30 Eylül 2007 Pazar

pazar sohbeti





Sonunda bir hafta daha bitti.İyileşen kızımı evde tutmayı başaramıyorum artık.Sürekli sıkıldım deyip sızlanıyor.

Bu hafta bütün annelerin eylül başı yaptığı alışverişleri yapmaya çalıştım .Okulda forma ve eşofman bedenleri kalmadığı için zorlandım biraz.Büyük beden bir eteği terzide kızıma yeniden yaptırdım.Okul eşofmanına benzeyen eşofmanlar aradım.Bu arada öğretmenimizden sürekli neler yaptıklarını takip edip evde kızıma uygulatmaya çalıştım.Küçücük ellerin kaleme alışması ne kadar da zormuş. Böylece anneliğimin yanı sıra kızımın' ilk öğretmeni' de oldum.

Sonunda yarın okula başlıyoruz.İlk hafta sadece öğlen tatiline kadar gideceğiz.Enfeksiyon tehlikemiz biraz olsun azaldı.Bu hafta okuma yazmanın ilk adımlarına geçecekleri için okula gitmesi önemli..Cuma günü çekilen rontgeninde düzelme olduğu içi doktoruyla beraber bu kararı aldık.Öğretmenlik işi beni bu kısımda zorlayacaktı çünki.

Ameliyat sonrası bende de arızalar çıktı haliyle.Sol omzum kas spazmı geçirdi ve kitlendi.Doktor 5 günlük iğne ve 2 haftalık fizik tedavi önerdi.Fizik tedaviyi bayram sonrasına erteleme kararı aldım.İğneler biraz olsun rahatlattı beni....

Yapacağım her şeyi bayram sonrasına atıyorum.İnşallah her geçen gün benim için daha iyi olacak ve bu günlerimi unutturacak....

Hepinize iyi pazarlar....

22 Eylül 2007 Cumartesi

eve mutlu döndük....


Evimize mutlu döndük.Melis eskisi gibi koşturuyor,bense onun tekrar gülümsemesi şerefine şımartmalarıma devam ediyorum...
Dikişlerimiz sorunsuz bir şekilde kaynadı.Bir tek gribal enfeksiyona karşı dikkatli olmamız söyleniyor.1 saatlik kısa geziler,parkta yürüyüşler şeklinde dışarı çıkıyoruz.Okula daha başlayamadık.Ne yalan söyleyeyim,ne kızım ne de ben daha okul moduna geçemedik.Şimdilik onun iyi olmasının keyfini sürüyoruz.Pazartesinden itibaren bu gevşekliğimizi bir kenara bırakıp,okul konusuna el atmayı düşünüyorum:))))
Şimdilik bizden haberler bu kadar.Evimi özlemişim....

14 Eylül 2007 Cuma

yağmuru beklerken..........


Karanlık bir havaya uyandım bu sabah.Balkona çıktığımda erik ağacının sanki heyecanla yağmuru beklediğini hissettim.İki küçük serçe birbirine bitişmiş,karınlarını şişirmiş üşümemek için direnir gibi dalda duruyorlardı öylece...

Kafamda binbir sıkıntıyla geçen koskoca bir yazdan sonra bu sonbahar halleri beni mutlu etmeye yetti.Kalbimin oralarda bir yumruyla yaşadığım sıcak günleri bir daha hatırlamak istemiyorum.

Melis hızla iyileşiyor.İyileştikçe evde oturamıyor.Cevahir'e gideceğim,Metrocity'e gideceğim diye ağlayıp duruyor.6 yaşında bir çocuğu bu süreçte evde tutmak zor haliyle. Eve hijyen sebebiyle misafir de alamadığımız için sıkılmaları hiç bitmiyor.Gelecek hafta çarşamba gününe kadar dayanabilmesini bekliyoruz.Ondan sonra Kayseri'ye evimize döneceğiz.

Bu sene ilkokul 1. sınıfa başlayacak.Şimdiden 1 hafta geri kaldık.Hiç tanımadığı öğretmenini anlatıyorum ona şimdilik.Ben de görmediğim için nasıl anlattığımı siz düşünün.Biricik arkadaşım Fulya ile çocuklarımız gene aynı sınıfa düştüğü için ondan duyduklarımla yetiniyoruz.Her şeyin geçtiği gibi bu günlerde geçecek ve bıraktığımız yerden hayata devam edeceğiz.

Yağmuru beklerken,annemin demlediği çayın kokusu burnumda,yepyeni bir güne gülümseyerek başlıyorum.Mutluluk hep bizimle olsun.........

12 Eylül 2007 Çarşamba

zamanla..........

Yeni bir haftaya yeni bir başlangıçla başladım.
Biricik kızım Melis ağır bir ameliyat sonrası sağlığına kavuştu ve yüzüm gülmeye başladı.Bundan sonra benden hüzünlü yazılar beklemeyin........
Yaklaşık 1 hafta hastanede kaldıktan sonra dün evimize geldik.Kızım artık eskisinden daha da sağlıklı hayata devam edecek.Cadılıklarına başladı bile. 2-3 hafta süren bir ev hapsi durumumuz başladı şimdi de...Onu nasıl evde tutmayı başaracağımı bilmiyorum.
Ameliyat öncesi ve sonrası bana bir omuz kadar yakın, lakin uzakta olup arayan tüm dostlarıma teşekkür ederim.Böyle zamanlarda insan ne kadar sevildiğini anlayabiliyor.
Yüreğimin bir kısmını ameliyat günü hastanede bir yerlerde bıraktım.Bu kısım ;lüzumsuz laflara ,sözlere ,manasız şeylere üzülen kısmımydı kalbimin.Allahın da bir bildiği vardır ki beni bu yaşta çocuğumla ilgili bir konuda sınadı....
Düzelmem zaman alacak.........
Herşeyin geçtiği gibi bu da geçecek ve ben her gün biraz daha gülümseyerek hayata ve bloğa devam edeceğim...

30 Ağustos 2007 Perşembe

istanbul


Denizin kokusunu içine çekerken, boğazın muhteşem görüntüsü eşliğinde bir bardak çayını yudumlarsın. İlk kez uzaktasın bana şehrim.Hiçbir şeyin bana keyif vermiyor.Mutluluğu bir yerlerde bırakıp geldim yanına.Ama bana geri verecek olan da sensin belki de.Bir şair istanbul kendine kurban bırakmadan senden ayrılmaz diye yazmıştı.Kurban kavramı bir acıyla örtüşüyorsa,bu şehirde yanan her ışığın mutsuzluk yaratacak sebepleri var bence.Sadece daha iyi yaşanır kılmak için ertelenmiş mutsuzluklar......
Her günü bir teselli ister istanbul un.Karmaşasının arasındaki yaşamlar bugünün kurbanının kendisi olmamasını diler gibi koşturur oradan oraya.Ben koşmaktan yoruldum belki de.Durdum bekliyorum,kaderime razı oldum.
Evime dönene kadar da akıp gideceğim sokaklarında...Acıların ve kederin benden uzakta olmasını dileyerek......

29 Ağustos 2007 Çarşamba

aşka şeytan karışır,hande altaylı

Alsam mı, almasam mı derken alıp 1 günde bitirdiğim bir kitap oldu.Günümüz tek kişilik hayat yaşayan kadınların öyküsü bu.Okumuş,kariyer sahibi olmuş,zamansal aşklar yaşarken hayatı bir kenara bırakan kadınları anlatan bir hikayesi var.Baş kahramanımız Aslı ölen teyzesinin evli sevgilisine aşık olur ve hayatını bu tutkuya sarmalayıp yaşamaya değer kılmaya çalışır.Başarılı olamaz haliyle.Onu hayatından çıkarmaya çalışsa da,dönemsel karşılaşmaları kafasını karıştırmaya yetecektir.Metropol aşkları bugünlerde böyle olsa gerek...
Kolay okunan sizi sıkmayan bir kitap isterseniz okuyun derim...Benim kitap izlenimlerim böyle...
Hepinize iyi haftalar diliyorum...

26 Ağustos 2007 Pazar

pazar yazısı



26/8/2007 - pazar yazısı
Kategori: gunun haberi



İki gündür yağan yağmur ve fırtına kışı hatırlattı bana.İstanbul'luların özlemle beklediği yağmur Kayseri'mize hoşgeldi.Hava temizlendi.O aşırı sıcak ve bıkkınlık hali gitti birden.Dün akşam üstü ana caddenin bir bölümü sel görüntüsüyle sular altında kaldı.Yağmur alan illerimizin belediyeleri bence sınıfta kaldı .Alt yapı çalışmalarının ne kadar yetersiz olduğunu görmüş olduk böylece.
Kızım 3-4 gündür bağ evimizde.Babaannesi ,dedesi ve halasına şımarmakla meşgul eve dönesi de yok gibi.Kendine bir sürü oyuncak aldırmış,prenses edasıyla geziniyor evin içinde.Şehre dönmeye de pek niyeti yok.
Bu arada ben de bloğa pek vakit ayıramıyorum.Yaz aylarındaki aktiflik bilgisayar başına oturma saatlerini kısıtlıyor.Gelecek hafta İstanbul seyahatim var.Okul öncesi kızıma ve kendime moral toplama gezisi olarak adlandırdım bu gidişi.Sonra okuldu bayramdı bir daha şubat tatilinekadar gidemem herhalde.İlkokulun getirdiği zorunluluklar olacak bunlar benim için.1. sınıfa alışmanın zorlğunu arkadaşlardan öğreniyorum.Aslında bu dönem 34 yaşıma kadar geçirdiğim en zor zamanlarım.2008 yılbaşısını dört gözle bekliyorum.Sanki herşey 2008 de güzel olacakmış gibi kendimi o güne şartladım.
Dün benim için yogun bir gündü önce blogcu akadaşım didem in davetine gittim.Onun o tatlı ve sevecen evsahipliği için teşekkür ederim.Daha sonra bir başka arkadaşıma,ordan eve,oradan da bir başka aile davetine katıldım.Gece eve geldiğimde yorgunluktan ölmüştüm.Bugün hiç kıpırdamadan dinlenmeyi hayal ediyorum.
Hepinize bol dinlenmeli bir pazar diliyorum....

20 Ağustos 2007 Pazartesi

Melis pazartesi gezmesinde...



Televizyon reklamlarına bazen kızıyorum.Sürekli reklamı dönen bu çizgi filme kızımı götürmek farz oldu haliyle...Yaklaşık bir haftadır erteledim ama haftasonu takıntı halinde söylemeye devam edince bugün sinemanın yolunu tuttuk.Bütün kış cumartesi aktivitemiz sinema olduğu için bütün çizgi filmlerden nefret eder haline gelmiştim.Neyseki bu filmi çok sevdim.Sinemaya gidene kadar heyecanlanan kızım yanımıza arkadaşını da alınca bir o kadar mutlu oldu.Mısırlar şekerler alındı bir güzel seyredildi film.Çıkışta hamburgeri nasıl yediler hala hayretler içindeyim.Neyse bu akşam ne yedireceğim derdi de son bulmuş oldu böylece.
Gelelim filmin konusuna........
Surf’s Up/Neşeli Dalgalar” rekabet dolu, yüksek oktanlı sörf dünyasının perde arkasını anlatan bir animasyon aksiyon-komedi. Filmin esas karakteri olan ergenlik çağındaki Rockhopper türü penguen Cody Maverick ilk profesyonel yarışmasına katılacak, yeni ve yükselmekte olan bir sörfçüdür. Bu deneyimini belgelemek için peşinden ayrılmayan bir kamera ekibiyle birlikte, ‘Büyük Z Surf Yarışması’na katılmak üzere, ailesinden ve Antarktika-Buztanbul şehrindeki evinden Pen Gu Adası’na doğru yola çıkar. Cody seyahati sırasında, sörf manyağı Tavuk Joe ünlü sörf organizatörü Reggie Belafonte , yetenek avcısı Mikey Abromowitz ve şevkli cankurtaran Lani Aliikai’yla tanışır. Hepsi de Cody’nin zaman zaman biraz yanlış yönlere sapan sörf tutkusunu fark ederler. Cody kazanmanın kendisine istediği hayranlık ve saygıyı getireceğini düşünse de, gözden düşmüş eski bir sörfçüyle beklenmedik bir şekilde yüz yüze gelince kendi yolunu bulmaya başlar ve kazanmanın her zaman yarışı birinci sırada bitirmek anlamına gelmediğini keşfeder.
......



Kızımın bu aralar ikinci bir takıntısı da Hepsi grubu....
Dizilerinin başlamasından sonra inanılmaz bir hayranlık beslemeye başladı.Bir de fark ettim ki çevremdeki bütün kız çocukları onlara hayran.6 yaşında ilk kez benden bir müzik cd si almamı istedi ve şarkıları defalarca dinleyip ezberlemeye çalışıyor.Ben de mi anneme böyle yapardım hatırlamıyorum.Sevdiğim şarkıyı bir kaç sefer dinlemeyi severdim aslında.6 yaşında biraz erken başladı bizim kız bu işlere....
Hepinize iyi haftalar diliyorum.........

19 Ağustos 2007 Pazar

pazar yazısı


Bilgisayarım kızımın nette oyun sevdası yüzünden gene virüs saldırısına uğradı ve bozuldu.Formatlamak zorunda kaldık.Haliyle şimdi bir sürü cd yi tekrar yüklemem lazım.Uğraşacağız artık.Bir çok güzel fotoğraf çektiğim halde cd yi tekrar yükleyip resimleri aktarmaya üşendiğim için yayınlayamıyorum.
Yaz miskinliğim ne zaman geçer bilmem artık.Kışın dinamikliğini özledim.Geçen gece arkadaşımın balkomunda hafifçe üşüyen kollarıma sevindim nerdeyse.Üşümeyi özlemişim...Kızım bugün bağ evinde babannesiyle ve dedesiyle beraber.Biz de karı koca kitaplarımızı nescafelerimizi aldık, evin bir köşesinde sükunetin tadını çıkartıyoruz.Yavaş yavaş da özledim fındığımı.Tam bir çelişki yaşıyoruz yani.O varken şu sessiz halin özlemini duyuyoruz 1 saat sonra da ev bomboş geliyor bize.Bakalım kim önce 'gidip alalım şu kızı 'diyecek merak ediyorum.
Hepinize iyi pazarlar diliyorum....

15 Ağustos 2007 Çarşamba

pratik tarifler,ton balıklı salata


Yaz aylarında en güzel yiyecek hafif,bol limonlu bir salata bana göre.Ton balıklı olanı da her zaman favorim.Çeşitli türevlerini yapabilirsiniz.Ben uzun süredir, Knorr un küçük paketlerdeki kırmızı biber ve maydanozlu olan sosunu kullanıyorum.İnanılmaz lezzetli ....sos sevenlere tavsiye ederim.Her tür salatayı lezzetli kılmayı başarıyor.
Malzemeler;
Göbek salata
Yeşil soğan
Maydanoz
Konserve mısır
Ton balığı
Rendelenmiş kaşar
Knorr kırmızı biber ve maydanozlu salata sosu
Yapılışı;
Göbek salatalar elimizle küçük parçalara ayrılır.Maydanoz ve yeşil soğan ince kıyılır ve karıştırılır.Önce yeşillikler daha sonra mısır,ton balığı ve kaşar rendesi sırayla salata tabağına konulur.Sosu da döktükten sonra afiyetle yenilir.....

ve bir kitap yazısı......Baba ve Piç


Tatillerin bana göre en güzel kısmı okumaya vakit ayırabilmek.Sahilde,havuzbaşında ya da odada yatağınıza uzandığınızda, devamını merak edip, elinize tekrar tekrar aldığınız kitabınız gün boyu yanınızda taşınır.Bu tatil rekor kırarak 1 hafta içinde 4 kitap bitirdim.Melis'i yüzme kursuna götürmemin bir ödülü de bu oldu.İyice yüzen kızım, havuz başında geçirdiğim saatlerde kitap okumamı sağlayacak kadar güven verdi bana.

Okuduğum kitaplardan bir tanesi de Elif Şafak'ın kaleme aldığı' Baba ve Piç' tam bir kadınlar romanı. Erkeklerin apansız ve açıklamasız ölüverdiği, geriye hep kadınların kaldığı bir sülaledeki dört kuşak kadının hikâyesi. Cicianne, Gülsüm Nine, dört teyze ve hepsinin arasında büyüyen, annesine “teyze” diyen, öfkeli, delişmen, marjinal ve piç Asya Kazancı. Türkleri tanımak, kendi ailesinin ayak izlerini sürmek için İstanbul’a gelen bir Ermeni-Amerikalı genç kız Armanuş Çakmakçıyan.
Ermeni soykırımına da değinen kitap, dili bana göre olmasa da okunmaya değer.


Gelelim bugüne.......
Sıcak hala devam ediyor.Sabah erkenden atölye çalışmasına gittim.Bir yazdır devam eden,deniz taşlarıyla yaptığım çalışma nerdeyse bitmek üzere.Çerçeveletip onu bekleyen tyerine asmak için sabırsızlanıyorumTabii ki sizlerle paylaşıp alacağım yorumlar da benim için çok önemli.Öğlen 2 ye kadar devam etti çalışmam.Evde annemin olması bir o kadar rahat olmamı sağlıyor.Kızım güvenli ellere emanet ne de olsa.Akşam bağda mangal yakılacağı bütün öğleden sonra dinlendim.Biricik komşumun oğlu Şırnak'a askere gidince biraz sarsıldım onunla beraber.Durmadan ağlıyor çünki.İlk günler kolay değil tabii.İnsanoğluna allah tarafından verilen bir güç her acıya dayanmayı kolaylaştırıyor.Neyseki 5 ay sürecek.Bütün asker annelerine sabırlar diliyorum.....

13 Ağustos 2007 Pazartesi

hayat güzel...


Evettttt.....gerçek hayatla başbaşayım artık. Yaklaşık 4-5 kazan çamaşır,market alışverişi ,yemek yapımı ve kızımla ilgilendikten sonra akşam yemeği hazırlıkları evdekleri doyurma işlemi başladı.Sabah 8.00 da başlayan günüm 21.00 da koltuğa çökmek suretiyle şu an noktalandı.Yorgunum anlayacağınız.....Yukarıdaki karikatür tam da beni anlatıyor fazla söze ne hacet....
Gerçi şimdi yorgunluk atmak amacıyla bir bahçeye arkadaşlarımla okey oynamaya gidiyorum. İşin eğlence kısmını sona sakladım. Her şeye rağmen hayat güzel değil mi?

12 Ağustos 2007 Pazar

döndümmm


İkinci ve son tatilimizde bitti.Melis artık zenci kıvamında bronzlaştı.Bloğumu da ihmal ettim bu yaz....
İnşallah bundan sonra günlük yazılarımla aranızda olacağım....

2 Ağustos 2007 Perşembe

kadının yaratılışı....mitolojik bir öykü...


Kadın olmak zor...Lakin üstesinden kolayca geliyoruz.Yaradılışımızın gereği herhalde...Bu hikaye mitolojide sevdiklerim arasında ve sizlerle paylaşmak istedim...
Hepinize iyi haftalar...

Prometheus'un kurnazlıkla çalarak insanlara verdiği akıl onları şımartınca Zeus o zamana kadar yalnız erkeklerden ibaret olan insan topluluğuna ceza vermek istedi ve onlara kadını gönderdi. Zeus , oldukça başarılı bir usta olan oğlu Hephaistos'tan kadını yaratmasını istedi. Hephaistos babasının isteği üzerine çamuru su ile yoğurdu ve görenleri şaşırtacak güzellikte bir kadın vücudu yarattı.Olympos'ta oturan tanrıçaların en güzeli olan ve kendi karısı olan Aphrodite'in vücudunu model olarak kullanmıştı. Heykel bitince onun kalbine ruh yerine bir kıvılcım koydu. O zaman heykelin gözleri açıldı. Kolları bacakları kıpırdamaya ve dudakları konuşmaya başladı. Onu süslemek için bütün tanrılar ve tanrıçalar yardım ettiler. Herkes kendisinden ona bir şey armağan etti ve ona Rumca "bütün armağan" anlamına gelen Pndora adını taktılar. Athena ona güzel bir kemer, süslü elbiseler verdi. Letafet perileri Kharites beyaz göğsüne parlak altın gerdanlık taktılar. Aphrodite başına güzellikler saçtı. Güzel saçlı Horalar ilkbahar çiçekleriyle onu süslediler. Hermes Pandora'nın kalbine, hıyanet ve aldatıcı sözler yerleştirdi. Zeus da ona esrarlı bir kutu armağan etti ve ona dediki; Sakın verdiğim kutuyu açma, içindeki iyi şeyler uzaklara kaçar ve onların yerine fenalıklar gelir, seni rahatsız ederler. Bu kutuyu iyi sakla bütün insanların saadeti ve felaketi bu kutunun açılıp açılmamasına bağlıdır. Böyle dedikten sonra baş tanrı ilk kadını yeryüzüne indirdi ve Prometheus'un kardeşi Epimetheus'a gelin olarak gönderdi. Prometheus kardeşine Zeus'dan hiç bir şekilde hediye kabul etmemesini tembih ettiği halde Pandora'nın güzelliğine hayran kalan Epimetheus öğüdü tutmadı ve onunla evlendi. Pandora da tıpkı tüm kadınlar gibi doğuştan meraklı olduğunda dünyaya gelir gelmez kutunun içinde ne olabileceğini düşünmeye başladı ve Zeus'un uyarısını unutarak kutuyu açtı. Kutunun içindeki hastalık, keder, ıstırap, yalan, riya gibi insanları rahatsız edecek ve onları felakete sürükleyecek ne kadar kötülük varsa hepsi açılan kutudan kuşlar gibi uçuştular. Pandora hatasını anlayarak biraz sonra kutuyu kapadı ancak kutuya kapatılan kötülüklerin arasında, insanları yaşatacak, teselli edecek "ümit" te vardı. Fakat ümit dışarı çıkamamış kutuda kalmıştı.. Böylece Zeus ilk kadını beraberinde kötülüklerle dolu bir kutuyla yeryüzüne yollayarak insanlardan intikam almıştı.

31 Temmuz 2007 Salı

ahşap boyama


Soğuktan nefret eden ben neredeyse kışı özler hale geldim.Bunaltıcı bir hava var.
Bütün annelerin bu havada çocuğum hiçbirşey yemiyor dediğine eminim.Kışın en büyük kurtarıcımız olan vitaminli çorbalarımızı içiremiyoruz.İnanın ben kızıma ne yemek hazırlayacağımı bulamıyorum.Pratik ve besleyici fikirleri olanlar bana yazsın lütfen....
Bugün arkadaşım Fulya'nın ahşap boyama örneklerini yayınlıyorum.İnsanı dinlendiren bir yanı var ahşap boyamanın..
Sıcaklar çarşamba gününe kadar sürecekmiş.Herkese sabırlar diliyorum....

30 Temmuz 2007 Pazartesi

Çocuklarla yaz....Pazartesi pastası.


Hayat onların bugünlerde...Melis havuzda,Melis arkadaşlarıyla,Melis piknikte şeklinde geçen bir yaz programımız var.Yeterki mızmızlanıp sıkılıyorum demesin.Günlerimiz, bu sıcakta hem zor ,bir o kadar da çabuk geçiyor.
Geçen hafta arkadaşlar toplanıp havuza gittik.Sırtımın haşlanmasına gene mani olamadım.Arkadaşlarıyla eğlenirken o kendinden geçmiş mutlu yüzü bana da yansıyor.Yeterki eğlensin...
Çocukların isteklerinin bitmediği de bir gerçek.Yazı bu şekilde geçireceğiz artık.Neyseki annem geldi.Biraz daha rahatladım.Onun yanımda olması ayrı bir mutluluk.


Gelelim pastamıza..Bu kadar çocuğa güzel bir pasta yapmak şart oldu diye geçtim mutfağa ve güzel bir çikolatalı pasta yaptım.


Malzemeler
1 adet hazır kek 2 katlı
1 paket bebe bisküvisi
2 paket çikolatalı krem şanti
1 paket çikolata sos
ceviz içi veya antep fıstığı
Yapılışı;
Kekler sütle ıslatılır.2 paket kremşanti tarife göre derin bir kapta çırpılır.Bebe bisküvilerini bu kabın içine kırmadan koyalım. Bir kaşık yardımıyla yavaşta şantiye bulayalım. Islattığımız kekin üstüne bebe büskivilerini tane tane dizelim.Aralarına ceviz veya fıstığı serpelim. Kekin diğer yarısıyla büskivilerin üzerini kapatalım.Kabın dibinde kalan şantiyi bu kısmın üstüne sürelim. En üstüne çikolata sosu hazırlayıp, soğutup dökelim. Pasta süsleriyle süsleyelim.
Not; Bu pastayı buzdolabında en az 10 saat bekletmeliyiz.Aksi halde bisküviler yumuşamıyor.Misafirinizin gelecegi günden bir gün önce yaparsanız tam anlamıyla lezzetini kazanıyor.

26 Temmuz 2007 Perşembe

Börülce salatası


Bugün sonunda bilgisayar başına geçebildim.Hava inanılmaz sıcak.Başımdan aşağıya şıpır şıpır terler boşalıyor.Kızım ise halinden çok memnıun. Her gün kendine yeni bir uğraş buluyor.Salı günü apartmanımızın 1.geleneksel çocuk şenliğini gerçekleştirdiler.Hepsi çok heyecanlı ve mutluydu.Gösteriyi hazırlamak için de bayağı çalıştılar.Ben de onlara müzik sistemi konusunda yardımcı oldum.Gösteri sonrası da günün şarkılarıyla dans etmeleri sürdü.Kızların favori grubu Hepsi... Her şarkısını ezbere biliyorlar. Onların enerjisi bir şekilde bana da geçti.




Gelelim Börülce salatamızın tarifine.....Dün ziyarete gelen arkadaşlarım için hazırlandı.Hepsini kocaman öpüyorum.Yaz olduğu için hafif şeyler hazırlamaya çalıştım.Bu da onlardan bir tanesiydi.Değişik bir salata isteyenlere öneririm.
Malzemeler
1 kutu konserve börülce (250 gr tazesi)
4-5 adet taze soğan
1 tutam maydanoz
sos için; diş sarımsak,2 yemek kaşığı zeytinyağı,1 yemek kaşığı elma sirkesi,yarım limon ve tuz
Yapılışı;
Ben konserve börülce kullandım.Tazesini bulabilenler şanslı....
Börülceleri 10 dak. haşlayalım.Süzgeçte süzelim ve bir tabağa koyalım.Taze soğan ve maydonozları ince ince kıyalım üzerine serpelim.Sarımsağı ince rendeleyelim.Limon ,sirke ve zeytinyağı ile bir kasede karıştıralım.Börülcelerin üzerine dökelim.
Afiyet olsun....

23 Temmuz 2007 Pazartesi

yaratılış düellosu


  • Başlangıçta Tanrı göğü ve yeri yarattı.

Ve yer şekilsiz ve boştu ve derinliklerin yüzünde karanlık hüküm sürüyordu.

Ve Şeytan, "Eh, bundan iyisi can sağlığı." dedi. Ve Tanrı, "Işık olsun" dedi ve ışık oldu.

  • Ve Tanrı, "Yeryüzü çimenler çıkarsın, otlar tohum versin ve meyve ağacı meyve versin" dedi.

Ve Tanrı bunların güzel olduğunu gördü.

Ve Şeytan, "Eyvah, çevre elden gidiyor." dedi.

  • Ve Tanrı, "İnsan'ı kendi suretimizde, bize benzer yaratalım ve o denizdeki balıklara, havadaki kuşlara ve yerdeki hayvanlara ve dünya üzerindeki her şeye ve yerde sürünen her sürüngene hâkim olsun" dedi.

Ve böylece Tanrı İnsan'ı kendi suretinde yarattı; erkek ve kadın olarak onları O yarattı.

Ve Tanrı, Erkek ve Kadın'a baktı ve onların zayıf ve formda olduklarını gördü.

Ve Şeytan, "Hah, ben bu oyuna tekrar nasıl dahil olabileceğimi biliyorum" dedi.

  • Ve Tanrı dünyayı brokoli ve karnabahar ve ıspanak ve her cins yeşil ve sarı sebzeyle donattı ki Erkek ve Kadın uzun ve sağlıklı ömür sürsünler.

Ve Şeytan McDonald'ı yarattı. Ve McDonald bir buçuk milyona iki katlı çizburgeri çıkardı.

Ve Şeytan Erkek'e, "Bununla patates kızartması da ister misin?" dedi.

Ve Erkek, "Büyük boy olsun" dedi. Ve Erkek 3 kilo aldı.

  • Ve Tanrı sağlıklı yoğurdu yarattı, ta ki erkeğin o kadar güzel bulduğu kadın, vücudunun biçimini korusun.

Ve Şeytan çukulatayı getirdi. Ve kadın 3 kilo aldı.

  • Ve Tanrı, "Çıtır çıtır taze salatamın tadına bir bakın" dedi.

Ve Şeytan Algida'yı yarattı. Ve kadın 5 kilo aldı.

  • Ve Tanrı dedi ki, "Sizlere kalbinizin sağlığı için sebzeler gönderdim ve onları pişirmeniz için zeytin yağı."

Ve Şeytan derin tavada kızartılmış bifteği getirdi. Biftek o kadar çoktu ki kendine özel bir tabakla yenebiliyordu. Ve Erkek 5 kilo aldı ve kolestrolü ta arşa yükseldi.

  • Ve Tanrı spor ayakkabıları getirdi ve Erkek aldığı fazla kiloları vereceğine and içti.

Ve şeytan kablolu televizyonu ve uzaktan kumandayı getirdi, ta ki Erkek programdan programa geçerken enerji sarfetmesin. Ve Erkek bir on kilo daha aldı.

  • Ve Tanrı, "Bahsi yükseltiyorsun Şeytan" dedi. Ve Tanrı patatesi getirdi. Bu doğal olarak besinle dolup taşan ve yağsız bir sebzeydi.

Ve Şeytan sağlıklı kabuğu soydu, nişastalı merkezi kıymık kıymık kesti ve derin yağda kızarttı. Ve Şeytan kremalı dipi yarattı.

Ve Erkek uzaktan kumandasına sarıldı ve patates cipslerini yedi ve kolestrol içinde yüzdü.
Ve Şeytan bunu gördü ve "Güzel oldu" dedi.

Ve Erkek kalp krizi geçirdi.

  • Ve Tanrı içini çekti ve dörtlü baypas ameliyatını yarattı.

Ve Şeytan Erkek'in sağlık sigortasını iptal etti.

  • Ve Tanrı Kadın'a tavuğun derisini nasıl çıkartacağını ve besleyici tam kepekli kahverengi pirinci nasıl pişireceğini gösterdi.

Ve Şeytan light birayı yarattı ki Erkek vücudunu alkolle zehirlerken ve bu sefer tatsız tuzsuz içkiden aynı keyfi almak için iki misli içerek doğru bir iş yaptığını sansın.

Ve Erkek 5 kilo daha aldı.

  • Ve Tanrı hayat veren soyayı yarattı.

Ve Kadın cheese cake ve çikolata diyarına sefere çıktı ve döndüğünde Erkeğe sordu, "Şişman görünüyor muyum?"

Ve Şeytan, "Her zaman doğruyu söyle" dedi. Ve Erkek doğruyu söyledi.

Ve Kadın erkeğin huzurundan ayrıldı ve boşanma avukatının diyarına gitti.

kaynak.http://www.drpozitif.com/Diyet/Diyet-YaratilisDuellosu.htm

21 Temmuz 2007 Cumartesi

oyunuzu kullanmayı unutmayın!


OYUNUZU KULLANMAYI UNUTMAYIN...
CUMHURİYETİMİZ İÇİN....

19 Temmuz 2007 Perşembe

eski sepetlerinizi değerlendirin....

Sergimizde kime ait olduğunu bilmediğim,ama inanılmaz hoşuma giden 2 sepeti sizlerle paylaşmak istedim.Bir çok kumaşçıda metreyle alınabilen polarlarla yapılmış. Çok fazla dikiş bilgisi gerekmiyor.Çocuk odalarında oyuncak sepeti olarak kullanılabilir.Yaratıcılığın sınırı yok değil mi?

Bugünlerde bloğa vakit ayıramıyorum.Yazacak bir şey bulamıyorum.Üretkenliğimi tamamen yitirdim.Mutsuz gibiyim.Zamanla geçer inşallah....

18 Temmuz 2007 Çarşamba

daha size neler yapacağım.....ve anneler için tatil çantası

Melis'in bakışları daha size neler yapacağım cinsinden....Gerçekten de yaptı.Günde 5 saat deniz ve havuz kenarında haşlanan sırtım bunun kanıtı....
Tek çocuk olmasından kaynaklanan sınırsız istekleri,bu hınzır haliyle birleşince ister istemez tarafımdan gerçekleştiriliyor.Hem büyük bir zevkle onun eğlencelerine ortak oluyorum,hem de tüm bunları gerçekleştirdiğim için kendi kendime bunalıyorum.Günlük tatil programımız onun zevklerine göre seçiliyor.O acıktığı zaman yemek yeniyor,onun uykusu geldiği zaman yatmaya gidiliyor.Şimdi bakıyorum da tatilde hiç ama hiç dinlenmemişim.Yanımda götürdüğüm kitabımdan sadece 50 sayfa okuma fırsatı bulmuşum.Şimdi,evimde daha çok dinleniyorum....

Bugün çocuklu ailelerin yanında götürmesi gereken şeylerden bahsedeceğim.Benim olmazsa olmazlarım bunlar.....


Tatile çıkmadan önce bir eczanenin yolunu tutarım.Her bölgede eczane var biliyorum ama ilk etapta yanımda bulunması gereken ilaçlar oluyor.Bu yüzden tatile çıkmadan önce kendinize ufak bir sağlık çantası bulundurmanızı tavsiye ederim.

  • Antihistaminikler: Soğuk algınlığındaki burun tıkanıklığını giderir. Allerji ve böcek ısırıklarının kaşıntısında kullanılır. Uyku yapabilir. Araç kullanırken anti histaminik almayınız veya krem olarak sürülenleri tercih ediniz.
  • Antiasitler: Mide asidinden kaynaklanan şikayetlerde kullanılır. Aniden ülseriniz ağrımaya başladığı zaman eczane aramak zorunda kalmayınız.
  • Antiseptikler: Betadin, baticon gibi bir antiseptikle küçük yaraları temizleyebilirsiniz.
  • Parasetemol.Her tür ağrı için gerekli.
  • Bandajlar: Burkulmalarda, çarpmalarda kullanılabilir.
  • Yara bantları, gazlı bezler
  • Sivrisinek ve böcek kovucular.
  • Bebekler için pişik kremi, diş jeli.
  • Güneş yanmaları için krem veya jel.
  • Güneşten koruyucu kremler ve losyonlar:Kendiniz için en az 15 faktörlü,çocuğunuz için 50 faktörlü olanları kullanınız.
  • Çocuğunuzun kulak problemi varsa kulak tıpası.

Diğer bir çanta da tatilde ihtiyaç duyacağınız şeylerle ilgili olsun.

  • Sürekli kullandığınız ilaçları ve reçetelerini, sağlık karnelerinizi veya özel sigorta belgelerinizi muhakkak yanınıza alın.Özellikle yurtdışında reçetesiz ilaç almak mümkün değil.
  • Tırnak makası .
  • Islak mendil 2 adet
  • Diş macunu,fırçası.
  • Şampuan,saç kremi.
  • Saç fırçası
  • Kulak pamuğu ve makyaj temizleme pamukları.
  • Eşiniz için traş köpüğü ve traş bıçağı .
  • Aseton
  • Kolonya
  • Ailenin her bireyine göre şapka ve terlikler.
  • Plaj çantası.
  • Kamera ve fotoğraf makinesi.


Liste böyle sürüyor haliyle. Herkesin kendine göre ihtiyaç listesi değişik oluyor. En önemlilerini listelemeye çalıştım.Yanınıza gerekli gereksiz çok fazla kıyafet almayın.İnce askılılar ve gece için birkaç şirin yazlık elbise yetiyor.Bizim bavulun yarısından çoğu kızımın kıyafetleriyle dolar taşar.Deniz ekipmanları ise ayrı bir sorun.Kova kürek gibi oyuncakları için büyük bir çantayı gözden çıkarın.Tüm bunları annelerin hazırlayacağı düşünülecek olursa size çok iş düşüyor.Hadi kolay gelsin. Ben sıramı savdım :))))

16 Temmuz 2007 Pazartesi

Hamilelikte ve çocuğumuzla seyahat önerileri

Eğer çocuğunuz varsa ve tatile çıkıyorsanız kendinizi olabilecek tüm olumsuzluklara önceden hazırlamalısınız.Günlük akışınızın dışında,sadece ona ayıracağınız bu süre önceden ayarlanan programlarla gerginlikten uzak ve sakin geçebilir.Bu hafta, çocuğunuzla beraber bu süreçte neler yaşayabileceğinize yönelik hatırlatmalarda bulunacağım.Bugün ilk olarak seyahat anında hayatımızı kolaylaştıracak şeylerden bahsedeceğim.

Kızımla beraber, o, 40 günlük olduktan sonra başlayan ve ortalama 1.5 ayda bir seyahat eden bir anne olarak bu konuda kendimi uzmanlaşmış sayıyorum.Hamilelik dönemimde bile 5 kez seyahat etmiş olmam durağan yaşamdan en olmadık anlarımda bile hoşlanmadığımın bir kanıtı.Öncelikle tatile çıkmaya hazırlanan anne adayları için önerilerim olacak.

HAMİLELİKTE SEYAHAT


- Eğer yolculuğunuz birkaç haftadan fazla sürecekse,doktorunuzdan bulunduğunuz bölgede önereceği bir doktorun telefonunu çantanızdan ayırmayın.Yanınıza son tektiklerinizi de almayı unutmayın
-Eğer uygun olursa en hızlısı olan uçakla seyahati tercih edin
-Eğer araba ile seyahat ediyorsanız,2 saatte bir kısa yürüyüşler yapabilmek için mola verin
-En bol ve rahat kıyafetlerinizi giyin
-Uzun yolculuklarda bebeğinizin dinlemesi için klasik müzik cd sini yanınıza almayı unumayın
-Yanınıza küçük ,2 adet yastık almayı unutmayın.Biri beliniz,biri bacaklarınızın arasına...
-Mide bulantınız için kraker ve meyve suyu bulundurun.
-Benim gibi 8.ayınızda uçak almadı diye arabayla seyahat etmeye kalkmayın.Gerçekten sıkıntılı oluyor.(Biricik kuzenimin düğünü için 10 saat arabayla seyahat etmiştim.)

ÇOCUK VE SEYAHAT

-Eğer uzun bir seyahate çıkacak iseniz ve son kontrolünden itibaren uzun bir süre geçmiş ise çocuğunuzun sağlığının iyi olduğundan emin olmalısınız.Son anda çıkmaya hazırlanan bir azı dişi tatilinizi zehir etmeye yetebilir.Doktorunuzla muhakkak görüşün.
-Bebeğinizde arabada uyuma alışkanlığı varsa ve uzun bir araba seyahati düşünüyorsanız yol aldığınız saatlerin çoğunluğunu onun uyku saatlerine getirin, eğer araçlarda uyuyamayacak kadar çok heyecanlı oluyor ise o zaman uykusunu uyutup sonra yola çıkmalısınız.Melis genellikle uyumayı tercih ettiği için yola çıkmadan bir gün önce geç yatmasını sağlayıp.O daha uyurken yastığıyla beraber arka koltuğa yerleştiriyorum.
-Bebek koltuklarının, önünde hava yastığı olan araç koltuklarına yerleştirilmemesi gerekir.Kazaza esnasında şişen hava yastığının bebeğe zarar verebilir.Bebek koltukları için en ideal yer,doktorlara göre arka koltuğun orta bölümüymüş.Ben sağ arka tarafı kullandım her zaman ,kırmızı ışıklarda göz teması için uygun geliyordu bana.
- Çocuğunuza seyahat esnasında şekerli yiyecekler ve gazlı içecekler vermekten kaçının.Kusmaları için ideal ikili oluyor.Yağsız bir tost,.çubuk kraker,simit ideal yiyecekler bence.
-Mide bulantısı ihtimaline karşı mutlaka poşet bulundurun ve böyle bir durumda ne yapacağını öğretin.
-Eğer dizüstü bilgisayarınız varsa sevdiği çizgi filmlerle beraber 2 saati kolaylıkla geçirebilirsiniz.Kulaklık almayı unutmayın ama çünki arabada ses evdeki gibi güzel çıkmıyor.
-Yanınıza muhakkak ince bir battaniye alın.Klima açtığınızda üstüne örtmek veya güneşin yüzüne vurmaması için cama sıkıştırmak için kullanabilirsiniz. Annemin rastlantı sonucu verdiği peştemal tarzı bir örtü yolculuğumun vazgeçilmezleri arasında.
-Son olarak; çocuğunuzla seyahat sırasında kararlı,anlayışlı ve sabırlı olmalısınız...Tabii becerebilirseniz !

15 Temmuz 2007 Pazar

tatil bittiiiiiiiiiiii


Geri dönüş yolları hep mi uzun sürer...Dönüşte bitmeyen yolumuz bizi eve kolayca götürmemekte ısrarcıydı. Yol haline alışkın kızım bile dayanamadı.Geri dönüş yolumuzun en güzel tarafı ise havanın parçalı bulutlu olmasıydı.2 senedir tatilden dönüşte veya giderken,arabadaki klima yüzünden hastalandığımız için klimasız seyahatimizde havanın iyi niyetinden faydalandık.Sabah denizde yüzerken akşam evde açılmayı bekleyen bavullarla başbaşa kaldım.Tam o sırada biricik arkadaşım beni evine davet etti ve evin karmaşasından kurtulmuş oldum.Benimgüncem ve adaşımın da katılımıyla hoş bir akşam geçirdim.Dönüşün hüznü dağılmış oldu böylece......

10 Temmuz 2007 Salı

tatil

herkese selam... tatildeyim...deniz, kum, güneş harika....kızım, eşim ve ben güzelce dinleniyoruz. Yorumlarınıza cevap yazamadım. Haftasonu eve döndükten sonra hepinize cevaplarım gelecek....sevgilerrr
şimdi güneşlenmeye gidiyorum...kıskanmayın...

5 Temmuz 2007 Perşembe

çocuğunuza bol su içirin.....

Sıcak bir o kadar da yoğun bir gün geçirdim. Sabah mozaiğim için atölyeye gittim.Eve gelip melisi alıp koştura koştura havuz kursuna götürdüm.Biricik arkadaşım Demet iyiki bana eşlik etti de beklerken sıkılmaktan kurtuldum.Yarın da tam öğlen sıcağında kursa götürmek zorundayım kızımı.Bavullar tatil için hazırlanacak ve son alışverişler yapılacak.
Sıcak felaketti havuzun yanındaki bahçede.Sadece su ile giderebildik susuzluğumuzu...Bu arada dünden beri ağrıyan kulağım zonklamaya başladı.Kurs bitiminde eve geldim ve bir başka arkadaşımla kahve içtik o gittikten sonra baktım kulağım felaket ağrıyor kalkıp doktora gittim. Dış kulakta yara varmış.İlaçları alıp eve geldim. Neyseki ağrı kesiciler fayda etti.Sonra bir başka arkadaşım uğradı.Eşim geldi... yemek faslı derken saatime bakıyorum 21.00 ....Yeni oturdum anlayacağınız.Çalışmayan,çok yoğun ev hanımlarının neler yaptığı konusunda bir fikriniz olmuştur şimdi.....
Çocuğunuza da bol su içirin!
Sıcaklığın yüksek olduğu günlerde çocuklarda da terleme ve buharlaşma yoluyla tuz ve su kaybının arttığına dikkati çekerek, 1-3 yaşındaki çocukların günde 1-1,5 litre su tüketmesi gerektiği belirtildi.
Prof. Dr. Yavuz Coşkun, sıcaklığın yüksek olduğu günlerde çocukların terleme ve buharlaşma yoluyla tuz ve su kaybının arttığına dikkati çekerek 1-3 yaşındaki çocukların günde 1-1,5 litre su tüketmesi gerektiğini belirtti.Yaşanan aşırı tuz ve su kaybının önüne geçilebilmesi için çocukların su tüketiminin izlenmesini öneren Coşkun, “sıcak havalar hazım ve sindirimi de olumsuz etkiliyor. Bu nedenle çocuklar beslenirken hazmı kolay gıdalar tercih edilmeli. Bu gıdalar sebze, meyve ve ayran gibi yiyecek ve içecekler olabilir” dedi.Aşırı sıcak günlerde çocuklara yağlı yiyecekler verilmemesini isteyen Coşkun, sözlerini şöyle sürdürdü:“Ayrıca, özellikle yaz mevsiminde çocuklara verilen gıdaların sağlıklı olması büyük önem kazanıyor. Çünkü aşırı sıcaklar, gerekli koşullar sağlanmadığı takdirde kısa sürede bozulabiliyor ve çocukların hastalanmasına yol açabiliyor.”Coşkun, havanın aşırı sıcak olmasının kalp, şeker, böbrek ve hipertansiyon hastası olan çocukların sağlığı için daha ciddi risk oluşturduğunu vurguladı. Böylesi sağlık sorunları bulunan çocukların yaz aylarında doğru beslenmesinin yaşamsal önem taşıdığına dikkati çeken Coşkun, şunları anlattı:“Aşırı sıcak hava, böbrek hastası bir çocuğun su ve tuz dengesini ciddi anlamda etkileyebilir. Böbrek hastası çocuklar havanın sıcak olduğu günlerde ya da saatlerde serin ortamlarda bulunmalı. Kalp ve şeker hastası çocukların sıcak günlerde ya da saatlerde yanlış beslenmesinin ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceği unutulmamalı. Bu çocukların gıdalarla aldığı kalori miktarı dikkatlice izlenmeli”Coşkun, sağlık problemi bulunan çocukların güneş ışınlarının yeryüzüne direkt ulaştığı öğle saatlerinde dışarı çıkarılmaması, zorunluluk halinde bu çocukları, güneşten korunmalarını sağlayacak önlemler alınarak dışarı çıkarmak gerektiğini sözlerine ekledi.


kaynak ntvmsnbc

4 Temmuz 2007 Çarşamba

pratik kabak salatası...


Melis hanımı sonunda evine getirebildik.Anneanne ve babaannelerin yoğun ilgisi sonucu şımarmış bir halde tabii.Tekrar eski düzenine nasıl gelir bilmem artık.Haftasonu gideceğimiz tatil için bir türlü hazırlık yapamıyorum. Yapılacaklar listesi bile hazırladım....Özlediğim arkadaşlar görülecek,blog için yedek yazılar hazırlanacak,yeni bir bikini alınacak,güneş yağları ve sinek için off alınacak ,eczaneden çeşitli güneş yanığı,alerjisi kremleri alınacak vs.vs.şeklinde liste devam ediyor.Bu arada atölye de mozaiğim beni bekliyor.Tüm bu işler ve kızımın bakımı sonrası bavul hazırlayıp nasıl yola çıkacağım bilmiyorum. Evdeki görevlerde tam gaz devam ediyor tabii.Yemek yapmak sıcaklarda zor geliyor bana.Bu yüzden pratik yemeklerimi sıraya koydum 2-3 gün uygulayacağım.Bu salatada onlardan biri....
Kabağı oldum olası severim. Sıcak yaz günlerinde hafif bir alternatif isterseniz size bu salatayı öneririm.Yapılışı da çok kolay.

Malzemeler;
2 adet kabak
1 diş sarımsak
1 su bardağı katı yoğurt
dereotu
tuz
Yapılışı;
Kabaklar rendelenir.Teflon tavaya 1 yemek kaşığı zeytinyağ konulur ve rendelenmiş kabaklar iyice suyu çekilip pembeleşinceye kadar kavrulur.Sarımsaklı yoğurt ve ince kıyılmış dereotu ile karıştırılır.

2 Temmuz 2007 Pazartesi

çikolatalı,kalpli kolay pasta


Evimi özlemişim.Bavullar açıldı,yıkanacaklar makineye atıldı.İstanbul kokusu üzerimden gitti bile.Melis babannesini ve dedesini özlediği için onlarda kalmaya başladı.İstediği herşey yapıldığı için evine dönmeye de niyeti yok.Eskiden birkaç saat rahat edebilmek için yalanlarla bırakabildiğim kızım şimdi 1 hafta orada kalsa gelmeyecek sanki. Alınıyor muyum bilmem?Bu sebeple ben de bu akşam onu görmek için bağ evinde kalmaya gideceğim. Özledim vallahi.O olmayınca ev bomboş ve sessiz geliyor bana. Melis den önce nasıl vakit geçirdiğimi hatırlamıyorum bile. Bütün düzenimi onun saatlerine göre ayarlamışım.Çizgi film açtığı için söylendiğim televizyonun düğmesine bile basmadım.Neyse tarifimi vereyim ve doğru kızımın yanına doğru yola çıkayım. Bir sürü sipariş verdi geleceğiz diye.

İstanbul da annem ve yeğenlerim için yaptığım pastayı, resimleri yeni aktardığım için şimdi yayınlıyorum.
Malzemeler
1 paket pandispanya unu
2 kaşık kakao
1 paket krem şanti
1 paket çikolatalı crem ol'e
1 bardak süt keki ıslatmak için
550 ml süt krema karışımı için
pasta süsleri

Yapılışı
Pandispanya unu tarife göre hazırlanır.Kakaolu olması için toz halindeyken içine kakaoyu karıştırıyorum.İsterseniz herhangi bir kek ya da pandispanya tarifiyle de yapabilirsiniz.Ben kalpli bir kalıpta yaptım .Her pandispanya yapışıma yağlı kağıt kullanıyorum.İnanılmaz rahat oluyor.Hem yapışma derdi olmuyor hem de temizliği rahat oluyor.Krem şanti ve crem o'le 550 ml sütle beraberce koyu bir kıvamda mikserle karıştırılır.(eğer ml ölçü kabınız yoksa çocuğunuzun biberonlarından birini kullanabilirsiniz )
soğuyan pandispanyamızı ip yardımıyla ikiye keselim.hafifçe sütle ıslatalım.arasına ve üstüne kremayı koyalım.pasta süslerimizle süsleyelim.

mutlu melis

Çocuğumu mutlu görmenin verdiği keyifi başka neyde yaşarım bilemiyorum. 6 yaşında arkadaşım gibi benimle sohbetler edişi,her konuda fikrinin olması beni ona daha da bağlıyor. Bugün yüzme kursunda öğretmeninin övgülü sözleri sonrası mağrur bakışlarını görmenizi isterdim.Tek çocuk olmanın verdiği birkaç şımarıklığı haricinde okulda ve bu tarz ekinliklerde beni hiç üzmüyor.
İstanbul'da deniz parkında(Ortaköy) en sevdiği etkinlik olan kuşlara yem verirken hem korkuyor hem de bir o kadar eğleniyordu.Ortaköy günümüzde hep aynı şeyleri sırayla yaparız. Önce Mado dan dondurma alınır. Dondurma denize bakan taraftaki bir bankta yenir. Bitince kuşlara yem verilir.Daha sonra caminin arkasındaki parka gidilir.Orada o oynarken ben yanındaki cafe de kahvemi içerim. Oynaması bitince deniz kıyısında oturulur mısır alındıktan sonra motor gezisine çıkılır. Bu sıra kesinlikle bozulmaz.

Evet.... ben de sizlerden kendi çocuğunuzun takıntılı gezintilerinden bahsetmenizi isteyeceğim. Bu sıra konusu bir tek benim kızıma mı has merak ediyorum doğrusu?

30 Haziran 2007 Cumartesi

cumartesi kurabiyesi,un kurabiyesi

En sonunda koşturmalarla Kayseri'ye döndüm. Daha bavulu açmadan annelik sorumluluğu şeklinde kızımı yüzme kursuna yetiştidim.Şimdi hiç gitmemiş gibiyim.Bugün sizler için un kurabiyesi hazırladım.Hamuru ikiye bölerek yarısını kakaolu yarısını sade yaptım.Umarım beğenirsiniz.Hepinize iyi haftasonları!

Malzemeler:
1 paket margarin, oda sıcaklığında
1 kahve fincanı sıvıyağ
3 kaşık pudra şekeri
4 kaşık buğday nişastası
Alabildiği kadar un (4,5 - 5 bardak)
yarısı için 2 kaşık kakao ve 1 tatlı kaşığı su
Hazırlanması:
Margarin, sıvıyağ ve pudra şekerini krema kıvamına gelene kadar karıştırın. Nişasta ve unu ekleyerek hamuru yoğurun.Yoğurma aşamasında hamuru ikiye bölüp kakaoyu ve suyu ekleyelim. Daha sonra hamurdan uygun büyüklükte parçalar koparıpyuvarlayalım ve bıçakla verev şeklinde kesin ve üzerine bıçakla 2 çizik atın .Önceden ısıtılmış 160C fırında beyaz kalacak şekilde pişirin. Fırından çıkmaya yakın çikolatalı süsleri koyun üzerine.İsteyen pudra şekeri ile süsleyebilir.

28 Haziran 2007 Perşembe

Mangallı Tarifler

İstanbul günlerim keyifli geçmeye devam ediyor. Şansıma 50 dereceye varan sıcaklar var. Öğlen saatinde dışarı çıkmaya imkan yok. Ben de mecburen :))) alışveriş merkezlerine gidiyorum.Akşam da serin olur diye deniz kenarları tercihim....
Bu son iki günümde yapmayı istediğim bir sürü şey,görmeyi planladığım bir sürü arkadaşım olmasına rağmen ancak bir kaç tanesine vaktim kalacak. Sıcak ve trafik ,üstüste yapılmış programları gerçekleştirmeme imkan vermiyor. Neyse buna da şükür...
Cumartesi gününden itibaren iç anadolu'nun en güzel etkinliği olan mangallı haftasonlarına başlayacağız.Dostlarla güzel bir mangal sofrası herşeye değiyor. Siz de benim gibi mangal sevenlerdenseniz bir kaç önerim olacak...




MANGAL İÇİN ÖNERİLER
  • Izgara yapmadan önce bir baş kuru soğanı ikiye bölüp sulu kısmını ızgara teline sürerseniz etin ızgaraya yapışmasını engellemiş olursunuz.
  • Çöp şişlerin yanmasını engellemek için iki-üç saat suda beklettikten sonra kullanın.
  • Zamanınız kısıtlıysa eti önce mikrodalga fırında pişirebilir, sonra mangala atabilirsiniz.
  • Mangalda işiniz hem kısa sürecek hem de etin içi daha iyi pişmiş olacaktır.
  • Ateşin kor haline gelmesini beklerken biber ve soğanları mangalda pişirebilirsiniz.
  • Mangalda füme et yapmak istiyorsanız; eti mangalda yarı yarıya pişirin ve ateşten alın.
  • Ateşe ıslak dallar yerleştirin.
  • Eti tekrar mangala alın. Üzerine kubbe biçimli büyük bir kapak kapatın. Kapak dumanı hapsederek etin füme tadı kazanmasını sağlar.
  • Mangalla işiniz bittikten sonra ızgaranın telleri hala sıcakken metal bir fırçayla kazıyarak yemek artıklarını çıkarabilirsiniz.
  • Mangalda balık pişirirken tereyağını ızgaranın üstüne değil, balığın üzerine sürün.
  • Karidesleri şişlere uzunlamasına yerleştirin.
  • Ateşe düşme ihtimalleri azalır ve daha az kıvrılırlar.
  • Sebzelerin içinin iyice pişmesini istiyorsanız önce 3 dakika mikrodalgada pişirin. Üzerlerine zeytinyağ sürüp mangalda bir süre daha pişirin.

TERBİYE HAZIRLAMAK İÇİN 5 KURAL
  • Terbiyeler yemeklerimize verdikleri lezzetin yanında sert et parçalarını da yumuşatırlar. Etinizi terbiye etmek için cam, porselen veya plastik kaplar kullanın.
  • Alüminyum ve diğer metallerden kötü bir tat bulaşabilir. Fazla derin olmayan bir kap kullanırsanız, terbiye daha fazla yiyecekle temas eder.
  • Saatte en az bir kez etinizi çevirmeyi unutmayın. Deniz ürünleri en çok bir saat, kemiği çıkarılmış tavuk göğsü en çok iki saat terbiye edilmelidir. Daha fazla bekletirseniz et dağılır.
  • Sığır etini ise bir gün veya daha uzun süre terbiyede bekletebilirsiniz. Eti terbiye ederken buzdolabında bekletmeye özen gösterin.
  • Oda sıcaklığında zararlı bakteriler çok daha hızlı çoğalır. Artan terbiyeyi etinizi yerken sos olarak kullanmak isterseniz, çiğ etten bulaşmış olabilecek zararlı bakterileri öldürmek için en az 5 dakika kaynatmanız gerekir.

Mangal Tarifleri

MANGALDA SOSLU TAVUK

1 çorba kaşığı sirke

1 su bardağı tavuk suyu

1 su bardağı yoğurt

1 tatlı kaşığı acı sos

1 tatlı kaşığı kırmızı biber

2 çorba kaşığı şeker

2 çorba kaşığı şeker

3 çorba kaşığı ketçap

4 tavuk göğsü

Bir kasede şeker, ketçap, kımızı biber, sirke, acı sos ve tavuk suyunu karıştırın. Birkaç yerinden çizik attığınız tavukları bu sosun içinde yarım saat bekletin. Sostan çıkardığınız tavukları ızgarada pişirin. Üzerine kalan sostan dökerek servis yapın.

TERBİYELİ KUZU ŞİŞ

1 yemek kaşığı acı biber salçası

2 diş sarmısak

500 g kuzu fileminyon

8 adet küçük acı kırmızı biber

Limonun kabuğunu rendeledikten sonra suyunu sıkın ve içine soyulup dövülmüş sarmısağı, biber salçasını katarak karıştırın. Şişlik olarak hazırladığınız fileminyonları, hazırladığınız sosun içine koyarak buzdolabında bir gece bekletin. Ertesi gün eti sudan geçirin. Şişleri tuzladıktan sonra ızgarada pişirin.

MANGALDA KÖFTE

1 kg. Kıyma

1 yumurta

2 büyük soğan

6 diş ezilmiş sarmısak

Kimyon, kekik Maydanoz Tuz, karabiber

Yarım ekmeğin içi

Kıymanın içine rendelenmiş ve suyu sıkılmış soğanı, ezilmiş sarmısağı, ıslatılıp ufalanmış ekmek içini, ince ince kıyılmış maydanozu, yumurtayı, kimyon, kekik, karabiber ve tuzu katıp 15 dakika kadar yoğurun. Buzdolabında 4 saat bekletin. Istediğiniz büyüklükte parçalara ayırıp ızgarada pişirin.

SARMISAKLI TERBİYE

½ çay bardağı kırmızı şarap

½ çay bardağı sıvı yağ

1 tatlı kaşığı şeker

2 diş ezilmiş sarmısak

3 çorba kaşığı soya sosu

Kekik Tuz, kırmızı biber

Malzemenin tamamını bir kapta karıştırın. Izgara yapmak istediğiniz etleri hazırladığınız sosun içinde, buzdolabında 2 saat bekletin ve ızgarada pişirin.

SOĞAN SOSU

1 kg. Soğan

1 yemek kaşığı domates salçası

1 yemek kaşığı domates salçası

100 ml. Zeytinyağı (1 çaybardağı)

200 gr. Biber sosu

Tuz Soğanları soyup uzunlamasına dört parçaya bölün ve yağda 5 dakika pembeleştirin. Şeker, salça ve tuzu ekleyip biraz daha kavurun. Sonra sirke katıp ağzı kapalı olarak hafif ateşte 20 dakika,acı sosu katıp ağzı açık olarak 10 dakika kaynatın. Soğuduktan sonra ızgara et veya tavukla servis yapın.

KAYNAK: Superonline.com

27 Haziran 2007 Çarşamba

saçlarımız için öneriler!


Bu sıcaklarda en son düşündüğüm şey saçlarım.Sadece bir tokayla tutturup çıkıyorum dışarıya.Açık bırakmaya imkan yok. Akşam bir baktım uçları kırılmış ve bakımsız bir görüntüsü var.İstanbul günlerimde, etraftaki 20 li yaşlardaki kızları görünce kendimi kötü hissetmemem mümkün değil. İşe saçlardan başlayıp,bakımlı olmanın ilk adımını atalım arkadaşlar. Sizin için bir kaç önerim olacak.Bakımlı oldukça kendimizi iyi hissedeceğiz ve etrafa gülücüklerimiz daha da artacak.Kesinlikle bir başkası için değil,kendimiz için bakımlı olmak gerekiyor. Hepinize bu sıcaklarda iyi bir günler diliyorum.

SAÇLARINIZ Yaz mevsiminin ardından saç telleri de bakım yapılmadığı zaman tıpkı bir saman gibi kurumaya yüz tutar.Tatil dönüşünde tuzlu deniz suyu, güneş ışınları ve kumun zarar verdiği saçlarınızı eski sağlıklı haline döndürmezseniz ileride daha büyük sorunlarla karşılaşırsınız. Onları hayata yeniden döndürmenin formülleri bu yazıda sizleri bekliyor.Işıltısını yitirmiş ve kurumuş...
İşte, uzun süren bir tatil döneminin ardından zorlu yaz şartlarıyla baş başa bırakılmış saçların hali. Vücudumuzun, kendimizi dış dünyaya sergilediğimiz bu en güzel bölgesi işte şimdi özel bir bakıma gereksinim duyuyor. Zararlı UV ışınlarının, kuru havanın ve deniz ya da havuz sonrasında sık yıkamanın etkisiyle zayıf düşüyor. Tatilde yıpranan saçlarınızı eski sağlıklı hallerine döndürmenin bazı püf noktaları var.
DOĞRU YIKAMA
Saçların yıkanması sırasında özellikle dikkat edilmesi gereken birtakım kurallar var. Çünkü bileşenlerinde "tensid" bulunan şampuanlar saçın yapısını bozuyor ve tellerinin kurumasına ve incelmesine yol açıyor. Bu yüzden şampuan seçimi sırasında saçlarınızın ihtiyacını doğru belirlemeli ve mümkün olduğunca içeriğinde doğal ve koruyucu maddeler bulunan şampuanları tercih etmelisiniz.Kullandığınız şampuan miktarı da saç bakımında önemli bir detay olarak karşımıza çıkıyor. Eğer saçlarınızı her gün ya da iki günde bir yıkıyorsanız bir kez şampuanlamanız yeterli. Avucunuza döktüğünüz yeterli miktardaki şampuanı kafanıza sürmeden önce ılık suyla karıştırın ve başınızın üst tarafından başlayarak masajla saçlarınıza yedirin. Bunun en önemli nedeni yağın saçın uç kısımlarında birikmiş olmasıdır. Saç, uçları dışında genellikle kurudur. Kimyasal maddeler ki, bunlara şampuanlar da dahildir, saçla ne kadar az temas halinde olursa sağlığı açısından o kadar iyidir. Yumuşak bir kafa derisi masajı hem rahatlatır hem de buradaki kan dolaşımını harekete geçmesini sağlar. Ve küçük bir öneri; saçlarınızın kuruluğundan şikayetçiyseniz, o zaman saçlarınızı her gün yıkamaktan vazgeçin. Bu durumda saç dersinin kuruluğundan dolayı kaşıntıyı ve kepeği de önlemiş olursunuz.
İYİ DURULAMA
Saçlarınızı yıkadınız. Şimdi sırada durulama ritüeli var. Durulama sırasında önemli olan ürünü mümkün olduğunca ılık suyla saçlarınızdan arındırmak. Saçlarınızın taranır hale gelmesi ise ancak durulama sonrasında kullanılan saç bakım kremiyle mümkün olur. Bakım kremleri saçların kaybettiği nemi geri kazanmasını sağlar. Bunun yanı sıra saçların vitamin kaynağı ve olumsuz dış etkenlere karşı en büyük koruyucularıdır. En pratik olanları ise hepsi bir arada olan ürünlerdir. Saç uzmanları, şampuan ve kremin bir arada olduğu ürünlerin birtakım önyargılara rağmen kullanılmasında sakınca görmüyorlar. Cildinizi de her gün kremlemiyor musunuz?ÖNERİ: Son durulama suyunun içine bir yemek kaşığı sirke ya da limon suyu ekleyin. Saçlarınızdaki parlaklığa siz de inanamayacaksınız.
ÖZEL BAKIM KÜRLERİ
Gözünüze zahmetli görünse de ve zamanınızdan biraz çalsa da saçlarınıza haftada bir kez uygulayacağınız bakım kürü onlara parlaklığını ve sağlığını geri kazandırır. Saçınıza özel ürünü kuru saçlara sürün ve saç uçlarına kadar masajla iyice yedirin. Bu tarz kürler kurumuş saç yapısının yeniden canlanmasını ve eski yumuşaklığına geri dönmesini sağlar. ÖNERİ: Eczanelerden alabileceğiniz içeriğinde biotin ve pantenol bulunan özel bakım preparatları saçları içten güçlendirici etkiye sahiptir.
NOT: Saçlarınızı mümkün olduğunca açık havada kurutmaya özen gösterin. Sıcak fönler oluşturdukları yapay çöl iklimiyle parlaklıklarını kaybetmelerine neden olur.Değmesin yağlı boya!Evet, belki saçlarınızın kendi doğal rengi güzel ama taze ve canlı bir renk tonu da size farklı bir hava katabilir. Oksidatif boyalarla yeni saç renginiz yaklaşık iki ay ya da başka bir deyişle 6-8 yıkama boyunca kalıcılığını korur. Bunun en büyük nedeni saç yapısının bu sırada korunuyor olmasıdır. Eski saç boyaları sadece saçta tutunurken, oksidasyon geçirmiş renk maddeleri doğrudan saçın içine nüfuz edebilir. Ama dikkat, saç renginin açılması o kadar kolay bir işlem değildir. Saçın kepek tabakasını kurutarak aynı zamanda yapısının bozulmasına ve saman gibi kurumuş saç tellerinin ortaya çıkmasına neden olurlar. Bazen hayal ettiğiniz saç rengi de iyi sonuç vermeyebilir. Saçta az bekletilmiş boya sarı ya da turuncu tutamlar oluşturabilir. Ayrıca havuzlar da boyalı saçlar için risk oluşturmaktadır. Kullanılan klor sarı tonu kolaylıkla yeşile çevirebilir. Bunun için saçlarınızı haftada bir kez olmak üzere peeling ya da derin etkili temizleyici şampuanlarla yıkayın. Böylelikle jöle, köpük gibi şekillendiricilerden, kireç ya da mineral artıklarından saçlarınızı korumuş olursunuz.İmdat saçlarım dökülüyorSadece erkeklerin değil kadınların da son yıllarda en büyük kabuslarından biri saç tellerinin incelmesi. Araştırmalar, bu duruma her üç kadından birinde rastlandığını ortaya koyuyor. Eğer saçlarınızın günde en az 100 telini kaybediyorsanız, siz de o riskli gruptansınız demektir. Bu durumda eczanelerde bulabileceğiniz hormonal etkili ürünlerin yanı sıra homeopatik preparatlar için de uzmanlardan yardım almalısınız.
MEVSİMİNE GÖRE SAÇ BAKIMI
Mevsim geçişleri neden önemlidir? Saçlarımız bu dönemde neden her zamankinden daha fazla ilgiye ihtiyaç duyar? Ve bakım ritüeli değişmediği halde neden cildimiz farklılıklar gösterir?
İLKBAHAR: Soğuk kış günleri havalar ısınmaya başlasa bile iz bırakmadan ortadan kaybolmuyor. Kaloriferlerin kuruttuğu ya da şapkaların altında gizlediğimiz saçlarımız ve saç derimiz ilkbaharla birlikte özel bir bakım istiyor. Bakım programında ise özellikle kuru saç derisi için uygulanan bakım kürleri öne çıkıyor.
YAZ: Fazla ısı saçlar için tehlikelidir. Saç tellerinin kurumasına ve incelmesine neden olur. Yaz mevsiminin "yaraladığı" saçların acil bakımı ancak güneşten zarar görmüş saçlara eski canlılığını kazandıran özel saç bakım kürleriyle mümkündür. Bu durumda mutlaka kullanılması gereken bakımlar arasında UV korumalı olan ürünler ön sıradadır. Saç renginin tazelenmesi de yine bakım yapan boyalarla gerçekleştirilmelidir. Bunun için en doğru bilgiyi size yine kuaförünüz verecektir.
SONBAHAR: Tatil sonrasında güneşin saçlarınıza verdiği zararı görmezden gelemezsiniz. En belirgin olanı nem kaybından dolayı meydana gelen kuruluktur. Bunun için ekstra nem içeren bakım kürlerinin yanı sıra boyalı saçlar için de saçlarınızın rengini tazeleyen saç boyası ve yeni bir saç modeli idealdir.
KIŞ: Yılın bu en soğuk mevsimi beraberinde kepeklenme, kaşıntı gibi sorunları da getirir. Sıcak kalorifer ısısı ve dışarının soğuk iklimi saçlarda elektriklenmeye neden olan gerginliğin sebeplerindendir. Bu "uçuşan saç" sorunu nemlendirici saç spreyleri, şampuanlar ya da kürlerle önlenebilir. Eğer saç derinizin kuruluğundan şikayetçiyseniz markaların özel saç tonikleri ya da saç derisi emülsiyonları nemlendirici içerikleriyle çözüm olabilir.
Aklınızda bulunsun
Saçlarınızı yıkamadan önce taramanız gerektiğini biliyor musunuz?
Nedeni oldukça basit, saçınızda kullandığınız şekillendiricilerden arta kalanları yıkama öncesi arındırmış oluyorsunuz. Kullandığınız şampuanın mutlaka saç tipinize uygunluğunu kontrol edin. Ayrıca ürünün cilt p-H değerlerini içeriyor olması da önemli.
Saçlarınız cansız ve mat mı?
Bu durum, yaptığınız yanlış ürün seçiminden kaynaklanıyor olabilir. Saçlarınızı ılık suyla ıslattıktan sonra avucunuza aldığınız bir miktar şampuan eşliğinde küçük dairesel hareketlerle saç derinize masaj yapın. Ardından saçlarınızı iyice durulayın. Saçlarınızı yıkarken fazla miktarda şampuandan ve sıcak sudan uzak durmalısınız. Önemli bir ayrıntı daha; saçlarınızı bir kez şampuanlamanız arınmaları için kesinlikle yeterli.Saçları sık yıkamak hem saç derisini hem de saçları kurutma riski yaratıyor.
Eğer saçlarınız kuru ise her gün yıkamak zararlı olabiliyor. Ayrıca saçlarınızın son dönemde kuruluğundan şikayetçiyseniz, banyo öncesinde bebe yağıyla masaj yapıp yarım saat saçınızda bekletin, daha sonra saçlarınızı yıkayın.
Kimyasal işlem görmüş ya da boyalı saçlar için özel şampuanlar kullanmak gerekiyor. Böylelikle hem rengini daha uzun süre korumuş hem de saçlarınızın yıpranmasını önlemiş olursunuz.
Saçları uzun süre toplu tutmak, sık eşarp kullanmak, tarak ve fırçayla sıkça taramak, kepek üretimini artırıyor ve dökülmelerine neden olabiliyor.

26 Haziran 2007 Salı

selülit,hangi yöntemle kaça kurtuluruz.


Yaşımız ilerledikçe selülit problemi gözle görülür bir biçimde artıyor.Ünlü sanatçıların bile selülit derdiyle uğraşması bir nebze olsun beni mutlu etse de ,yazın bikinilerimizi giyerken minumuma indirmek en iyisi olacak galiba. Şifalı bitkilerle tedavi aşamasında size limon ve kereviz yemenizi öneririm.İçindeki maddeler selülitlerin azalmasına yardımcı oluyor.
Sorun büyüyünce çözüm alternatifleri de artıyor. Piyasaya her hafta yeni bir selülit kremi çıkıyor. Bir kaç tanesini ben de denedim. Tam olarak olmasa da masajla beraber düzenli şekilde kullanıldığında iyi sonuçlar elde edebiliyoruz.
Neredeyse güzellik merkezlerinin hepsinde selülite iyi gelen bir cihaz var. Kimi radyo frekans dalgalarıyla çalışıyor kimi mikro enjeksiyon yapıyor.
Peki hangi alet ne vaat ediyor ve bütçeyi ne kadar sarsıyor?
ACOUSTİC WAVE THERAPY (AWT)NE VAAT EDİYOR?
Madonna’nın da kullandığı söylenen AWT ülkemize gelen en yeni selülit cihazı. Şok dalgaları esasına dayanıyor. AWT ile sellülitin yanı sıra bölgesel yağ fazlalıkları ve cilt gevşekliği sorunu da çözüm bulunuyor.
NE SONUÇ VERİYOR? Tedavi, haftada iki kez olmak koşuluyla, toplam üç hafta. Araştırmalar, tedavi sonrasında kandaki serbest yağ asitlerinin ve gliserolün anlık olarak arttığını, yani yağ dokusunun parçalandığını gösteriyor. Üçüncü ayın sonunada cilt elastikiyetindeki artış yüzde 71.6 ’yı buluyor. Seans sırasında karıncalanma hissi oluyor.
FİYATI NE KADAR? Seansı 300 dolar. Sekizlik paket alınırsa daha ekonomik olabiliyor.
TRİPOLLAR NE VAAT EDİYOR? Radyofrekans dalgalarıyla, acısız bir şekilde cildi anında gererek, yağ dokusunu azaltıyor. Enerji 3 ayrı uç arasında devamlı dolaşarak cilt hücrelerini ve içindeki su moleküllerini harekete geçiriyor ve sıkılaştırıyor. Cilt ve cilt altına verilen radyo kısa dalgaları kolajen dokusunu artırdığı gibi yağ dokusunu da azaltıyor. Uygulama esnasında sinir ve damarlarda herhangi bir zarar meydana gelmiyor.
NE SONUÇ VERİYOR? Sadece cilt altındaki yağ dokusunu ısıttığı için her yaş ve cilt tipinden erkek ve kadına uygulanabiliyor. Yüze yapılan uygulamalarda seanslar yaklaşık 10-15, vücutta ise 30-45 dakika sürüyor. Daha kalıcı etki için, bir hafta ara ile 6-8 defa tekrarlanması öneriliyor. Uygulamadan hemen sonra ciltte hafif bir kızarma ve sıcaklık hissi meydana geliyor. FİYATI NE KADAR? Seansı 150 dolar. Sekiz seanslık paketler indirimli.
LPG CELLU M6KEYMODULENE VAAT EDİYOR? LPG uygulanan bölgelerde kan dolaşımını, lenfatik dolaşımı, dokulardaki metabolik atıkların vücuttan çıkışını artırıyor, fibroz bantları serbestleştirip deriye esneklik kazandırıyor. Deriden, kasa kadar tüm cilt altı dokularını yeniden şekillendiriyor.
NE SONUÇ VERİYOR? Tedavi süreci kişiye göre, 10-20 seans arasında değişiyor. Tedavi sırasında her hasta özel uygulama çorabı giyiyor. LPG endermoloji tedavisi tamamen ağrısız olmasının yanı sıra hastada stres azaltıcı ve rahatlatıcı etkilere sahip. Her seansta uygulama 35 dakika sürüyor.
FİYATI NE KADAR? 15 seanslık paket program fiyatı 750 YTL.
RADYO FREKANS NE VAAT EDİYOR? Radyo frekans dalgalarıyla çalışan makine vücutta zayıflama, toparlama, sıkılaşmaya yol açıyor. Selülit görünümünü azaltıyor. Hücrelerin etrafındaki dokulara ve dış deriye kesinlikle zarar vermiyor.
NE SONUÇ VERİYOR? 15 seansta ortalama iki beden incelme sağlıyor. Tedavi sırasında vücutta hafif bir karıncalanma hissi oluyor.
FİYATI NE KADAR? 15 seanslık paket 1470 YTL. Her seans yarım saat sürüyor.
BEAUTYTEK NE VAAT EDİYOR? Göğüslerin daha dik, poponun selülitsiz görünmesini neştersiz sağlıyor.NE SONUÇ VERİYOR? 45 dakikalık, 6 - 12 seans. Refresh Clinic’te seanslar 30 - 60 dakika arasında. Haftada 2 seans yeterli. 12 seans sonunda fotoğraf üstünde karşılaştırma yapılıyor, tedavinin etkinliği inceleniyor. Kalıcılık için ayda 1 seans öneriliyor.
FİYATI NE KADAR? Tüm bölgeler için, 12 seanslık paket programın fiyatı 850 YTL.
MEZOTERAPİNE VAAT EDİYOR? Mezoterapi tedavisi, bölgesel incelme ve sıkılaşmada etkili. Cilt altına özel ince iğnelerle dolaşım düzenleyici, yağ yakıcı, ilaç kombinasyonlu enjeksiyon prensibine dayalı. Dünya’da 1952 yılından beri uygulanıyor. Cilt altına ince iğnelerle dolaşım düzenleyici ve yağ yakıcı bir ilaç kokteylinin enjekte edilmesi prensibine dayanıyor.
NE SONUÇ VERİYOR? Bel, basen, kalça, bacak, karın, omuz, kol gibi yağ dokusunun fazlaca biriktiği her yere uygulanabiliyor. 6-12 seans sonucunda, ayda ortalama 1-2 beden incelme sağlıyor. Seanslar 10-15 dakika. Uygulama esnasında ağrı kesici krem ve spreylerin kullanımı ile acı hissedilmiyor.
FİYATI NE KADAR? Seası 120 YTL. Fiyatlar İstanbul’da bu işlemleri yapan merkezlerden alınmıştır.
SELÜLİT İÇECEĞİ DE VAR Nestle beslenme araştırmaları ve L’Oreal dermatoloji araştırmaları sonucu geliştirilen cildin kapitone görünümünü içeriden düzeltmeye yönelik gıda takviyesi inneov, suda eritilerek içecek haline getirilen çilek tadında bir pudra. Ürün derinlemesine işlemiş selüliti düzeltmek için drenaj-boşaltma etkisi ve cildi tekrar yapılandırma özelliğiyle selülitin iki kaynağını birden hedef alıyor. Günde 2 kez, yemek sırasında büyük bir bardak suda eritilerek içilen inneov este64,90 YTL.
HANGİ KREM NE İŞE YARIYOR?
Stendhal Recette M. Menu Minceur: Anti-aging özellikli inceltici bakım ürünü yağ depolanmasını engelelliyor ve daha önceden oluşmuş portakal görünümünü azaltıyor. Fiyatı 110 YTL.
Murat Firm and Tone Serum: Cilt sıkılığını ve elastikiyetini arttırarak cildin görünümünü yüzde 80 iyileştirmeye, selülit görünümünü yüzde 69 azaltmaya yardımcı olduğu klinik çalışmalarla ispatlanmış. Selülit tedavisinde çığır açan serum içerdiği, liposom kapsülleri ile aktif maddelerin cilde daha etkili bir şekilde nüfuz etmesini sağladığı için çatlak tedavisinde de etkili. Fiyatı 165 YTL
L’oreal Perfect Slim Pro: Yerleşmiş selülite karşı ilk yağ parçalayıcı tedavi. 15 günde yeniden şekillenmiş bir vücut iddiasında. Kremin kendinden masaj başlığı var. Drenaj etkisiyle vücudunuzu yeniden şekillendiriyor. Portakal görünümünü azaltıyor. Fiyatı 25 YTL.
The Body Shop Body Focus Cellulite Serum: Amino asit, kafein, B ve C vitamini içeren ürün aktif ve doğal bir karışımdan oluşuyor. Aynı zamanda içeriğinde cildi stresten koruyan doğal nem bariyeri var. Hem inceltiyor hem selülitleri azaltıyor. Fiyatı 53 YTL.
Oht Peptide 3 Sıkılaştırıcı Köpük: Selülit kremlerinin en pahalısı olan ürün efervesan özelliği ile diğerlerinden farklı. Çözünürlüğü çok yüksek. Köpük olduğu için geniş bir alana yayılıyor, cildin en alt tabakalarında dahi hızlı emilim sağlıyor. Bir ayda selülitlerde gözle görünür bir azalma oluyor. Fiyatı 250 YTL.
Dior Bikini Cellulite-Diet: Ultra fresh ve ince yapıdaki ürünün en önemli özelliği masaja gerek kalmadan uygulanması. Sürüyorsunuz, çıkıyorsunuz. Fiyatı 95 YTL.
Vichy Lipocure: Masaja gerek kalmadan uygulanıyor. İki haftalık bir kürle selülite karşı etkili olduğu belirtiliyor. 14 günde sorunun büyük bir bölümünü çözüyor. 65 YTL.
NIVEA body Good-Bye Cellulite: Jel-krem kıvamındaki formülü ile cilde kolayca uygulanırken, aynı zamanda serinletme etkisi yaratarak kan dolaşımını da hızlandırıyor. Selülitler dört haftada azalmaya başlıyor. Fiyatı 22 YTL
kaynak.hürriyet.com

25 Haziran 2007 Pazartesi

istanbul


Herkese iyi haftalar. Nihayet güzel şehrime kavuştum.Annemle içtiğim güzel bir türk kahvesi sonrası yazıyorum yazımı. Bu kahve için 2 ay bekledim!.O yüzden değerli benim için. Yaz tatilinin bu ilk gezisinde yapmayı planladığım bir sürü şey var.
İstanbul 'da sıcak, ama çok sıcak bir hava var.Bu sebeple kızımın' deniz parkı 'olarak adlandırdığı Ortaköy'e gitmek için akşam üstü serinliğini bekliyoruz.Gündüz Melis'in sevdiği yerler,akşam da arkadaşlarımla benim sevdiğim yerler gezilecek. Gerçi mekan hiç fark etmiyor. Dostlarımla içtiğim bir bardak çay ve onlarla beraber olmanın keyfi nerede olursa olsun beni mutlu ediyor.Ailesinden ve arkadaşlarından ayrı yaşayanlar neler hissettiğimi anlayacaklardır. Bloğumu kızım ve yeğenimden fırsat buldukça yenilemeye devam edeceğim. Şimdilik bu kadar....

23 Haziran 2007 Cumartesi

Yaz geldi,kayıklar görev başında....


Bir deniz klasiği

Bazen bir geminin cankurtaran botu, bazen de kavurucu yaz sıcağında gerçek bir can kurtaran. Boyu dört metreyi geçmeyen ama kürek çekme estetiği ile denizciyim diyenin ustalığı hakkında fikir veren bir klasiktir sandallar.
Okul yıllarında sevgililerin masum kaçamaklarının sessiz tanıklarından. Eskilerde gazino önlerindeki beleşçilerin rakı masası.
Yazın durgun sularda süzülürken, kışın çekeklerde ters kapak yazı beklerken, şanslıysa bir guletin ya da trandilin arkasında yaz boyu derin sularda gezinirken, Van Gölü'nden Atatürk Barajı’na, Karadeniz'den, Akdeniz'e, bütün sularda Anadolu kilimleriyle yarışacak renklerde görebiliriz sandalları. Onun sayesinde ıskarmoz her yerde ıskarmozdur. Van Gölü'nde kefal avlayan balıkçı da bodoslamaya bodoslama der, Atatürk Barajı'nda yolcu taşıyan adam da tutunduğu yere küpeşte der. Bu dil her yerde aynıdır. Ve bu dille ilk tanışmamız onun üzerinde olur. Usta olan seslenir:
- Binerken küpeşteye basma ve kıç üstüne git otur. Ha o küreğin palasını da denize indir.
Eğer bu dili bilmiyorsanız elinizde sandalın baş ipi öylece kalakalırsınız. Adını anlamadığınız bir yere basmamanız gerekiyordur. Onun da ötesinde arkadaşınız sizden, güncel yaşamda sık kullanmadığı bir kelimeyle ifade ettiği yere oturmanızı istiyordur. Bu yeni kelimeleri öğrenmek zorunda olduğunuzu anlarsınız ilk önce. Sonra arkadaşınız size küçümser bir ifadeyle bakıp parmağıyla gösterdiği yerin küpeşte olduğunu, kıç kelimesinin de denizlerde sıkça kullanıldığını ve ayıp bir anlama gelmediğini anlatır. Boynunuzu büküp sandalın kıçına geçip oturursunuz. Arkadaşınızın küreklerle yaptığı gösteriye takılıp kalırsınız. Yaptığı aslında çok kolaydır. İçinizden 'bunu ben de yaparım' geçer. Biraz açılmayı bekleyip başlarsınız mız mızlanmaya 'ben de çekicem' diye. Arkadaşınız kolay olmadığını söyler ama 'alt tarafı kürekleri suya sokup çıkarıyorsun,' dersiniz. Ancak öyle olmadığını daha ilk kürekte anlarsınız. Küreğin bir palası girerken biri çıkmaya başlar. Debelenmeye ara verip arkadaşınızdan yardım etmesini istersiniz. O size önce nasıl tutmanız ve ayaklarınızı nereye yaslamanız gerektiğini söyleyerek başlar size kürek çekmenin inceliklerini öğretmeye.
İşte yaşınız kaç olursa olsun bu sizin denizcilikle ilk tanışmanızdır.
Unutmayın hemen hemen bütün denizciyim diyenlerin denizle ilk tanışması sizinki gibi küçük bir sandalda iki tahta parçasıyla boğuşurken olmuştur. Yani kürek çekmek de, denizlerin kendine has dili de sandalda öğrenilir.
Şair ne der unutmamak lazım:
Aheste çek kürekleri mehtap uyanmasın!

kaynak.hurriyet.com.tr,Selcen Tanınmış , Ümit KÜRÜZ

21 Haziran 2007 Perşembe

fimo ile yapılmış kutu örnekleri....

Cıvıl cıvıl bahar gibi kutuların sahibi kurstan arkadaşım Fatma...Yaptığı diğer güzel şeyleri görmenizi isterdim. Sergimizde fotoğraflamak imkanı bulduğum için sadece bu iki örneğini yayınlıyorum. Fimolarla yaratmanın ve süslemenin sınırı yok. Her bir bölümü ayrı ayrı işlenmiş ve boyanmış. İtinayla, emek verilen herşey böyle güzel oluyor. Ahşap boyamayı bu yüzden çok seviyorum. Dümdüz bir tahta parçasını hayal gücünüzle bu hale getirmek ve görselliğe açmak insana özgüven veriyor.Bugün sınavımızda arkadaşımla yan yanaydık ve başarıyla bitirdik kursumuzu.İnşallah gelecek dönem tekrar karşılaşma fırsatı buluruz...



Önümüzdeki günler benim için çok yoğun olacak. Temmuz ayı için planlarım tamamen altüst oldu. İnşallah bloğuma zaman ayırabilirim. Sizlerle paylaşımlarım ailemden uzak olduğum zamanlarda beni rahatlatan en önemli unsurlardan biri oldu. Yazdığınız her yorum kendimi iyi hissettirdi ve beni bloğa daha da bağladı.Bloğuma vakit ayırdığınız için öncelikle arkadaş listemdeki herkese ,daha sonra da tüm ziyaretçilerime ayrı ayrı teşekkür ediyorum.

Geri dönüşüm çalışmaları,Eski şişelerinizi değerlendirin....


Dostlarla geçirdiğim güzel bir günün ardından,kızım babannesi ve dedesiyle kalmak isteyince eşimle güzel bir akşam yemeği,ardından da Ocean's 13' e gitme şansı bulduk.Sanki annemden izin almışım da ,gece sevgilimle çıkmış gibi hissettim kendimi..Bu tarz bir program için 2 gün öncesinden ayarlama yaptığım için aniden gelişen yalnızlığıma çocuklar gibi sevindim anlayacağınız.Çocuğu olan arkadaşlarım neler hissettiğimi anlamıştır zaten....Yarın kursumun MEB sertifika sınavı var.. Pazartesinden beri 10 a kadar uyuyabilmenin keyfini sürmekteyim...Sınav da 8.45 de olduğu için erken kalkacağıma üzülüyorum . İstanbul a gitmeme az kaldı. Gün saymalara başladım. Annemi,ama en çok İstanbul 'u özledim bu sefer...Bileti tek gidiş aldım:))))1 hafta kalmayı planlasam da ani bir kararla uzatabilirim de ....

Gelelim geri dönüşüm çalışmamıza....
Siyah ve beyazın güzel bir uyumu...
Koli bantıyla siyah kalan kısımlar kaplanır. Geri kalan kısımlar beyaza boyanarak buzlanır. Üzeri boncuk boyasıyla şekillendirilir. Daha sonra bantlar çıkarılır ve siyah cam boyasıyla boyanır. Tasarım tamamen sizin hayal gücünüze kalmış....

20 Haziran 2007 Çarşamba

Simit kurabiye





Hafta başından beri kendimi pek iyi hissetmiyorum. Hasta desem değilim.Vücudumun her yeri ağrıyor. Kolumu kaldıracak halim yok gibi....İnşallah kısa bir süre içinde geçer. Melis tatil moduna çok çabuk geçti.Sabah geç saatlerde kalkmaya ve haliyle geç yatmaya başladı. Öğleden sonra bahçede geçirdiği saatlerde nasıl eğleniyor anlatamam. Eski oyunlarımız hala devam ediyor. Sek sek,ip atlama,yakantop derken eve geldiğinde felaketl yorulmuş oluyor .Bütün gün televizyon veya bilgisayar başında oturmadığı için çok seviniyorum. Dün apartmandaki diğer kızlarla yaptığı pikniğin tadı hala damağında...Çimlerin üstüne örtüler serildi,yüzlerindeki sırıtış eşliğinde yemekler yendi. Daha sonra bebeklerini ve oyuncak çay takımlarını bahçeye indirerek evcilik oynamaya başladılar. Yüzündeki gülümseme her şeye değer. Piknik için ben sigara böreği hazırladım.Biricik komşum Demet'de bu kurabiyeleri yapmış.Tadını çok beğendim ve sizler için hemen tarifini aldım.

malzemeler
1 paket margarin
1 çay bardağı sıvıyağ
1/2 çay bardağı su
1 tatlı kaşığı mahlep
1 tatlı kaşığı şeker
1 tutam tuz
1 paket kabartma tozu
Aldığı kadar un
1 yumurta(sarısı içine,beyazı dışına)
yapılışı
Bütün malzemeler sırayla karıştırılır.Yoğurulur.Resimdeki gibi şekil verilir. Önce yumurtanın beyazına daha sonra susama batırılır.170 derece fırında üzeri hafif kızarana kadar pişirilir.