir konuda sınadı....
Düzelmem zaman alacak.........
Herşeyin geçtiği gibi bu da geçecek ve ben her gün biraz daha gülümseyerek hayata ve bloğa devam edeceğim...

30 Ağustos 2007 Perşembe

istanbul


Denizin kokusunu içine çekerken, boğazın muhteşem görüntüsü eşliğinde bir bardak çayını yudumlarsın. İlk kez uzaktasın bana şehrim.Hiçbir şeyin bana keyif vermiyor.Mutluluğu bir yerlerde bırakıp geldim yanına.Ama bana geri verecek olan da sensin belki de.Bir şair istanbul kendine kurban bırakmadan senden ayrılmaz diye yazmıştı.Kurban kavramı bir acıyla örtüşüyorsa,bu şehirde yanan her ışığın mutsuzluk yaratacak sebepleri var bence.Sadece daha iyi yaşanır kılmak için ertelenmiş mutsuzluklar......
Her günü bir teselli ister istanbul un.Karmaşasının arasındaki yaşamlar bugünün kurbanının kendisi olmamasını diler gibi koşturur oradan oraya.Ben koşmaktan yoruldum belki de.Durdum bekliyorum,kaderime razı oldum.
Evime dönene kadar da akıp gideceğim sokaklarında...Acıların ve kederin benden uzakta olmasını dileyerek......

29 Ağustos 2007 Çarşamba

aşka şeytan karışır,hande altaylı

Alsam mı, almasam mı derken alıp 1 günde bitirdiğim bir kitap oldu.Günümüz tek kişilik hayat yaşayan kadınların öyküsü bu.Okumuş,kariyer sahibi olmuş,zamansal aşklar yaşarken hayatı bir kenara bırakan kadınları anlatan bir hikayesi var.Baş kahramanımız Aslı ölen teyzesinin evli sevgilisine aşık olur ve hayatını bu tutkuya sarmalayıp yaşamaya değer kılmaya çalışır.Başarılı olamaz haliyle.Onu hayatından çıkarmaya çalışsa da,dönemsel karşılaşmaları kafasını karıştırmaya yetecektir.Metropol aşkları bugünlerde böyle olsa gerek...
Kolay okunan sizi sıkmayan bir kitap isterseniz okuyun derim...Benim kitap izlenimlerim böyle...
Hepinize iyi haftalar diliyorum...

26 Ağustos 2007 Pazar

pazar yazısı



26/8/2007 - pazar yazısı
Kategori: gunun haberi



İki gündür yağan yağmur ve fırtına kışı hatırlattı bana.İstanbul'luların özlemle beklediği yağmur Kayseri'mize hoşgeldi.Hava temizlendi.O aşırı sıcak ve bıkkınlık hali gitti birden.Dün akşam üstü ana caddenin bir bölümü sel görüntüsüyle sular altında kaldı.Yağmur alan illerimizin belediyeleri bence sınıfta kaldı .Alt yapı çalışmalarının ne kadar yetersiz olduğunu görmüş olduk böylece.
Kızım 3-4 gündür bağ evimizde.Babaannesi ,dedesi ve halasına şımarmakla meşgul eve dönesi de yok gibi.Kendine bir sürü oyuncak aldırmış,prenses edasıyla geziniyor evin içinde.Şehre dönmeye de pek niyeti yok.
Bu arada ben de bloğa pek vakit ayıramıyorum.Yaz aylarındaki aktiflik bilgisayar başına oturma saatlerini kısıtlıyor.Gelecek hafta İstanbul seyahatim var.Okul öncesi kızıma ve kendime moral toplama gezisi olarak adlandırdım bu gidişi.Sonra okuldu bayramdı bir daha şubat tatilinekadar gidemem herhalde.İlkokulun getirdiği zorunluluklar olacak bunlar benim için.1. sınıfa alışmanın zorlğunu arkadaşlardan öğreniyorum.Aslında bu dönem 34 yaşıma kadar geçirdiğim en zor zamanlarım.2008 yılbaşısını dört gözle bekliyorum.Sanki herşey 2008 de güzel olacakmış gibi kendimi o güne şartladım.
Dün benim için yogun bir gündü önce blogcu akadaşım didem in davetine gittim.Onun o tatlı ve sevecen evsahipliği için teşekkür ederim.Daha sonra bir başka arkadaşıma,ordan eve,oradan da bir başka aile davetine katıldım.Gece eve geldiğimde yorgunluktan ölmüştüm.Bugün hiç kıpırdamadan dinlenmeyi hayal ediyorum.
Hepinize bol dinlenmeli bir pazar diliyorum....

20 Ağustos 2007 Pazartesi

Melis pazartesi gezmesinde...



Televizyon reklamlarına bazen kızıyorum.Sürekli reklamı dönen bu çizgi filme kızımı götürmek farz oldu haliyle...Yaklaşık bir haftadır erteledim ama haftasonu takıntı halinde söylemeye devam edince bugün sinemanın yolunu tuttuk.Bütün kış cumartesi aktivitemiz sinema olduğu için bütün çizgi filmlerden nefret eder haline gelmiştim.Neyseki bu filmi çok sevdim.Sinemaya gidene kadar heyecanlanan kızım yanımıza arkadaşını da alınca bir o kadar mutlu oldu.Mısırlar şekerler alındı bir güzel seyredildi film.Çıkışta hamburgeri nasıl yediler hala hayretler içindeyim.Neyse bu akşam ne yedireceğim derdi de son bulmuş oldu böylece.
Gelelim filmin konusuna........
Surf’s Up/Neşeli Dalgalar” rekabet dolu, yüksek oktanlı sörf dünyasının perde arkasını anlatan bir animasyon aksiyon-komedi. Filmin esas karakteri olan ergenlik çağındaki Rockhopper türü penguen Cody Maverick ilk profesyonel yarışmasına katılacak, yeni ve yükselmekte olan bir sörfçüdür. Bu deneyimini belgelemek için peşinden ayrılmayan bir kamera ekibiyle birlikte, ‘Büyük Z Surf Yarışması’na katılmak üzere, ailesinden ve Antarktika-Buztanbul şehrindeki evinden Pen Gu Adası’na doğru yola çıkar. Cody seyahati sırasında, sörf manyağı Tavuk Joe ünlü sörf organizatörü Reggie Belafonte , yetenek avcısı Mikey Abromowitz ve şevkli cankurtaran Lani Aliikai’yla tanışır. Hepsi de Cody’nin zaman zaman biraz yanlış yönlere sapan sörf tutkusunu fark ederler. Cody kazanmanın kendisine istediği hayranlık ve saygıyı getireceğini düşünse de, gözden düşmüş eski bir sörfçüyle beklenmedik bir şekilde yüz yüze gelince kendi yolunu bulmaya başlar ve kazanmanın her zaman yarışı birinci sırada bitirmek anlamına gelmediğini keşfeder.
......



Kızımın bu aralar ikinci bir takıntısı da Hepsi grubu....
Dizilerinin başlamasından sonra inanılmaz bir hayranlık beslemeye başladı.Bir de fark ettim ki çevremdeki bütün kız çocukları onlara hayran.6 yaşında ilk kez benden bir müzik cd si almamı istedi ve şarkıları defalarca dinleyip ezberlemeye çalışıyor.Ben de mi anneme böyle yapardım hatırlamıyorum.Sevdiğim şarkıyı bir kaç sefer dinlemeyi severdim aslında.6 yaşında biraz erken başladı bizim kız bu işlere....
Hepinize iyi haftalar diliyorum.........

19 Ağustos 2007 Pazar

pazar yazısı


Bilgisayarım kızımın nette oyun sevdası yüzünden gene virüs saldırısına uğradı ve bozuldu.Formatlamak zorunda kaldık.Haliyle şimdi bir sürü cd yi tekrar yüklemem lazım.Uğraşacağız artık.Bir çok güzel fotoğraf çektiğim halde cd yi tekrar yükleyip resimleri aktarmaya üşendiğim için yayınlayamıyorum.
Yaz miskinliğim ne zaman geçer bilmem artık.Kışın dinamikliğini özledim.Geçen gece arkadaşımın balkomunda hafifçe üşüyen kollarıma sevindim nerdeyse.Üşümeyi özlemişim...Kızım bugün bağ evinde babannesiyle ve dedesiyle beraber.Biz de karı koca kitaplarımızı nescafelerimizi aldık, evin bir köşesinde sükunetin tadını çıkartıyoruz.Yavaş yavaş da özledim fındığımı.Tam bir çelişki yaşıyoruz yani.O varken şu sessiz halin özlemini duyuyoruz 1 saat sonra da ev bomboş geliyor bize.Bakalım kim önce 'gidip alalım şu kızı 'diyecek merak ediyorum.
Hepinize iyi pazarlar diliyorum....

15 Ağustos 2007 Çarşamba

pratik tarifler,ton balıklı salata


Yaz aylarında en güzel yiyecek hafif,bol limonlu bir salata bana göre.Ton balıklı olanı da her zaman favorim.Çeşitli türevlerini yapabilirsiniz.Ben uzun süredir, Knorr un küçük paketlerdeki kırmızı biber ve maydanozlu olan sosunu kullanıyorum.İnanılmaz lezzetli ....sos sevenlere tavsiye ederim.Her tür salatayı lezzetli kılmayı başarıyor.
Malzemeler;
Göbek salata
Yeşil soğan
Maydanoz
Konserve mısır
Ton balığı
Rendelenmiş kaşar
Knorr kırmızı biber ve maydanozlu salata sosu
Yapılışı;
Göbek salatalar elimizle küçük parçalara ayrılır.Maydanoz ve yeşil soğan ince kıyılır ve karıştırılır.Önce yeşillikler daha sonra mısır,ton balığı ve kaşar rendesi sırayla salata tabağına konulur.Sosu da döktükten sonra afiyetle yenilir.....

ve bir kitap yazısı......Baba ve Piç


Tatillerin bana göre en güzel kısmı okumaya vakit ayırabilmek.Sahilde,havuzbaşında ya da odada yatağınıza uzandığınızda, devamını merak edip, elinize tekrar tekrar aldığınız kitabınız gün boyu yanınızda taşınır.Bu tatil rekor kırarak 1 hafta içinde 4 kitap bitirdim.Melis'i yüzme kursuna götürmemin bir ödülü de bu oldu.İyice yüzen kızım, havuz başında geçirdiğim saatlerde kitap okumamı sağlayacak kadar güven verdi bana.

Okuduğum kitaplardan bir tanesi de Elif Şafak'ın kaleme aldığı' Baba ve Piç' tam bir kadınlar romanı. Erkeklerin apansız ve açıklamasız ölüverdiği, geriye hep kadınların kaldığı bir sülaledeki dört kuşak kadının hikâyesi. Cicianne, Gülsüm Nine, dört teyze ve hepsinin arasında büyüyen, annesine “teyze” diyen, öfkeli, delişmen, marjinal ve piç Asya Kazancı. Türkleri tanımak, kendi ailesinin ayak izlerini sürmek için İstanbul’a gelen bir Ermeni-Amerikalı genç kız Armanuş Çakmakçıyan.
Ermeni soykırımına da değinen kitap, dili bana göre olmasa da okunmaya değer.


Gelelim bugüne.......
Sıcak hala devam ediyor.Sabah erkenden atölye çalışmasına gittim.Bir yazdır devam eden,deniz taşlarıyla yaptığım çalışma nerdeyse bitmek üzere.Çerçeveletip onu bekleyen tyerine asmak için sabırsızlanıyorumTabii ki sizlerle paylaşıp alacağım yorumlar da benim için çok önemli.Öğlen 2 ye kadar devam etti çalışmam.Evde annemin olması bir o kadar rahat olmamı sağlıyor.Kızım güvenli ellere emanet ne de olsa.Akşam bağda mangal yakılacağı bütün öğleden sonra dinlendim.Biricik komşumun oğlu Şırnak'a askere gidince biraz sarsıldım onunla beraber.Durmadan ağlıyor çünki.İlk günler kolay değil tabii.İnsanoğluna allah tarafından verilen bir güç her acıya dayanmayı kolaylaştırıyor.Neyseki 5 ay sürecek.Bütün asker annelerine sabırlar diliyorum.....

13 Ağustos 2007 Pazartesi

hayat güzel...


Evettttt.....gerçek hayatla başbaşayım artık. Yaklaşık 4-5 kazan çamaşır,market alışverişi ,yemek yapımı ve kızımla ilgilendikten sonra akşam yemeği hazırlıkları evdekleri doyurma işlemi başladı.Sabah 8.00 da başlayan günüm 21.00 da koltuğa çökmek suretiyle şu an noktalandı.Yorgunum anlayacağınız.....Yukarıdaki karikatür tam da beni anlatıyor fazla söze ne hacet....
Gerçi şimdi yorgunluk atmak amacıyla bir bahçeye arkadaşlarımla okey oynamaya gidiyorum. İşin eğlence kısmını sona sakladım. Her şeye rağmen hayat güzel değil mi?

12 Ağustos 2007 Pazar

döndümmm


İkinci ve son tatilimizde bitti.Melis artık zenci kıvamında bronzlaştı.Bloğumu da ihmal ettim bu yaz....
İnşallah bundan sonra günlük yazılarımla aranızda olacağım....

2 Ağustos 2007 Perşembe

kadının yaratılışı....mitolojik bir öykü...


Kadın olmak zor...Lakin üstesinden kolayca geliyoruz.Yaradılışımızın gereği herhalde...Bu hikaye mitolojide sevdiklerim arasında ve sizlerle paylaşmak istedim...
Hepinize iyi haftalar...

Prometheus'un kurnazlıkla çalarak insanlara verdiği akıl onları şımartınca Zeus o zamana kadar yalnız erkeklerden ibaret olan insan topluluğuna ceza vermek istedi ve onlara kadını gönderdi. Zeus , oldukça başarılı bir usta olan oğlu Hephaistos'tan kadını yaratmasını istedi. Hephaistos babasının isteği üzerine çamuru su ile yoğurdu ve görenleri şaşırtacak güzellikte bir kadın vücudu yarattı.Olympos'ta oturan tanrıçaların en güzeli olan ve kendi karısı olan Aphrodite'in vücudunu model olarak kullanmıştı. Heykel bitince onun kalbine ruh yerine bir kıvılcım koydu. O zaman heykelin gözleri açıldı. Kolları bacakları kıpırdamaya ve dudakları konuşmaya başladı. Onu süslemek için bütün tanrılar ve tanrıçalar yardım ettiler. Herkes kendisinden ona bir şey armağan etti ve ona Rumca "bütün armağan" anlamına gelen Pndora adını taktılar. Athena ona güzel bir kemer, süslü elbiseler verdi. Letafet perileri Kharites beyaz göğsüne parlak altın gerdanlık taktılar. Aphrodite başına güzellikler saçtı. Güzel saçlı Horalar ilkbahar çiçekleriyle onu süslediler. Hermes Pandora'nın kalbine, hıyanet ve aldatıcı sözler yerleştirdi. Zeus da ona esrarlı bir kutu armağan etti ve ona dediki; Sakın verdiğim kutuyu açma, içindeki iyi şeyler uzaklara kaçar ve onların yerine fenalıklar gelir, seni rahatsız ederler. Bu kutuyu iyi sakla bütün insanların saadeti ve felaketi bu kutunun açılıp açılmamasına bağlıdır. Böyle dedikten sonra baş tanrı ilk kadını yeryüzüne indirdi ve Prometheus'un kardeşi Epimetheus'a gelin olarak gönderdi. Prometheus kardeşine Zeus'dan hiç bir şekilde hediye kabul etmemesini tembih ettiği halde Pandora'nın güzelliğine hayran kalan Epimetheus öğüdü tutmadı ve onunla evlendi. Pandora da tıpkı tüm kadınlar gibi doğuştan meraklı olduğunda dünyaya gelir gelmez kutunun içinde ne olabileceğini düşünmeye başladı ve Zeus'un uyarısını unutarak kutuyu açtı. Kutunun içindeki hastalık, keder, ıstırap, yalan, riya gibi insanları rahatsız edecek ve onları felakete sürükleyecek ne kadar kötülük varsa hepsi açılan kutudan kuşlar gibi uçuştular. Pandora hatasını anlayarak biraz sonra kutuyu kapadı ancak kutuya kapatılan kötülüklerin arasında, insanları yaşatacak, teselli edecek "ümit" te vardı. Fakat ümit dışarı çıkamamış kutuda kalmıştı.. Böylece Zeus ilk kadını beraberinde kötülüklerle dolu bir kutuyla yeryüzüne yollayarak insanlardan intikam almıştı.

31 Temmuz 2007 Salı

ahşap boyama


Soğuktan nefret eden ben neredeyse kışı özler hale geldim.Bunaltıcı bir hava var.
Bütün annelerin bu havada çocuğum hiçbirşey yemiyor dediğine eminim.Kışın en büyük kurtarıcımız olan vitaminli çorbalarımızı içiremiyoruz.İnanın ben kızıma ne yemek hazırlayacağımı bulamıyorum.Pratik ve besleyici fikirleri olanlar bana yazsın lütfen....
Bugün arkadaşım Fulya'nın ahşap boyama örneklerini yayınlıyorum.İnsanı dinlendiren bir yanı var ahşap boyamanın..
Sıcaklar çarşamba gününe kadar sürecekmiş.Herkese sabırlar diliyorum....

30 Temmuz 2007 Pazartesi

Çocuklarla yaz....Pazartesi pastası.


Hayat onların bugünlerde...Melis havuzda,Melis arkadaşlarıyla,Melis piknikte şeklinde geçen bir yaz programımız var.Yeterki mızmızlanıp sıkılıyorum demesin.Günlerimiz, bu sıcakta hem zor ,bir o kadar da çabuk geçiyor.
Geçen hafta arkadaşlar toplanıp havuza gittik.Sırtımın haşlanmasına gene mani olamadım.Arkadaşlarıyla eğlenirken o kendinden geçmiş mutlu yüzü bana da yansıyor.Yeterki eğlensin...
Çocukların isteklerinin bitmediği de bir gerçek.Yazı bu şekilde geçireceğiz artık.Neyseki annem geldi.Biraz daha rahatladım.Onun yanımda olması ayrı bir mutluluk.


Gelelim pastamıza..Bu kadar çocuğa güzel bir pasta yapmak şart oldu diye geçtim mutfağa ve güzel bir çikolatalı pasta yaptım.


Malzemeler
1 adet hazır kek 2 katlı
1 paket bebe bisküvisi
2 paket çikolatalı krem şanti
1 paket çikolata sos
ceviz içi veya antep fıstığı
Yapılışı;
Kekler sütle ıslatılır.2 paket kremşanti tarife göre derin bir kapta çırpılır.Bebe bisküvilerini bu kabın içine kırmadan koyalım. Bir kaşık yardımıyla yavaşta şantiye bulayalım. Islattığımız kekin üstüne bebe büskivilerini tane tane dizelim.Aralarına ceviz veya fıstığı serpelim. Kekin diğer yarısıyla büskivilerin üzerini kapatalım.Kabın dibinde kalan şantiyi bu kısmın üstüne sürelim. En üstüne çikolata sosu hazırlayıp, soğutup dökelim. Pasta süsleriyle süsleyelim.
Not; Bu pastayı buzdolabında en az 10 saat bekletmeliyiz.Aksi halde bisküviler yumuşamıyor.Misafirinizin gelecegi günden bir gün önce yaparsanız tam anlamıyla lezzetini kazanıyor.

26 Temmuz 2007 Perşembe

Börülce salatası


Bugün sonunda bilgisayar başına geçebildim.Hava inanılmaz sıcak.Başımdan aşağıya şıpır şıpır terler boşalıyor.Kızım ise halinden çok memnıun. Her gün kendine yeni bir uğraş buluyor.Salı günü apartmanımızın 1.geleneksel çocuk şenliğini gerçekleştirdiler.Hepsi çok heyecanlı ve mutluydu.Gösteriyi hazırlamak için de bayağı çalıştılar.Ben de onlara müzik sistemi konusunda yardımcı oldum.Gösteri sonrası da günün şarkılarıyla dans etmeleri sürdü.Kızların favori grubu Hepsi... Her şarkısını ezbere biliyorlar. Onların enerjisi bir şekilde bana da geçti.




Gelelim Börülce salatamızın tarifine.....Dün ziyarete gelen arkadaşlarım için hazırlandı.Hepsini kocaman öpüyorum.Yaz olduğu için hafif şeyler hazırlamaya çalıştım.Bu da onlardan bir tanesiydi.Değişik bir salata isteyenlere öneririm.
Malzemeler
1 kutu konserve börülce (250 gr tazesi)
4-5 adet taze soğan
1 tutam maydanoz
sos için; diş sarımsak,2 yemek kaşığı zeytinyağı,1 yemek kaşığı elma sirkesi,yarım limon ve tuz
Yapılışı;
Ben konserve börülce kullandım.Tazesini bulabilenler şanslı....
Börülceleri 10 dak. haşlayalım.Süzgeçte süzelim ve bir tabağa koyalım.Taze soğan ve maydonozları ince ince kıyalım üzerine serpelim.Sarımsağı ince rendeleyelim.Limon ,sirke ve zeytinyağı ile bir kasede karıştıralım.Börülcelerin üzerine dökelim.
Afiyet olsun....

23 Temmuz 2007 Pazartesi

yaratılış düellosu


  • Başlangıçta Tanrı göğü ve yeri yarattı.

Ve yer şekilsiz ve boştu ve derinliklerin yüzünde karanlık hüküm sürüyordu.

Ve Şeytan, "Eh, bundan iyisi can sağlığı." dedi. Ve Tanrı, "Işık olsun" dedi ve ışık oldu.

  • Ve Tanrı, "Yeryüzü çimenler çıkarsın, otlar tohum versin ve meyve ağacı meyve versin" dedi.

Ve Tanrı bunların güzel olduğunu gördü.

Ve Şeytan, "Eyvah, çevre elden gidiyor." dedi.

  • Ve Tanrı, "İnsan'ı kendi suretimizde, bize benzer yaratalım ve o denizdeki balıklara, havadaki kuşlara ve yerdeki hayvanlara ve dünya üzerindeki her şeye ve yerde sürünen her sürüngene hâkim olsun" dedi.

Ve böylece Tanrı İnsan'ı kendi suretinde yarattı; erkek ve kadın olarak onları O yarattı.

Ve Tanrı, Erkek ve Kadın'a baktı ve onların zayıf ve formda olduklarını gördü.

Ve Şeytan, "Hah, ben bu oyuna tekrar nasıl dahil olabileceğimi biliyorum" dedi.

  • Ve Tanrı dünyayı brokoli ve karnabahar ve ıspanak ve her cins yeşil ve sarı sebzeyle donattı ki Erkek ve Kadın uzun ve sağlıklı ömür sürsünler.

Ve Şeytan McDonald'ı yarattı. Ve McDonald bir buçuk milyona iki katlı çizburgeri çıkardı.

Ve Şeytan Erkek'e, "Bununla patates kızartması da ister misin?" dedi.

Ve Erkek, "Büyük boy olsun" dedi. Ve Erkek 3 kilo aldı.

  • Ve Tanrı sağlıklı yoğurdu yarattı, ta ki erkeğin o kadar güzel bulduğu kadın, vücudunun biçimini korusun.

Ve Şeytan çukulatayı getirdi. Ve kadın 3 kilo aldı.

  • Ve Tanrı, "Çıtır çıtır taze salatamın tadına bir bakın" dedi.

Ve Şeytan Algida'yı yarattı. Ve kadın 5 kilo aldı.

  • Ve Tanrı dedi ki, "Sizlere kalbinizin sağlığı için sebzeler gönderdim ve onları pişirmeniz için zeytin yağı."

Ve Şeytan derin tavada kızartılmış bifteği getirdi. Biftek o kadar çoktu ki kendine özel bir tabakla yenebiliyordu. Ve Erkek 5 kilo aldı ve kolestrolü ta arşa yükseldi.

  • Ve Tanrı spor ayakkabıları getirdi ve Erkek aldığı fazla kiloları vereceğine and içti.

Ve şeytan kablolu televizyonu ve uzaktan kumandayı getirdi, ta ki Erkek programdan programa geçerken enerji sarfetmesin. Ve Erkek bir on kilo daha aldı.

  • Ve Tanrı, "Bahsi yükseltiyorsun Şeytan" dedi. Ve Tanrı patatesi getirdi. Bu doğal olarak besinle dolup taşan ve yağsız bir sebzeydi.

Ve Şeytan sağlıklı kabuğu soydu, nişastalı merkezi kıymık kıymık kesti ve derin yağda kızarttı. Ve Şeytan kremalı dipi yarattı.

Ve Erkek uzaktan kumandasına sarıldı ve patates cipslerini yedi ve kolestrol içinde yüzdü.
Ve Şeytan bunu gördü ve "Güzel oldu" dedi.

Ve Erkek kalp krizi geçirdi.

  • Ve Tanrı içini çekti ve dörtlü baypas ameliyatını yarattı.

Ve Şeytan Erkek'in sağlık sigortasını iptal etti.

  • Ve Tanrı Kadın'a tavuğun derisini nasıl çıkartacağını ve besleyici tam kepekli kahverengi pirinci nasıl pişireceğini gösterdi.

Ve Şeytan light birayı yarattı ki Erkek vücudunu alkolle zehirlerken ve bu sefer tatsız tuzsuz içkiden aynı keyfi almak için iki misli içerek doğru bir iş yaptığını sansın.

Ve Erkek 5 kilo daha aldı.

  • Ve Tanrı hayat veren soyayı yarattı.

Ve Kadın cheese cake ve çikolata diyarına sefere çıktı ve döndüğünde Erkeğe sordu, "Şişman görünüyor muyum?"

Ve Şeytan, "Her zaman doğruyu söyle" dedi. Ve Erkek doğruyu söyledi.

Ve Kadın erkeğin huzurundan ayrıldı ve boşanma avukatının diyarına gitti.

kaynak.http://www.drpozitif.com/Diyet/Diyet-YaratilisDuellosu.htm

21 Temmuz 2007 Cumartesi

oyunuzu kullanmayı unutmayın!


OYUNUZU KULLANMAYI UNUTMAYIN...
CUMHURİYETİMİZ İÇİN....

19 Temmuz 2007 Perşembe

eski sepetlerinizi değerlendirin....

Sergimizde kime ait olduğunu bilmediğim,ama inanılmaz hoşuma giden 2 sepeti sizlerle paylaşmak istedim.Bir çok kumaşçıda metreyle alınabilen polarlarla yapılmış. Çok fazla dikiş bilgisi gerekmiyor.Çocuk odalarında oyuncak sepeti olarak kullanılabilir.Yaratıcılığın sınırı yok değil mi?

Bugünlerde bloğa vakit ayıramıyorum.Yazacak bir şey bulamıyorum.Üretkenliğimi tamamen yitirdim.Mutsuz gibiyim.Zamanla geçer inşallah....

18 Temmuz 2007 Çarşamba

daha size neler yapacağım.....ve anneler için tatil çantası

Melis'in bakışları daha size neler yapacağım cinsinden....Gerçekten de yaptı.Günde 5 saat deniz ve havuz kenarında haşlanan sırtım bunun kanıtı....
Tek çocuk olmasından kaynaklanan sınırsız istekleri,bu hınzır haliyle birleşince ister istemez tarafımdan gerçekleştiriliyor.Hem büyük bir zevkle onun eğlencelerine ortak oluyorum,hem de tüm bunları gerçekleştirdiğim için kendi kendime bunalıyorum.Günlük tatil programımız onun zevklerine göre seçiliyor.O acıktığı zaman yemek yeniyor,onun uykusu geldiği zaman yatmaya gidiliyor.Şimdi bakıyorum da tatilde hiç ama hiç dinlenmemişim.Yanımda götürdüğüm kitabımdan sadece 50 sayfa okuma fırsatı bulmuşum.Şimdi,evimde daha çok dinleniyorum....

Bugün çocuklu ailelerin yanında götürmesi gereken şeylerden bahsedeceğim.Benim olmazsa olmazlarım bunlar.....


Tatile çıkmadan önce bir eczanenin yolunu tutarım.Her bölgede eczane var biliyorum ama ilk etapta yanımda bulunması gereken ilaçlar oluyor.Bu yüzden tatile çıkmadan önce kendinize ufak bir sağlık çantası bulundurmanızı tavsiye ederim.

  • Antihistaminikler: Soğuk algınlığındaki burun tıkanıklığını giderir. Allerji ve böcek ısırıklarının kaşıntısında kullanılır. Uyku yapabilir. Araç kullanırken anti histaminik almayınız veya krem olarak sürülenleri tercih ediniz.
  • Antiasitler: Mide asidinden kaynaklanan şikayetlerde kullanılır. Aniden ülseriniz ağrımaya başladığı zaman eczane aramak zorunda kalmayınız.
  • Antiseptikler: Betadin, baticon gibi bir antiseptikle küçük yaraları temizleyebilirsiniz.
  • Parasetemol.Her tür ağrı için gerekli.
  • Bandajlar: Burkulmalarda, çarpmalarda kullanılabilir.
  • Yara bantları, gazlı bezler
  • Sivrisinek ve böcek kovucular.
  • Bebekler için pişik kremi, diş jeli.
  • Güneş yanmaları için krem veya jel.
  • Güneşten koruyucu kremler ve losyonlar:Kendiniz için en az 15 faktörlü,çocuğunuz için 50 faktörlü olanları kullanınız.
  • Çocuğunuzun kulak problemi varsa kulak tıpası.

Diğer bir çanta da tatilde ihtiyaç duyacağınız şeylerle ilgili olsun.

  • Sürekli kullandığınız ilaçları ve reçetelerini, sağlık karnelerinizi veya özel sigorta belgelerinizi muhakkak yanınıza alın.Özellikle yurtdışında reçetesiz ilaç almak mümkün değil.
  • Tırnak makası .
  • Islak mendil 2 adet
  • Diş macunu,fırçası.
  • Şampuan,saç kremi.
  • Saç fırçası
  • Kulak pamuğu ve makyaj temizleme pamukları.
  • Eşiniz için traş köpüğü ve traş bıçağı .
  • Aseton
  • Kolonya
  • Ailenin her bireyine göre şapka ve terlikler.
  • Plaj çantası.
  • Kamera ve fotoğraf makinesi.


Liste böyle sürüyor haliyle. Herkesin kendine göre ihtiyaç listesi değişik oluyor. En önemlilerini listelemeye çalıştım.Yanınıza gerekli gereksiz çok fazla kıyafet almayın.İnce askılılar ve gece için birkaç şirin yazlık elbise yetiyor.Bizim bavulun yarısından çoğu kızımın kıyafetleriyle dolar taşar.Deniz ekipmanları ise ayrı bir sorun.Kova kürek gibi oyuncakları için büyük bir çantayı gözden çıkarın.Tüm bunları annelerin hazırlayacağı düşünülecek olursa size çok iş düşüyor.Hadi kolay gelsin. Ben sıramı savdım :))))

16 Temmuz 2007 Pazartesi

Hamilelikte ve çocuğumuzla seyahat önerileri

Eğer çocuğunuz varsa ve tatile çıkıyorsanız kendinizi olabilecek tüm olumsuzluklara önceden hazırlamalısınız.Günlük akışınızın dışında,sadece ona ayıracağınız bu süre önceden ayarlanan programlarla gerginlikten uzak ve sakin geçebilir.Bu hafta, çocuğunuzla beraber bu süreçte neler yaşayabileceğinize yönelik hatırlatmalarda bulunacağım.Bugün ilk olarak seyahat anında hayatımızı kolaylaştıracak şeylerden bahsedeceğim.

Kızımla beraber, o, 40 günlük olduktan sonra başlayan ve ortalama 1.5 ayda bir seyahat eden bir anne olarak bu konuda kendimi uzmanlaşmış sayıyorum.Hamilelik dönemimde bile 5 kez seyahat etmiş olmam durağan yaşamdan en olmadık anlarımda bile hoşlanmadığımın bir kanıtı.Öncelikle tatile çıkmaya hazırlanan anne adayları için önerilerim olacak.

HAMİLELİKTE SEYAHAT


- Eğer yolculuğunuz birkaç haftadan fazla sürecekse,doktorunuzdan bulunduğunuz bölgede önereceği bir doktorun telefonunu çantanızdan ayırmayın.Yanınıza son tektiklerinizi de almayı unutmayın
-Eğer uygun olursa en hızlısı olan uçakla seyahati tercih edin
-Eğer araba ile seyahat ediyorsanız,2 saatte bir kısa yürüyüşler yapabilmek için mola verin
-En bol ve rahat kıyafetlerinizi giyin
-Uzun yolculuklarda bebeğinizin dinlemesi için klasik müzik cd sini yanınıza almayı unumayın
-Yanınıza küçük ,2 adet yastık almayı unutmayın.Biri beliniz,biri bacaklarınızın arasına...
-Mide bulantınız için kraker ve meyve suyu bulundurun.
-Benim gibi 8.ayınızda uçak almadı diye arabayla seyahat etmeye kalkmayın.Gerçekten sıkıntılı oluyor.(Biricik kuzenimin düğünü için 10 saat arabayla seyahat etmiştim.)

ÇOCUK VE SEYAHAT

-Eğer uzun bir seyahate çıkacak iseniz ve son kontrolünden itibaren uzun bir süre geçmiş ise çocuğunuzun sağlığının iyi olduğundan emin olmalısınız.Son anda çıkmaya hazırlanan bir azı dişi tatilinizi zehir etmeye yetebilir.Doktorunuzla muhakkak görüşün.
-Bebeğinizde arabada uyuma alışkanlığı varsa ve uzun bir araba seyahati düşünüyorsanız yol aldığınız saatlerin çoğunluğunu onun uyku saatlerine getirin, eğer araçlarda uyuyamayacak kadar çok heyecanlı oluyor ise o zaman uykusunu uyutup sonra yola çıkmalısınız.Melis genellikle uyumayı tercih ettiği için yola çıkmadan bir gün önce geç yatmasını sağlayıp.O daha uyurken yastığıyla beraber arka koltuğa yerleştiriyorum.
-Bebek koltuklarının, önünde hava yastığı olan araç koltuklarına yerleştirilmemesi gerekir.Kazaza esnasında şişen hava yastığının bebeğe zarar verebilir.Bebek koltukları için en ideal yer,doktorlara göre arka koltuğun orta bölümüymüş.Ben sağ arka tarafı kullandım her zaman ,kırmızı ışıklarda göz teması için uygun geliyordu bana.
- Çocuğunuza seyahat esnasında şekerli yiyecekler ve gazlı içecekler vermekten kaçının.Kusmaları için ideal ikili oluyor.Yağsız bir tost,.çubuk kraker,simit ideal yiyecekler bence.
-Mide bulantısı ihtimaline karşı mutlaka poşet bulundurun ve böyle bir durumda ne yapacağını öğretin.
-Eğer dizüstü bilgisayarınız varsa sevdiği çizgi filmlerle beraber 2 saati kolaylıkla geçirebilirsiniz.Kulaklık almayı unutmayın ama çünki arabada ses evdeki gibi güzel çıkmıyor.
-Yanınıza muhakkak ince bir battaniye alın.Klima açtığınızda üstüne örtmek veya güneşin yüzüne vurmaması için cama sıkıştırmak için kullanabilirsiniz. Annemin rastlantı sonucu verdiği peştemal tarzı bir örtü yolculuğumun vazgeçilmezleri arasında.
-Son olarak; çocuğunuzla seyahat sırasında kararlı,anlayışlı ve sabırlı olmalısınız...Tabii becerebilirseniz !

15 Temmuz 2007 Pazar

tatil bittiiiiiiiiiiii


Geri dönüş yolları hep mi uzun sürer...Dönüşte bitmeyen yolumuz bizi eve kolayca götürmemekte ısrarcıydı. Yol haline alışkın kızım bile dayanamadı.Geri dönüş yolumuzun en güzel tarafı ise havanın parçalı bulutlu olmasıydı.2 senedir tatilden dönüşte veya giderken,arabadaki klima yüzünden hastalandığımız için klimasız seyahatimizde havanın iyi niyetinden faydalandık.Sabah denizde yüzerken akşam evde açılmayı bekleyen bavullarla başbaşa kaldım.Tam o sırada biricik arkadaşım beni evine davet etti ve evin karmaşasından kurtulmuş oldum.Benimgüncem ve adaşımın da katılımıyla hoş bir akşam geçirdim.Dönüşün hüznü dağılmış oldu böylece......

10 Temmuz 2007 Salı

tatil

herkese selam... tatildeyim...deniz, kum, güneş harika....kızım, eşim ve ben güzelce dinleniyoruz. Yorumlarınıza cevap yazamadım. Haftasonu eve döndükten sonra hepinize cevaplarım gelecek....sevgilerrr
şimdi güneşlenmeye gidiyorum...kıskanmayın...

5 Temmuz 2007 Perşembe

çocuğunuza bol su içirin.....

Sıcak bir o kadar da yoğun bir gün geçirdim. Sabah mozaiğim için atölyeye gittim.Eve gelip melisi alıp koştura koştura havuz kursuna götürdüm.Biricik arkadaşım Demet iyiki bana eşlik etti de beklerken sıkılmaktan kurtuldum.Yarın da tam öğlen sıcağında kursa götürmek zorundayım kızımı.Bavullar tatil için hazırlanacak ve son alışverişler yapılacak.
Sıcak felaketti havuzun yanındaki bahçede.Sadece su ile giderebildik susuzluğumuzu...Bu arada dünden beri ağrıyan kulağım zonklamaya başladı.Kurs bitiminde eve geldim ve bir başka arkadaşımla kahve içtik o gittikten sonra baktım kulağım felaket ağrıyor kalkıp doktora gittim. Dış kulakta yara varmış.İlaçları alıp eve geldim. Neyseki ağrı kesiciler fayda etti.Sonra bir başka arkadaşım uğradı.Eşim geldi... yemek faslı derken saatime bakıyorum 21.00 ....Yeni oturdum anlayacağınız.Çalışmayan,çok yoğun ev hanımlarının neler yaptığı konusunda bir fikriniz olmuştur şimdi.....
Çocuğunuza da bol su içirin!
Sıcaklığın yüksek olduğu günlerde çocuklarda da terleme ve buharlaşma yoluyla tuz ve su kaybının arttığına dikkati çekerek, 1-3 yaşındaki çocukların günde 1-1,5 litre su tüketmesi gerektiği belirtildi.
Prof. Dr. Yavuz Coşkun, sıcaklığın yüksek olduğu günlerde çocukların terleme ve buharlaşma yoluyla tuz ve su kaybının arttığına dikkati çekerek 1-3 yaşındaki çocukların günde 1-1,5 litre su tüketmesi gerektiğini belirtti.Yaşanan aşırı tuz ve su kaybının önüne geçilebilmesi için çocukların su tüketiminin izlenmesini öneren Coşkun, “sıcak havalar hazım ve sindirimi de olumsuz etkiliyor. Bu nedenle çocuklar beslenirken hazmı kolay gıdalar tercih edilmeli. Bu gıdalar sebze, meyve ve ayran gibi yiyecek ve içecekler olabilir” dedi.Aşırı sıcak günlerde çocuklara yağlı yiyecekler verilmemesini isteyen Coşkun, sözlerini şöyle sürdürdü:“Ayrıca, özellikle yaz mevsiminde çocuklara verilen gıdaların sağlıklı olması büyük önem kazanıyor. Çünkü aşırı sıcaklar, gerekli koşullar sağlanmadığı takdirde kısa sürede bozulabiliyor ve çocukların hastalanmasına yol açabiliyor.”Coşkun, havanın aşırı sıcak olmasının kalp, şeker, böbrek ve hipertansiyon hastası olan çocukların sağlığı için daha ciddi risk oluşturduğunu vurguladı. Böylesi sağlık sorunları bulunan çocukların yaz aylarında doğru beslenmesinin yaşamsal önem taşıdığına dikkati çeken Coşkun, şunları anlattı:“Aşırı sıcak hava, böbrek hastası bir çocuğun su ve tuz dengesini ciddi anlamda etkileyebilir. Böbrek hastası çocuklar havanın sıcak olduğu günlerde ya da saatlerde serin ortamlarda bulunmalı. Kalp ve şeker hastası çocukların sıcak günlerde ya da saatlerde yanlış beslenmesinin ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceği unutulmamalı. Bu çocukların gıdalarla aldığı kalori miktarı dikkatlice izlenmeli”Coşkun, sağlık problemi bulunan çocukların güneş ışınlarının yeryüzüne direkt ulaştığı öğle saatlerinde dışarı çıkarılmaması, zorunluluk halinde bu çocukları, güneşten korunmalarını sağlayacak önlemler alınarak dışarı çıkarmak gerektiğini sözlerine ekledi.


kaynak ntvmsnbc

4 Temmuz 2007 Çarşamba

pratik kabak salatası...


Melis hanımı sonunda evine getirebildik.Anneanne ve babaannelerin yoğun ilgisi sonucu şımarmış bir halde tabii.Tekrar eski düzenine nasıl gelir bilmem artık.Haftasonu gideceğimiz tatil için bir türlü hazırlık yapamıyorum. Yapılacaklar listesi bile hazırladım....Özlediğim arkadaşlar görülecek,blog için yedek yazılar hazırlanacak,yeni bir bikini alınacak,güneş yağları ve sinek için off alınacak ,eczaneden çeşitli güneş yanığı,alerjisi kremleri alınacak vs.vs.şeklinde liste devam ediyor.Bu arada atölye de mozaiğim beni bekliyor.Tüm bu işler ve kızımın bakımı sonrası bavul hazırlayıp nasıl yola çıkacağım bilmiyorum. Evdeki görevlerde tam gaz devam ediyor tabii.Yemek yapmak sıcaklarda zor geliyor bana.Bu yüzden pratik yemeklerimi sıraya koydum 2-3 gün uygulayacağım.Bu salatada onlardan biri....
Kabağı oldum olası severim. Sıcak yaz günlerinde hafif bir alternatif isterseniz size bu salatayı öneririm.Yapılışı da çok kolay.

Malzemeler;
2 adet kabak
1 diş sarımsak
1 su bardağı katı yoğurt
dereotu
tuz
Yapılışı;
Kabaklar rendelenir.Teflon tavaya 1 yemek kaşığı zeytinyağ konulur ve rendelenmiş kabaklar iyice suyu çekilip pembeleşinceye kadar kavrulur.Sarımsaklı yoğurt ve ince kıyılmış dereotu ile karıştırılır.